5 Maddede Sosyal Medya Çocuğumuzun Özgüvenini Nasıl Zedeler?

0
Sosyal Medya Ergenlerin Özgüvenini Zedeliyor.
Sosyal Medya Ergenlerin Özgüvenini Zedeliyor.

Çoğumuz küçük çocuklarımızın ekran başında uzun saatler geçirmeleri konusunda dikkatli davranıyoruz. Çocukların öğrenmeye, gelişmeye ve sosyalleşmeye en açık oldukları dönemde ellerindeki tablete saatlerce gömülmelerinin olumsuz etkileri hemen herkes tarafından kabul edilmiş görünüyor.

Ancak ailelerin aynı dikkati ergen çocuklarının alışkanlıklarına gösterdiklerini söyleyemeyiz. Küçük çocuklar teknolojik araçlardan özenle korunurken ergen çocukların sosyal medyadan koruması için çok az sınırlar koyuyor. Oysa uzmanlar sosyal medya paylaşımlarının, mesajlaşmaların, paylaşılan selfielerin saatlerce oynanan bilgisayar oyunlarından daha az zararlı olmadığı, hatta sosyal medyayı hayatının merkezine oturtan ergenlerin kaygı bozukluğu ve özgüven eksikliği gibi olumsuz deneyimler yaşadıklarını belirtiyorlar.

İngiltere’de gerçekleştirilen bir araştırmanın sonuçları da bu bulguları destekler nitelikte. Buna göre 14-24 yaşlar arasındaki gençlerin snapchat, facebook, twitter ve ınstagram gibi platformlarla olan uzun süreli etkileşimleri depresif duyguları, kaygıyı, fiziksel görünümleriyle ilgili endişeleri ve yalnızlığı tetikliyor. Nasıl mı? Gelin detaylarıyla inceleyelim.

1. Sosyal Medya Çocuklarımıza Sahte Bir Arkadaşlık Duygusu Yaşatır!

Tüm anne babaların bildiği gibi, ergenler okul dışındaki tüm zamanlarında kendilerini meşgul etmek konusunda çok ustadırlar! Ders çalışmadıkları (ve çalıştıkları) sürelerde telefonları her zaman ellerinin altında olur. Arkadaşlarıyla iletişimlerini asla kesmezler. Tabi ergenler akıllı telefonlar icat edilmeden önce de çok meşguldüler. O günlerde mesaj atmak yerine ev telefonunu meşgul ediyorlardı.

Bu ‘sosyalleşme’ annelere çok amaçsız gözükse de aslında çocukların bunu yaparken bir hedefleri vardır. Çocuklar bu yolla onlarca küçük ayrıntı üzerinde kendilerini anlatmaya, karşılarındakini anlamaya çalışır ve kendilerini toplum içinde test ederler. Ergenler açısından bu gün yaptıkları da aslında aynı sosyalleşmenin devamıdır; sadece yüz yüze değil bir ekran aracılığıyla gerçekleşir.

Bununla birlikte ekranlarda sağlanan sosyalleşmede çocukların yüzyüze ilişkide yapmak zorunda oldukları pek çok beceriyi ortadan kaldırır. Beden dili, yüz ifadeleri gibi otomatik tepkiler ya da düşüncelerini dürüstlükle açıklamak, arkadaşına destek olmak, empati kurmak gibi sosyal beceriler geliştirilemez. Yani ergenler sosyalleştiklerini, arkadaşlık kurduklarını düşünseler de arkadaşlık kurmanın–genç yaşta öğrenilmesi gereken- temel becerilerini öğrenemez, bunun eksikliğini de fark edemezler.

Gerçek olmayan bir arkadaşlık ortamında büyümek çocuğu ilişki kurmak konusunda deneyimsiz büyümesine neden olur.
Gerçek olmayan bir arkadaşlık ortamında büyümek çocuğu ilişki kurmak konusunda deneyimsiz büyümesine neden olur.

2. Sosyal Medya Arkadaşlık Becerilerini Öğretemez

Gerçek arkadaşlık başka beceriler de ister. Bunlardan biri risk almaktır. Her yeni insanlarla tanıştığımızda ve  arkadaşlığımızı sürdürdüğümüz de sosyal riskler alırız. Gerçek arkadaşlıklar sorunlarla, sorumluluklarla, fikir ayrılıklarıyla sınanır. Çocuğun kendi düşüncesini söylemesi, karşı çıkması ya da işbirliği yapması da beklenir. Bütün bu beceriler arkadaşlığı hem eğlenceli ve heyecanlı hem de gerek yapan unsurlardır. Yıllar içinde bu becerileri geliştirmek, kendini doğru ifade etmek, duygusal riskler olmak çocuğun kişiliğini geliştirir ve özgüvenini arttırır. Çocuklar bu tutumları sosyal medya da deneyimleyemez.

3. Sosyal Medya Kendini Doğru İfade Etmeyi Engeller

Sosyal medyadaki arkadaşlıklar güçlüklerle, çatışmalarla, anlaşmazlıklarla sınandığında çocuklar kendilerini doğru ifade edemez –ya da etmekle uğraşmazlar. Standart, kısa bir mesajın ardına saklanmak ya da sadece susmak için pek çok riskli durumu ortadan kaldırır. Hatta çocukların bazen kendi fikri açıklamadan aylarca, yıllarca sessiz bir izleyici olmasına izin verir.

Bir mesaj söz konusu olduğu zamanlarda bile gerçek zamanlı bir konuşma yaşanmaz, çocuk sözlerinin nasıl bir etki bıraktığını anlayamaz. İlişkiler bu medyanın adı gibi ‘sanal’ yaşanır.

Böyle gerçek olmayan bir arkadaşlık ortamında büyümek çocuğu ilişki kurmak konusunda deneyimsiz büyümesine neden olur. Pek çoğu kendilerinden önceki kuşakların en çok severek yaptıkları beceriyi –konuşmayı tedirgin ve isteksizce yaparlar. Uzun konuşmalar yapmaki kendi fikirlerini savunmak, karşısındakinin argümanlarını dinlemek hatta duygusal ilişkilerde kendini ifade etmek bu kuşaklar için enerji isteyen zorlu bir beceri halini alır.

Ancak daha güzel gözüktüklerinde, daha şık giyindiklerinde ya da daha farklı olduklarında kabul edileceklerini düşünmek, her zaman mutlu, kusursuz görünmeye çalışmak kızların zaten düşük olan özgüvenlerini daha fazla zedeler.

4. Kızlar Daha Zor Durumda!

Öte yandan sosyal medyanın en çok zarar verdikleri onun en ciddi destekçileri olan kızlardır. Kızlar olduklarından daha ‘çekici’ daha ‘yetişkin’ bir izlenim yaratmak konusunda bir eğilim içindedirler. Ancak daha güzel gözüktüklerinde, daha şık giyindiklerinde ya da daha farklı olduklarında kabul edileceklerini düşünmek, her zaman mutlu, kusursuz görünmeye çalışmak kızların zaten düşük olan özgüvenlerini daha fazla zedeler.

5. Aldıkları Likelar Çocuklara Sahte Bir Kabul Duygusu Yaşatır

Yaşıtları tarafından kabul edilmek ergenler için çok önemlidir. Maalesef sosyal medyanın ergenlerin bu ihtiyacını karşılamak için çok güçlü bir aracı var: Like sayıları.

Sosyal medya profillerinin aldığı beğenme rakamları ergenler için sosyal kabulün yerini aldığından ergenler aslında olduklarından daha farklı profiller yaratmak, başka insanlar olmak için uğraşmaktadırlar.

Her zaman mutlu, başarılı, kusursuz, iyi giyinmiş, hedeflerine ulaşmış bu profil aslında çocuğun kendisine dair eksiklerini göstermekte ve özgüvenini derinden sarsmaktadır. Aldığı likeların kendisine değil yarattığı kişiye geldiğini gören ergen yetersizlik hissetmeye başlar. Gerçek kişilik ile yaratılan profil arasındaki fark ne kadar fazlaysa çocuğun kaygısı o kadar yükselecektir.

Kaynak: Rachel Ehmke’nin How  Using Social Media Affect Teenagers adlı makalesinin çevirisidir.