Aile Geliri: Hala Akademik Başarının En Önemli Belirleyicisi

0
Aile Geliri: Hala Akademik Başarının En Önemli Belirleyicisi
Aile Geliri: Hala Akademik Başarının En Önemli Belirleyicisi

Akademik başarı nedir? Bir çocuğun ilkokul birinci sınıftan başlayarak basamakları teker teker tırmanmasını, iyi üniversitelerin ipini göğüsleyip mezuniyet kepini bulutlara fırlatmasını sağlayan nedir? Zeka mı? Anaokuluna erken gitmiş olmak mı? Iyi öğretmenler mi? Özel dersler mi? Hepsi mi?

Akademik başarı dendiğinde çoğumuzun aklına zeka, öğretmen desteği ya da iyi okullar gibi geleneksel faktörler gelse de deneyimli eğitimciler iyi öğrenciyle zayıf öğrenciyi birbirlerinden ayıran asıl önemli faktörün ne olduğunu bilirler: Son yıllarda yapılan pek çok araştırmanın da gösterdiği gibi öğrenci performansını etkileyen en önemli etmen çocuğun ailesinin sosyo-ekonomik düzeyidir.

Ne Yaşadığın Değil, Nasıl Algıladığın

Anne babanın düzeyi ve içinde bulundukları ekonomik koşullar çocuğun hayatında nasıl ilerleyeceğini ve hayatının ne kadar süreceğini doğrudan etkiler. düzeyi yüksek olan ebeveyn çocuklarının derslerini takip eder, birlikte ders çalışır ve öğretmenle yakın ilişki kurarak okul hayatını desteklerler.

Ekonomik durum ise farklı şekillerde kendini gösterebilir.  Örneğin bazı araştırmaların gösterdiği gibi ekonomik durumun kendisinden çok çocuğun bu durumu nasıl algıladığıdır.

Gelir düzeyi, ırkla birlikte akademik başarıyı etkıleyen en olumsuz faktör
Gelir düzeyi, ırkla birlikte akademik başarıyı etkıleyen en olumsuz faktör

Yoksul Olmaktan Çok Yoksulluğu Fark Etmek

Örneğin Latin Amerika ve Afrika ülkelerindeki öğrencilerin matematik performanslarının karşılaştırıldığı bir araştırma çocuğun sosyo-ekonomik düzeyi kadar bu düzeyin öğrenci tarafından nasıl algılandığının da etkisini ortaya çıkarmaktadır. Güney Afrika ve Brezilya gibi zengin ülkelerde yaşayan ve zenginle yoksul arasındaki eşitsizliği daha fazla hisseden yoksul öğrencinin matematik performansı, Uganda ve Mozambik gibi yoksul ülkelerde yaşayan ve kendini göreceli olarak daha az eşitsiz hisseden yoksul öğrencilere göre daha düşük gerçekleşmektedir.

Dahası gelir eşitsizliğinin akademik performans üzerindeki etkileri ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde de kendini göstermektedir. Örneğin Toronto’da yapılan bir başka araştırma gelir düzeyini ve ırkla birlikte akademik başarıyı etkileyen en olumsuz faktör olduğunu ortaya koymaktadır.

Kendini Yoksul ve Ezilmiş Hisseden Çocuk Başaramıyor

Şunun altını çizmeliyiz: Gelir eşitsizliği eğitimle sağlayabileceğimiz başarının üzerinde bilişsel ya da biyolojik tüm faktörlerden daha sistematik bir etkiye sahip. Yoksulluğun beyin ve bilişsel gelişim üzerindeki olumsuz etkilerini zaten biliyoruz; artık bilim adamlarının sosyo-ekonomik koşulların etkisini de göz önüne almaları, eğitimci ve politikacıları bu etki konusunda uyarmaları gerekiyor.

Araştırmalarımız sırasında görüşme fırsatı bulduğumuz ve yoksul semtlerin okullarında görev yapan öğretmenler de ‘sınıf içinde yapılan hiçbir eğitim uygulaması öğrencinin öğrenme kapasitesi üzerinde onun sosyo-ekonomik koşullarından daha etkili olamayacağının’ altını çiziyorlar.

Eğitimciler ve öğrenme bilimiyle ilgilenen nörobilimciler açısından önemli olan şu: Eğitimin ve bilimin apolitik penceresinden bakarken pek çok bilim insanı sosyo-ekonomik koşulların önemini fark edemiyor. Eğitimciler her zaman öncelikle sınıf içi uygulamalara, müfredata, bilgi aktarımı gibi uygulamalara bakıyorlar. Oysa son bulguların ışığında eğitimcilerin ve nörobilimle uğraşanların öğrenme uygulamalarının yanı sıra eğitimde fırsat eşitliği sağlayacak yapısal eğitim politikalarının oluşumunda önerilerde bulunmaları gereklidir.

Aile Geliri: Hala Akademik Başarının En Önemli Belirleyicisi
Geliri: Hala Akademik Başarının En Önemli Belirleyicisi

Dahası yüksek standartlarda erken çocukluk eğitiminin sağlanması, eğitimde fırsat eşitliğinin desteklenmesi, her öğrencinin nitelikli eğitime ulaşımının sağlanması gibi temel politikaların geliştirilmesini savunulmalıdır. Çünkü nörobilim ya da teknoloji gibi modern eğitim bulguları ancak bu koşullarda gerçekten sonuç verebilecektir.

Kaynak: Rebecca Merleyin Inequality is Todays Biggest Challenge for Fostering Learning adlı makalesinden özetlenmiştir.

Önceki İçerikUtangaç Çocuklar için 6 Adımlık Özgüven Planı
Sonraki İçerikModern Zamanlarda Sıklıkla Yaptığımız 3 Ebeveynlik Hatası
1969 Lüleburgaz doğumludur. İstanbul Üniversitesi ve Buckingham Üniversitesi’de İşletme Yönetimi eğitimi almıştır. Mesleki hayatına ‘Öğrenme’ üzerine çalışmalar yaparak başlamış, ASTD’nin Eğitim Yönetimi sertifikasını alarak Türkiye’de Kurumsal Eğitim Yönetimi, İhtiyaç Analizi, Eğitim Etkinliğinin Dört Basamaklı Analizi seminerlerini vermiştir. Bu dönemde ‘Yeniden Öğrenme’ (Nobel) adlı kitabı yayınlanmıştır. 2000-2016 yılları arasında bir özel eğitim kurumunda yönetici olarak çalışmış aynı zamanda Beyin Temelli Öğrenme, Eğitim Psikolojisi, Yetişkin Eğitimi alanında çalışmış; Fatma Gök ve Rıfat Okçabol’lun derslerine katılmış; Michael Apple, Peter Mayo, Jerrold Lyne Kachur, Mike Cole, Roger Dale, Susan Robertson, Peter Mclaren gibi eğitimcilerin seminerlerine katılmıştır. 2008-2013 yılları arasında Birgün Gazetesi Eğitim Sayfasında köşe yazıları yazmış, 2014’te Aileye Rağmen (Asi Kitap) adlı kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz