Akran Zorbalığı: Şiddeti Önleyen Okul Kültürü Nasıl Yaratılır?

Eğitim PolitikalarıEğitimciler İçin
Akran Zorbalığı Şiddeti Önleyen Okul Kültürü Nasıl Yaratılır?

Bir zamanlar seyrettiğimiz ABD yapımı gençlik filmlerinin değişmez konusu akran zorbalığıydı. Bir grup kız öğrencinin ya da delikanlının filmin masum kahramanına haksızca saldırdığını görür de bunun neden yaşandığını bir türlü anlayamazdık. Bizim okullarımızda böyle şeyler yaşanmazdı.

Oysa günümüzde aynı sınıftaki öğrencilerin birbirlerine şiddet uygulaması giderek artıyor; her geçen gün akran zorbalığının yeni türlerini duyuyoruz. Sadece birkaç yıl öncesine kadar okullarımızda görmediğimiz, ciddiye almadığımız bu şiddet türü önümüzdeki yıllarda okullarımızdaki en temel sorunlardan biri olmaya aday.

Uygulayan farklı, İçeriği Farklı

Üstelik yeni nesil akran zorbalığı daha önce bildiklerimizden daha farklı özellikler gösteriyor. Örneğin şimdiye kadar akran zorbalığının akademik başarısı daha düşük, aile bağları zayıf ebeveynlerin çocuklarından kaynaklandığına inanırdık. Yeni araştırmalar bunun gerçek olmadığını hatta akran zorbalığının, hane halkı gelirinin yüksek olduğu okullarda ve özel okullarda daha hızlı yükseldiğine dair veriler paylaşıyor.

Bir başka değişim zorbalığı uygulayanın kimliğinde yaşanıyor. Eskiden bazı okullarda yaşıtlarına şiddet uygulayan ya da zorbalık yapan bir grup öğrenci olur, neredeyse her vaka bu öğrencilerle ilişkili olurdu. Bir sorun olduğunda idareciler ya da öğretmenler hangi öğrencinin sorumlu olacağını kolayca tahmin edebilirlerdi. Günümüzün yeni nesil zorbalığında ise neredeyse her öğrenci en yakın arkadaşına zorbalık uygulamaya aday! Bir gün zorbalıktan şikayet eden öğrencinin, bir başka gün yakın arkadaşına zorbalık uygulayan olduğunu görmek işten bile değil! Bu niteliğiyle yeni nesil zorbalık, her geçen gün farklı şekilleriyle karşılaştığımız ve giderek daha fazla baş etmek zorunda kalacağımız bir sorun halini almaya başlıyor.

Akran Zorbalığını Önlemek Kimin Sorumluluğu?

Peki, okullardaki akran zorbalığını fark etmek, yönetmek önlemek kimin sorumluluğudur? Bu soruyu sorduğumuz neredeyse tüm idareciler ve öğretmen size aynı kişiyi işaret edeceklerdir. Evet,  doğru tahmin ettiniz. Okul psikolojik danışmanını.

Oysa giderek artan bu şiddet eğilimini sadece psikolojik danışmanın duyarlılığı ile ortadan kaldırmak neredeyse imkansızdır. Gelecekte çok daha derin şiddet vakalarıyla karşılaşmak  istemeyen okulların; idareci, öğretmen, psikolojik danışmanlar ve tüm okul çalışanlarıyla birlikte hareket etmeleri önemlidir.

Her Yöntem Eşit Derecede Etkili Değil!

O zaman sorumuzu şöyle değiştirelim. Akran zorbalığını engellemeyi hedefleyen bir okulun atması gereken adımlar nelerdir? Okul yöneticileri hangi karar ve uygulamalarla akran zorbalığının önüne geçebilirler?  Öğretmenler sınıflarında nasıl bir farkındalık, duyarlılık geliştirebilirler? Hangi sınırlar, değerler ve öncelikler öğrencilerimizin birbirlerine şiddet uygulamadan, barış ve dayanışma içinde büyümelerini sağlar?

Öncelikle şu bilginin altını çizmeliyiz. Pek çok alanda olduğu gibi akran zorbalığını önlemede de belirlenmiş tek bir uygulama, politika yoktur ve her yaklaşım eşit derecede etkili değildir. Bir okulun kendi koşullarına uygun bularak uyguladığı ve sonuç aldığı bir uygulama sizin okulunuz için doğru çözüm olmayabilir. Bu nedenle seçilen uygulamanın öncesinde uzun uzun düşünülmesi ve uygulama sonuçlarının dikkatle gözlemlenmesi gerekmektedir. Uygulamada ise öğretmenlerin tercih ettikleri uygulamalar, teknik olarak üzerinde düşünülmüş değil meslektaşlarından aldıkları yorumlara göre seçilmiş yöntemlerdir.

Ancak şu temel kuralın altını çizebiliriz: Akran zorbalığına dönük önleme, yasak getirme, cezalandırma içeren düzenlemelerden çok, değerler, sınırlar ve yaşam tarzı üzerinden yapılan kültürel dönüşümlerin daha etkili olduğu bilinmektedir.

Örneğin araştırmalar yaşanan zorbalık sonunda çocukların kendi aralarında uzlaşmalarını hedefleyen ve öğretmenlerin sıklılkla tercih ettiği Akran Arabuluculuğu gibi yöntemlerinin şiddeti azaltmadığı hatta tersine arttırdığını göstermektedir. (Yetişkinler arası şiddet vakalarında  kurbanlarından asla kendilerine şiddet uygulayanlarla “uzlaşmaları ” istenmez.)

Teknikler Değil, Kültürel Dönüşüm!

Akran zorbalığını önleyen yöntemler hangileridir? Uzmanlar, akran zorbalığını (diğer saldırganlık biçimleriyle birlikte) azaltmanın yolunun  kısa süreli metotlardan, ceza ve sınırlamalardan değil her öğrencinin kendini güvende hissedeceği, karşısındakine saygı duyacağı geniş kapsamlı kültürel dönüşümlerden geçtiğinin altını çiziyor. Bu dönüşümde özellikle iki yaklaşım öne çıkıyor.

  • Yapıcı okul kültürü
  • Sosyal duygusal öğrenme

Yapıcı Okul Kültürü Yaratmak

Okul kültürü ya da iklimi denen kavramı tanımlamak zor olsa da varlığını ve niteliğini hissetmek zor değildir. Okul kültürünü okulun karakteri ya da ruhu olarak tanımlayabiliriz. Öğrencilerine, öğrenme ve gelişim yapıcı değerlere sahip okullar çocukların sağlıklı gelişimini, güvenliğini ve sınırlarını korumayı başarırken; kültürü olamayan ya da olumsuz iklime sahip okullar öğrencilerine güvensizlik ve belirsizlik duygusu hissettirirler. Bu sahipsizlik duygusu, akran şiddetinin artmasına neden olan etmenlerden biridir.

Bir okulun kapısından içeri girdiğimizde o okulun iklimini hissedebileceğiniz çok fazla ‘an, olay, sorun ve çözüm ’ vardır. Bazen idarecilerin öğretmenlerle, bazen öğretmenlerin kendi aralarındaki iletişim biçimi; okulun günlük rutinlere sahip olup olmaması, öğrenciler arasındaki dayanışma duygusu, birlikte öğrenmeye, eğlenmeye, paylaşmaya verilen değer, hatta teneffüslerdeki hareket bile bize bu kültürün işaretlerini gösterir.  Okulda idarecilerin gücü kullanma ve ifade etme biçimi de okul kültürünü etkileyen önemli bir boyuttur. Doğru tutumlar, yapıcı duyguları geliştirir. Öğretmen, öğrenci ya da çalışan, bünyesindeki her bireye saygı duyan bir iklim; tıpkı sağlıklı bir bağışıklık sistemi gibi içindeki şiddeti, olumsuzluklar onarır, tedavi eder.

Etkili Yöneticilik Zorbalığı Engeller

Doğal olarak iyi bir okul kültürünü sağlayacak olan da nitelikli liderliktir. Zorbalık açısından yaklaşıldığında nitelikli okul yöneticileri, okuldaki şiddetin ve zorbalığın sınırlarını da belirleyen kişiler olacaktır.

Okul idarecisinin “çocuktur olur böyle şeyler..!”den “öğrencilerimizin hepsinin psikolojik sağlamlığından sorumluyuz.”a kadar uzanan bir süreçte olmayı seçtiği konum, okulun zorbalığa karşı tavrının en önemli belirleyicisidir.

Okul idarecisinin; 

  • Bir öğrencinin yaşadığı zorbalığın, uyguladığı zorbalığın ya da zorbalık tanıklığının izlerini ömür boyu zihninde taşıyacağını anlaması;
  • Okulundaki tüm öğrencilerde psikolojik sağlamlık geliştirmeyi hedeflemiş olması;
  • Olumsuz, zorlayıcı ya da zorbalık içeren tutumların bir bölümünü normal sayıp saymaması;
  • Olumsuz, zorlayıcı ya da zorbalık içeren tutumları yönetmek için cezalandırmayı tek çözüm olarak görüp görmemesi;
  • Psikolojik danışmanlıkla yönetilebilecek tipik gelişim süreci sorunları ile zorbalık tanımına giren tutumlar arasındaki farkı görmesi;
  • Şiddet doğuran tutumlara önlemeye öncelik verip vermemesi gibi boyutlar bir okulda akran zorbalığının süreçlerinin yönetilme kalitesini belirler.

Öğretmenlerin;

  • Sınıflarındaki her öğrenciyi eşit görme ve haklarını savunma konusunda duyarlılığı;
  • Sınıfında güvenli ve dayanışma içeren bir öğrenme ortamı yaratma konusundaki isteği;
  • Sınıfının güvenli olması konusundaki kuralları ifade ediş biçimi;
  • Psikolojik zorbalık tutumlarını fark etmek konusundaki dikkati,
  • Zorbalık davranışının söndürülmesi konusundaki bilinci,
  • Zorbalığa uğrayan öğrenciyi desteklemek konusundaki kararlılığı
  • okuldaki akran zorbalığı vakalarının sayısını ciddi oranda azaltacaktır.

Sosyal Duygusal Öğrenme Zorbalığı Azaltır!

Akran zorbalığını azaltan etkili faktörlerden diğeri de sosyal duygusal öğrenme uygulamalarıdır. Çok sayıda meta-analiz ve araştırma bulgusu, sosyal duygusal öğrenme becerilerinin öğrenciler arasında duygusal gelişimi, öz-düzenlemeyi, sınıf içindeki arkadaş ilişkilerinin niteliğini geliştirdiğini göstermektedir. Sosyal duygusal öğrenme ilkelerinin uygulandığı okullarda anksiyete, depresyon gibi sorunlar azalır; saldırganlık, zorbalık, öfke, düşmanlık gibi olumsuz davranışlar azalır; akademik başarı, dayanışma ve yaratıclık gibi boyutlar yeşerir.

Örneğin 36 birinci sınıf öğretmeniyle gerçekleştirilen bir çalışma, öğretmenlerin öğrencilerini duygusal olarak destekledikleri sınıflardaki çocukların, öğrencilerin duygusal öğrenmelerini geliştirmeyi hedeflemeyen sınıflardaki öğrencilere kıyasla  daha az öfkeli, daha az saldırgan ve daha fazla öz-denetim becerisine sahip olduklarını göstermektedir.

Bir başka meta-analiz öz-denetim ve bilişsel esneklik becerilerini geliştirmenin akran zorbalığı kurbanı olmaya karşı önemli bir beceri olduğunu savunurken; sosyal yeterlilik ve akademik başarının da öğrencileri zorbalığa karşı koruduğunu kanıtlamaktadır.

Sosyal Duygusal öğrenme kavramlarını yakından tanımak öğretmenler açısından da faydalıdır. Bu becerilere sahip olan öğretmenler daha yüksek mesleki doyuma, daha az tükenmişliğe sahiptir. Öğrencilerine karşı daha yapıcı bir dil kullanır, tepkilerini düzenler, yaratıcılığın, eleştirel düşünmenin, bilişsel esnekliğin gelişmesini sağlarlar.

Sadece Okulla Olmaz!

Yine de şunun altını çizmeliyiz. Okullar, akran zorbalığını tek başına engelleyemezler. Bu süreçte öncelikle ailelerin desteği önemlidir. Çünkü akran zorbalığı bazen çocuğun kendi ailesinde gördüğü ve normal saydığı tutumlardan oluşur.

Aslına bakarsanız zorbalık sadece bir çocukluk sorunu değil fazlasıyla yaygınlık bir insanlık sorunudur. Yetişkinler ırkları, cinsiyetleri, hayata dair tercihleri ya da sadece tenlerinin rengi nedeniyle zorbalığa uğramaktadır.

Bir başka deyişle çocukların biricikliği ve korunması hakkında düşünür ve çocukların korunmasına dair programlar geliştirirken çok daha geniş bir açıdan bakmaya başlamak belki de ilk adımımız olmalıdır.

Çünkü birbirimize saygı duyduğumuz bir dünya yaratmak  ebeveynler, öğretmenler ve yöneticiler olarak zorbalığın ve her türlü şiddetin karmaşık kökleri ve şiddetin bazı güç odakları tarafından hala nasıl körüklendiğine dair düşünmemizden geçer.

Bu makale sizin için faydalı olduysa “Öğretmenler İçin Akran Zorbalığını Engellemenin 8 Yolu” adlı makalemize de göz atabilirsiniz.

Kaynak:
Bu makalenin hazırlanmasında  Berkeley Üniversitesi ve Yale Üniversitesi Duygusal Zeka Merkezi’nde görev yapan profesör Diana Divecha ve  Mark Brackett’in çeşitli makalelerinden faydalanılmıştır.
Etiketler: akran zorbalığı, okul kültürü, sosyal duygusal öğrenme

İlginizi Çekebilir

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin

Eğitim Kolektifi’nin Büyümesine Destek Olun!

İçeriklerimizi beğeniyorsanız daha fazla okuyucunun bize ulaşmasına destek olun.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edin, Beğenin, Paylaşın.

Takipte Kalın!

Facebook sayfamızı beğenin ve yeni yazılarımızdan haberdar olun.

Reklam

Yazar Hakkında

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.

milli eğitim bakanı olsaydım kitap
eğitim kolektifi milli eğitim bakanı olsaydım kitap satın al

Milli Eğitim Bakanı Olsaydım

Orijinal fiyat: 150 ₺.Şu andaki fiyat: 90 ₺.

Ahmet Yıldız, Ayşegül Kanal, Cem Demirayak, Gözde Durmuş, Engin Karadağ, Erdal Atıcı, Erdal Küçüker, Esergül Balcı, Fevziye Sayılan, Feyzi Coskun, Gökçe Güvercin-Seçkin, Gözde Durmuş, Hasan Aydın, M. Cansu Balcı, Meral Uysal, Mustafa Gazalcı, Niyazi Altunya, Nurcan Korkmaz, Orhan Özdemir, Reşide Kabadayı, Rıfat Okçabol, Selen Balcı, Ş. Erhan Bağcı, Vildan Özdemir
Eğitim Kolektifi Yayınları
Reklam

En Yeniler

En Popüler

Dosyalar

Reklam