‘Anne, Corona Bizi de Öldürecek mi?’ ya da 5 Maddede Çocuklara Coronayı Nasıl Anlatalım?

Aileler İçin
Aileler İçin
Çocuklar olaylara nasıl tepki vereceklerine çevrelerindeki yetişkinleri gözlemleyerek karar verirler.
Reklam
A+ A-

Son günlerde  dünyanın her köşesinde konuşulan tek bir konu var: Yeni korona virüs ya da resmi ismiyle Covid-19.  Çoğumuz belki de ilk defa bir salgın hastalığı hayatlarımızın bu kadar içinde hissediyor, kaygıyla hayatlarımızı yeni kurallara göre düzenlemeye çalışıyoruz.  Yaşanan bilgi kirliliği kaygımızı yükseltiyor, haberler uzak ülkelerden bile gelse bizi korkutuyor.

Peki, Biz televizyon ekranlarından, sosyal medyadan  bilgilenmeye çalışırken çocuklarımız neler yaşıyorlar?  Bilgilerini hangi kaynaklardan alıyor, hastalık konusunda neler duyuyorlar?  Yetişkinlerin sohbetlerini bile etkileyen abartılı bilgiler çocuklar arasında nasıl yorumlara neden oluyor?

Çevrelerinde sürekli hastalık haberleri ve ölümler konuşulurken çocuklarımızın kaygılanmaması mümkün mü?

Çevrelerinde sürekli hastalık haberleri ve ölümler konuşulurken çocuklarımızın kaygılanmaması mümkün mü?

Kaygılanmak İçin Haklı Nedenleri Var!

Çocuğunuzun sizin gibi haber kaynaklarına ulaşamadığını, salgın hastalık kavramını bilmediğini ve bu nedenle kaygılardan korunmuş olması gerektiğini düşünebilirsiniz. Oysa çocuklar pek çok kaynaktan, çok çeşitli haberleri duyuyor; daha önemlisi bu bilgileri yorumlamakta zorluk çekiyorlar.  Gelin sadece günlük hayatta sıklıkla duydukları şu cümlelere  bir bakalım:

· Ne yazık ki, tüm maskelerimiz bitti. (Herhangi bir eczane çalışanı)

· Coronavirüs sana geldiği gibi ölürmüşsün baba… (Anaokulundan kızını alan bir babanın duyduğu cümle)

· Kızım, kendi ellerini ve çocukların ellerini sürekli yıkadığından emin ol… (Anneannenin bir cümlesi)

· Dünya Sağlık Örgütü son güncel bilgileri paylaştı… (Akşam haberleri)

· Ülkemizdeki ilk vaka tespit edildi… (Son dakika haberleri)

· Anne, hepimiz ölecekmişiz… (Okul bitiminde annesini arayan 13 yaşındaki bir erkek öğrencinin cümlesi)

Çevrelerinde bütün bunlar konuşulurken çocuklarımızın kaygılanmaması mümkün olabilir mi? Peki o zaman çocuğumuzun kaygısını anlamak, onu korkutmadan bilgilendirmek için neler yapabiliriz?  Gelin 5 temel başlıkta çocuklara nasıl yardımcı olabileceğimize hep beraber göz atalım…

1.Dinleyin

Çocuğunuz size gerçekten ne diyor? Çocuklarınızın ne duyduklarını, ne anladıklarını ve kafalarında gezinen soruları tam anlamıyla dinleyin. Çocukların okuldan, akranlarından, televizyondan ne kadar bilgi edindiklerini hiçbir zaman tam olarak bilemeyiz. Çocuklar içinde bulundukları gelişim özelliklerine bağlı olarak anlamadıkları bir olayı hayal güçleriyle zenginleştirip bambaşka bir olay haline getirebilirler. Unutmayın çocuklar çok iyi gözlemlerler ama çok kötü yorumculardır… Çocukları sessiz bir ortamda dinleyerek hatalı bilgilerini mutlaka düzeltin.

Çocuklar olaylara nasıl tepki vereceklerine çevrelerindeki yetişkinleri gözlemleyerek karar verirler.

Çocuklar olaylara nasıl tepki vereceklerine çevrelerindeki yetişkinleri gözlemleyerek karar verirler.

2. Sakinliğinizle Model Olun

Uçakta bir türbülans yaşandığında kaptan pilot anons yaparak türbülans hakkında bilgi verir ve sakin olunmasını ister. Kaptan pilotun da yaşanan türbülans karşısında panik olduğunu, sesinin titrediğini ve kelimeleri tam olarak söyleyemediğini hayal eder misiniz? Hayal bile edemiyorsunuz değil mi?

Çocuklar yaşanan olaylar karşısında nasıl tepki vereceklerini çevrelerindeki yetişkinleri gözlemleyerek karar verirler.  Böyle durumlarda neler  söylediğiniz değil, nasıl davrandığınız önemlidir. Davranışlarınızla çocuklarınıza nasıl model olduğunuzu fark edin.. Gerekli temizlik önlemlerini alın ve günlük rutininize devam edin.

Çocuğunuza temizlik kurallarını öğretin. Uygulayın ve model olun.

Çocuğunuza temizlik kurallarını öğretin. Uygulayın ve model olun.

3. Bilgi Verin, Garanti Vermeyin

Çocuklarınızın ne bildiğinden emin olduktan sonra hatalı bilgilerini düzeltin. Dürüst olmayı ve açık konuşmayı unutmayın. Dünya Sağlık Örgütü’nün sayfasından yararlanarak net bilgileri edinebilirsiniz. En az 20 saniye elimizi yıkamamız gerektiğini, küçük çocukların çok az bir kısmının virüsten etkilendiğini, doktorların, bilim adamlarının virüsle mücadele etmek için ellerinden geleni yaptıklarını anlatın.

Cevabını bilmediğiniz bir soru sorduklarında “bilmiyorum” demekten çekinmeyin. Dünyada kesin olmayan birçok şey olduğunu, hasta olmama konusunda bir garantimiz olmadığını anlatın. “Hasta olmayacaksın.” “Seni koruyoruz.” “Bunlarla endişelenmene gerek yok.” Gibi cümleler kurmayın. Bu tür cümleler çocukların endişelerini kısa bir süreliğine azaltsa da uzun vadede endişelerini çok daha fazla körükleyecektir.

‘Anne, Corona Bizi de Öldürecek mi?’

‘Anne, Corona Bizi de Öldürecek mi?’

4. Kaygısını Anladığınızı, Önemsediğinizi Gösterin

Çocuğunuz sizden sürekli “bize bulaşmayacağına dair” bir garanti istemeye devam ederse ne yapacaksınız? Çocuğunuzun duygularını fark ettiğinizden ve anladığınızdan emin olun. “Çok korkmuş ve endişelenmiş olduğunu görüyorum, istersen bu duygularınla ilgili bir resim yapabilir ve daha sonra o resim hakkında konuşabiliriz.” Gibi bir cümle kurmanız çocuğunuzun sizin tarafınızdan anlaşıldığını hissetmenizi sağlayacaktır. Yapılan çizim hakkında konuşabilir, daha sonra çizdiği resmi bir top haline getirip çöp kutusuna basket atmasını ya da kağıdı yırtmasını isteyebilirsiniz. Böylelikle çocuklar kaygısını somut hale getirip onu yok edebildiklerini deneyimlemiş olacaklardır.

5. Hayat Devam Ediyor!

Bütün bu önlemleri hayatınıza kattıktan sonra ise kaldığınız yerden devam edin.  Kalabalık yerlerden uzak durun ama hayatı ve birlikte geçirilecek iyi vakitleri ıskalamayın.  Gerekirse maskenizi takın ama üstüne hala en şık şapkalarınızı giyin. Büyük organizasyonlardan uzak durun ama bunu küçük bir oyun grubu yaratmanın fırsatı haline çevirin!

Son söz olarak unutmayın: Hayat devam ediyor, gerekli temizlik önlemlerini aldıktan sonra güzel havanın tadını çıkarmayı ihmal etmeyin.

Kaynak:
psychologytoday.com adlı sitede 19 şubat 2020 tarihinde yayınlanmış ve Annie Sipson tarafından kaleme alınmış ‘Anxiety is not the boss! How to Talk to Your Anxious Child About the Coronavirus’ adlı makaleden faydalanılarak Uzman Psikolojik Danışman Bingül Uzel Kemiksiz tarafından kaleme alınmıştır.
Etiketler: , ,
Reklam

Yazar Hakkında

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Takipte Kalın!

Facebook sayfamızı beğenin ve yeni yazılarımızdan haberdar olun.

Bunlar da Var

En Yeniler

En Popüler

çocuğumun hiç arkadaşı yok

Çocuğumun Hiç Arkadaşı Yok!

Çocuğunuzun okulda arkadaşı yok mu? Çocuğunuz yalnız ve mutsuz mu? Çocuğunuz arkadaşı olmadığı için okula gitmekte zorlanıyor mu? Çocuğum arkadaşları tarafından dışlanıyor mu diyorsunuz? Çocuğunuzun arkadaşlık kuramama nedenleri nelerdir ve…
Kavgalı Evde Büyümek: Çocuğunuz Ne Kadarını Tolere Edebilir?

Kavgalı Evde Büyümek: Çocuğunuz Ne Kadarını Tolere Edebilir?

Çatışmalar her ailede yaşanır. Birbirleriyle iyi anlaşan çiftler bile zaman zaman çatışmalar yaşayabilir. Evlilik hayatının belirli dönemleri ise bu çatışmaların, tartışmaların yükseldiği özel dönemlerdir; örneğin çocukların küçük, sorumlulukların büyük olduğu…

Dosyalar

BÜLTENE KATILIN

E-posta listemize kayıt olarak yeni makalelerimizden haberdar olabilirsiniz.

Abone olduğunuz için teşekkürler.

Bir hata oluştu.

Reklam
Menü