Anoreksiya Nevroza: Neden Bir Ergen Hastalığı?

Aileler İçin
Aileler İçin
Neden gençler zayıf olmak uğruna nedenlerinden vaz geçiyorlar?

Ece 17 yaşında, başarılı ve çevresinde sevilen bir genç kızdı. Sadece sınıfının değil okulunun da en başarılı öğrencilerindendi. Öğretmenlerinin yüksek standartlarıyla ünlenmiş okulunda, düşük notlar almadan geçmeyi hatta okul idaresinden övgü dolu sözler duymayı başarırdı.

Dış görünüşüne de çok özen gösterirdi. Daha şimdiden belirgin bir stili vardı. Gömleklerinin üzerine attığı küçük trikolar ve arkadaşlarının tersine şimdiden kısacık kestirdiği saçlarıyla 60’lı yılların film yıldızlarına benzerdi.

Ancak arkadaşları ve öğretmenleri gözünde Ece’nin en belirgin özelliği zayıflığıydı. Hatta bir zamanların çok zayıf bir mankenine benzediği için Türkçe öğretmeni ona Twigy adını takmıştı. Çoğu zaman yemekhaneye inmezdi. Bazen yanında getirdiği bir dilim elmayı, küçük bir havucu kemirerek karnını doyurur; arkadaşlarının ısrarıyla yemeğe inmek zorunda kaldığı günlerde ise sıkıntılı bir sessizlikle masada otururdu.

Bir gün, yazılı sınavdan sonra bayılmasa ve en yakın arkadaşı Müge paniğe kapılıp sırrını ele vermese titiz, dikkatli ve mesafeli Ece’nin aslında ne yaşadığını hiç kimse anlayamayacaktı. Ece neredeyse hiçbir şey yemeden aç yaşıyordu.

Neden gençler zayıf olmak uğruna nedenlerinden vaz geçiyorlar?
Neden gençler zayıf olmak uğruna nedenlerinden vaz geçiyorlar?

Anoreksiya Nevroza Nedir?

Son yıllarda gençlerle yakın olmuş herkes Ece’nin ne yaşadığını kolaylıkla anlayabilir; Hatta yaşananın güzel görünmek arzusunu aşıp bir hastalık düzeyine geldiğini de söyleyebilir.  Çünkü Anoreksiya Nevroza, son yıllarda neredeyse her okulda, her sınıfta rastlayacağımız kadar sık yaşanan bir rahatsızlıktır.

Bununla birlikte pek çok kişi Anoreksiya Nevrozanın aslında bir yeme bozukluğu rahatsızlığı olduğunu düşünmez. Yaşananın dış görünümle bağlantılı olması ve çoğunlukla ekonomik durumu iyi ailelerin çocuklarında görülmesi nedeniyle ciddi bir rahatsızlık olarak algılanmaz; bu da hastalara yardım edilmesini zorlaştırır.

Çok genel olarak anoreksik kişiler, bedenleriyle ilgili yanlış bir algı geliştirir ve ne kadar zayıf olurlarsa olsunlar her zaman fazla kilolu olduklarına inanırlar. Aynaya baktıklarında gerçekte olduklarından çok daha şişman bir beden görür, birkaç yüz gram alsalar büyük kaygıya kapılıp, kendilerini günlerce aç bırakırlar.

Anoreksiya Nasıl Başlar?

Pek çok vakada hastalığın başlaması uzun süren diyetlerle olur. Özellikle genç kızlar arasında gördüğümüz, aylar süren ve bir türlü hayal edilen zayıflığın sağlanamadığı saplantılı diyetler Anoreksiya Nevrozanın ilk işaretlerindendir. Hasta, bir deri bir kemik kaldığı zamanlarda bile şişman olduğunu hisseder, aynada gördüğü bedenini beğenmez, giysilerini kendisine yakıştırmaz, kilolu olduğuna inandığı için arkadaşlarından uzaklaşır, giderek içine kapanır. Yeterince zayıflayamadığına inanırsa düzenli olarak idrar söktürücüler kullanır. Bir süre sonra, yeme duygusu iyice yok olur ve kilosu sağlıklı beden standartlarının çok altına düşer. İlerlemiş vakalarda kemik erimesi, kalıcı böbrek hasarları, tansiyon hatta kalp rahatsızlıkları meydana çıkabilir.

Fiziksel Değil Psikolojik Bir Rahatsızlık
Fiziksel Değil Psikolojik Bir Rahatsızlık

Anoreksiya Neden Ergenleri Etkiler?

Yetişkinlerde de görülmekle birlikte Anoreksiya Nevroza bir ergen hastalığıdır. Batıdaki çalışmalar , genç ve ergenlerin %4’üne yakınının yeme bozukluğu rahatsızlıkları yaşanmakta olduğunu ve Anoreksiya Nervoza’nın genç kızlarda görülme olasılığının genç erkeklerde görülme olasılığından 20 kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Anoreksiya Nervoza genellikle 10’lu yaşlarda başlar, 30’lu yaşlara kadar görülebilir. 13 yaşından sonra rahatsızlığın başlama sıklığı hızla artar; 17–18 yaşlarda maksimum sıklığa ulaşır. Hastaların %85’in de başlangıç 13–20 yaşlar arasındadır.

Peki neden ergenler bu hastalığın hedefindedir? Çünkü bazı ergenler modern hayatın ve ebeveynlerinin genç yaşlarda omuzlarına yüklediği sorumluluklarla başa çıkmakta zorlanırlar. Anoreksiya Nevroza kişinin bedeniyle ya da dış görünüşüyle ilgiliymiş gibi gözükse de aslında gerçek neden kişinin taşıdığı üstü örtülü psikolojik yüklerdir.

  • Pek çok Anoreksik hastanın dışarıdan mükemmel görünen aile hayatları vardır. Anne baba ve çocukların iletişiminde, birbirlerini destekleme, onaylama biçimlerinde önceden yazılmış kusursuz bir senaryonun akışı görülür.
  • Anoreksikler, bireysel olarak da yüksek hedeflere koşarlar.
  • Dış görünüşlerinden, giysilerine, yaptıkları işlerden, aldıkları sorumluluklara her alanda en iyisini yapmaya çalışırlar. Giysilerinin markalarının, eğitim gördükleri okulun, yaşam stillerinin kişisel kalitelerini yansıtan detaylar olarak taşırlar.
  • Yine babanın fazla alkol kullanımı ya da ebeveynlerde görülen psikolojik bozukluklar Anoreksiyanın nedenleri arasındadır.
  • Aslında herşey psikolojik
    Aslında herşey psikolojik

Sevgisizlik, Travma ve Yüksek Beklenti Çocuğu Yaralar

Oysa çoğu zaman bu eksiksiz hayatın perde arkasında yaşananlar farklıdır. İlgili ve sevgi dolu görünen anne babalar, çocuklarından istedikleri performansı göremeyince mesafeli, gergin, eleştiren ebeveynlere dönüşebilirler. Çocuklarına karşı küçük yaşlarından itibaren kullandıkları mükemmeliyetçi, eleştirel dil çocuklarının kendilerini ortaya koymalarını engelleyen bir duvar haline gelebilir. Aileler; 

  • eğitim hayatından sosyal faaliyetlere her alanda çocuklarından mükemmel sonuçlar bekler, duygusal tepkilere fazla yer bırakmayan rasyonel, sorgulayıcı bir ebeveynlik modeli uygularlar.
  • Ailelerin pek çoğunda, sağlıklı beslenmeden çok zayıf olmak vurgulanır,
  • Evin annesi sürekli olarak diyet yapar.

Bu nedenle de yeme bozukluğu yaşayan gençler bir yandan ebeveynlerin yüksek beklentileriyle, disiplinli ve aşırı yönlendirici tutumlarıyla baş ederken öte yandan da kusursuzluk konusunda çevrelerinin ve medyanın yönlendirmeleriyle başa çıkmak zorunda kalırlar. Böylece yaptığı her iş, günlük davranışları, okul performansları konusunda sürekli eleştiriler alan, duygularını, isteklerini açıklayamayan, çevresinden onay alamayan genç kendince kontrol edebileceği bir alan seçer: Kendi bedeni.

İyileşmek Mümkün mü?

Son dönemlerde tedavi konusunda adımlar atılmıştır. Tedavi psikiyatri uzmanının öncülüğünde, hastanın durumuna göre dahiliye, kadın-doğum gibi diğer tıbbi dallar ile işbirliğine geçilerek yapılmalıdır. Tek bir tedavi yaklaşımından çok bir çok yaklaşımın bir araya gelişi ile hastaya yardımcı olmak uygun olur. Psikoterapi vazgeçilmezdir, aile ile işbirliği ve ailenin tedaviye doğru katılımı önemlidir. Tedavideki ilk hedef genellikle tedavi talebi az olan hastanın tedavi iş birliği yapmasını  sağlamaktır.

Yazan: Aylin Göçmen

Etiketler: aile, Anoreksiya Nevroza, aylin göçmen, Beslenme Bozukluğu, çocuk, çocuk eğitimi, çocuk yetiştirme, çocuklarla iletişim, eğitim, Genç Kız hastalıkları, Kusursuzluk, not

İlginizi Çekebilir

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin

Eğitim Kolektifi’nin Büyümesine Destek Olun!

İçeriklerimizi beğeniyorsanız daha fazla okuyucunun bize ulaşmasına destek olun.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edin, Beğenin, Paylaşın.

Takipte Kalın!

Facebook sayfamızı beğenin ve yeni yazılarımızdan haberdar olun.

Reklam

Yazar Hakkında

Yorumlar

milli eğitim bakanı olsaydım kitap
eğitim kolektifi milli eğitim bakanı olsaydım kitap satın al

Milli Eğitim Bakanı Olsaydım

Orijinal fiyat: 150 ₺.Şu andaki fiyat: 90 ₺.

Ahmet Yıldız, Ayşegül Kanal, Cem Demirayak, Gözde Durmuş, Engin Karadağ, Erdal Atıcı, Erdal Küçüker, Esergül Balcı, Fevziye Sayılan, Feyzi Coskun, Gökçe Güvercin-Seçkin, Gözde Durmuş, Hasan Aydın, M. Cansu Balcı, Meral Uysal, Mustafa Gazalcı, Niyazi Altunya, Nurcan Korkmaz, Orhan Özdemir, Reşide Kabadayı, Rıfat Okçabol, Selen Balcı, Ş. Erhan Bağcı, Vildan Özdemir
Eğitim Kolektifi Yayınları
Reklam

En Yeniler

En Popüler

Dosyalar

Reklam