Çin’de Öğretmenler CoronaVirüs Deneyiminden Neler Öğrendiler?

Eğitim PolitikalarıEğitimciler İçin
Çin'li Öğretmenler Karantina Deneyiminden Neler Öğrendiler?
Reklam
A+ A-

Çin, pek çoğumuzun ilk anda düşündüğünün tersine dünyanın en iyi eğitim sağlayan ülkelerinin arasında yer alıyor. Ülke, bir yandan uluslararası sıralamalarının en üstlerinde yer alan üniversiteleriyle rekabetini sürdürürken bir yandan da toplumun her kesimine nitelikli temel eğitim vermek için yatırım yapıyor.Çin ayrıca dünyanın en iyi üniversiteleri ligine en fazla öğrenci gönderen, uluslararası akademik sisteme en iyi uyum sağlayan ülkelerin başında geliyor.

Bu nedenle gerek Çin’in eğitim politikalarını gerekse Covid-19 karantinası sırasında eğitim ayağında yapılan uygulamaları elimizden geldiğince sizlerle paylaşmak istiyoruz. Sahip olduğu öğrenci sayısıyla  dünyanın en büyük okulu olan ülke, karantina günlerinde de konusunda çok hızlı kararlar verdi.  Zaten sahip olduğu ulusal online platformları hızla güncelleyerek kullanmaya başladı, kısa süre içinde 200 milyon öğrenciye online eğitim vermeyi başardı.

Aşağıda bir özel okulda görev yapan bir öğretmenin deneyimlerini okuyacaksınız. Yayınlanmasından sadece saatler sonra çevirisini yaptığımız bu yazıda Pekin’de özel bir okulda çalışan Amerikalı öğretmen, Covid-19 karantinası boyunca kendisinin ve çalışma arkadaşlarının uzaktan eğitim konusunda edindiği deneyimleri dünyanın diğer ülkelerindeki meslektaşlarıyla paylaşıyor.

Her şey Nasıl Başladı?

17 Şubat tarihinden okullar kapandığında  okulsuz bir eğitim hatta uzaktan eğitim konusunda çok az bilgi sahibiydim.  Aradan geçen kısa süre içinde uzaktan eğitim konusunda kazandığımız deneyimin bugünler benzer deneyimlerden geçen Avrupa ve Amerika’daki öğretmenlere fikir verebileceğini düşünüyorum. Ben İngilizce öğretmeniyim ve  Pekin’de 11. sınıf lise öğrencileriyle İnsanlık Tarihi dersinin İngilizce metinleri üzerine çalışıyorum.

Okullar kapandığında öğrencilerimize ulaşabilmek  ve harekete geçmek için sadece yarım haftamız vardı. Bu süre içinde hiçbirimizin en küçük bir deneyiminin olmadığı bir ‘Dijital Platform’ oluşturma ve öğrencilerimizle yola devam etme kararı aldık ve günler içinde harekete geçtik. Şimdi hem Çin’de hem de dünyanın başka ülkelerinde öğrencilere ulaşıp ders verebileceğimiz bir sisteme sahibiz.

Hem öğretmenler hem de öğrenciler olarak uzaktan eğitim uygulamalarına yabancıydık. Bu nedenle ilk haftalarda elimizden geldiğince esnek ve hoşgörülü davranmaya çalıştık. Öğretmenler tarafında yaptığımız her iş, olması gerekenden çok daha uzun zaman aldı. Konuları nasıl aktarmamız gerektiği konusunda çok acemiydik. Ancak uygulamaya başladığımızdan bu yana çok fazla ipucu öğrendik; özellikle öğrencilerimizin ilgisini yüksek tutma ve yüksek kaliteli bir öğrenme deneyimi sunma konusunda deneyim kazandık.

Başarının Sırrı: Dersi Basit, Net ve Anlaşılır Tutmak

Çinli öğrenciler, kendi derslerini ülkede yaygın olarak kullanılan Çin müfredatına uygun online uygulamalarla sürdürdüler.  Bu arada bunun çok kapsamlı bir sistem olduğun belirtmeliyim. Biz, derslerimizi Moodle adlı bir ders yönetim sitesinden faydalanarak hazırladık. Moodle bize dijital tahtaların önünde video konferans verebilme ve birlikte teneffüse çıkma olanağı veren bir uygulamaydı. Aynı zamanda öğrencilerin sorularını yanıtlamak, onları kendi içlerinde çalışma gruplarına ayırmak ve hatta sınıfa ders notu dağıtmak için ise Google Clasroom uygulamasını kullandık.

Yaşadığımız deneyimden yola çıkarak şunu söylemeliyim. Daha ilk günlerde herşeyin bir program dahilinde ve belirli kurallara sadık kalarak ilerlemesi gerektiğini fark ettik. Ders programının, ders içeriklerinin olabildiğince net olması; mesajların en basit dil ve örneklerle verilmesi ve iletişimin ders dışına da taşınması öğrencilerle kuracağımız güven ilişkisinin başarı föktörleriydi.

4 Kıta 8 Ayrı Zaman Diliminden Öğretmenler

Ekibimizdeki öğretmenler dört ayrı kıtada ve sekiz farklı zaman diliminde yaşayan eğitimcilerdi. Bir başka deyişle derslerimiz senkronize şekilde sunulmadı; öğretmenler bir zaman diliminde derslerini kaydetti, öğrenciler bir başka zaman diliminde dersleri dinledi; sonra da öğrenciler ödevlerini ve sorularını kaydedip, bize geri gönderdiler. 3. Bir döngüde de bize gelen ödev, soru ve yorum videolarını değerlendirip yeni yanıt videoları çekerek etkileşimi sürdürdük.

Öğretmenlerimiz haftada 2-3 kez de öğrencilerin katılımıyla öğrencili sınıf dersleri kaydettiler. Bazı öğretmenler bu tekniği tahta başında tek başlarına konu anlattıkları sunumlar göre daha çok sevdiler. Bu teknik bazı öğrencilerin de daha çok tercih ettiği bir uygulama haline geldi. Sonuç olarak hem bireysel sunuşları hem de grup derslerini tercih edenlere göre malzemeler sunmayı başardık.

Başarı Sadece Ekranla Gelmiyor

Genç öğrenciler açısından ekran başında uzun saatler geçirmek ve bütün etkileşimi ekran karşısında yapmak çok zor yabancısı olmadıkları bir durum. Oysa biz öğretmenler öğrenmenin sadece ekran başında oturarak tamamlanamayacağını biliyorduk.  Bu nedenle öğrencilerimize elimizden geldiğince başka duyuları ve deneyimleri hayata geçirecek ödevler verdik. Görsel sanat uygulamaları, ailelerinin diğer üyeleriyle yaptıkları paylaşımlar, küçük sanat çalışmaları gibi..

Onlardan kendi videolarını çekmelerini, resimler yapmalarını ve okumalar yapmalarını istedik. Bir anlamda yaptığımız teknolojiyle gelenekselin harmanlanmasıydı.

Öğretmen Ofis Saatleri

Yapılan video derslerine ek olarak öğretmenlerimiz günde 3 saat ofis saati uygulaması yaptılar.  Bu uygulamayla ofis saatleri içinde Moodle’a giren her öğrenci öğretmenlerin online olduğunu görerek onlarla iletişime geçti. Bu uygulama bir yandan öğrencilerin ders sonrası sorularının cevaplanmasını sağlarken bir yandan da öğrenci ve öğretmen arasındaki ilişkiyi ‘gerçek’ boyutlara taşıdık.

Bu uygulamanın duygusal boyutunun da altını çizmemiz gerekir; içinde yaşadıkları evlerinden günler, haftalar boyunca çıkmayan öğrenciler kolayca başka kentlere, başka ülkelere hatta başka kıtalara ulaştılar. Dijital ofis uygulaması öğrencilerin en çok tercih ettiği uygulama olduğu söylemek sanırım abartı sayılmaz .

Teknik Destek  Çok Önemli

Teknik destek uzaktan eğitim başarılı olabilmesi için en önemli kriterlerden birisi. Eğitim ekibinde teknik işlerden en iyi anlayan kişiyi teknik uzman olarak görevlendirdik ve onun iletişim bilgilerini öğrencilerle paylaştık.  Daha uygun koşullarda bunu  bir bütçe ile dışardan da alabilirdik. Şunu hiç unutmayın çok basit bir eksik bütün eğitim planınızın çökmesini sağlayabilir!

Ailelerle İşbirliği Geliştirdik

Uzaktan eğitim bir yandan çocuklarına bakmaya öte yandan da onların eğitimlerini takip etmeye çalışan aileler için zorlu bir iş. Ebeveynler ekran başında saatler geçiren çocuklarının gerçekten öğrenip öğrenmediklerinden emin olamıyorlar.

Bu nedenle ailelerin kaygısını yönetmek, onlara ders hedeflerinden söz etmek ve sürece nasıl katkıda bulunabileceklerini açıklamak için bir video kaydı yaptık.  Süreci ve amacımızı onlara Çince olarak açıkladık. Böylece ailelerin de programınızı sahiplenmesini sağlamış olduk.

Ve, tıpkı gerçek okulda yaptığınız gibi öğrencilerin sıra dışı başarılarını; yüksek sınav sonuçlarını ve –tabi ki düşük puanları-  ailelerle paylaştık.  Yaptığınız iş  son teknolojiye uygun olsa da eğitim aslında çok temel beklentilere hizmet eden bir iştir!

Öğretmen Desteği

Öğretmenler olarak, her hafta düzenli gelişim ve değerlendirme toplantıları yaptık. Bu toplantılarda, özellikle genç arkadaşlara beden dili, sunuş teknikleri gibi temel alanlardan başlayarak; konu sunumlarında tahta kullanımı, örnek soru seçimi, vurgulanacak konulara çeşitli alanlarda bilgi paylaşımı gerçekleştirdik.

Mesleki gelişimin yanı sıra yıl ders ve konu dağılımları üzerine de toplantılar gerçekleştirdik. En çok da öğretmenler olarak ekip duygumuzu yeşertmeye ve geliştirmeye çalıştık. Çok uzaktan da olsa birbirimizin doğum günlerini kutladık; küçük şakalar yaptık; çekimlerle ilgili kamera arkası videolar paylaştık.  Hatta birlikte bir yoga sınıf uygulaması başlattık.

Faydalı Bulduğumuz  Uygulamalar

Dijital dersler hazırlarken, platformunuzdaki dış linklerin sayısını azaltmak önemli. Bu yüzden az ve öz tercihler yaptık. Örneğin, öğrencilerimize bir belge ulaştırmak için,  çalışıp çalışmayacağı belirsiz bir ekleme yapmak ya da bir başka siteye yönlendirmek yerine basitçe PDF kullandık.

Bütün planlama malzemelerimizi Microsoft OneDrive üstünden paylaştık. Google Drive’a benzer şekilde, bu platform öğetmen arkadaşlarımızla ve öğrencilerimizle belge ve bilgi paylaşımımızı çok kolaylaştırdı.

Youtube ve benzer kaynaklardaki videoları indirmek için 4K Video DownLoaderı kullandık sonra da bu dosyaları OneDrive’da paylaştık.

Öğrencilere çoğunlukla Newsela ya da CommonLit, gibi sitelerden okumalar önerdik. Aynı şekilde bunları da PDF olarak kaydetip paylaştık. Böylece okuma parçalarnı zorluklarına göre etiketleme olanağı da bulmuş olduk.

İşimizi yapmaya devam ettikçe hergün yeni şeyler öğrenmeye devam ediyoruz. Başlarken de söylediğim gibi şimdilerde hem Çin hem de diğer ülkelerde yepyeni öğrencilere ulaşma olanağını elde ettik. Bu deneyimin kısa zaman içinde pekçok başka öğretmene de ufuk açmasını umuyorum.

15 Mart 2020 tarihinde edutopia.com’da yayınlanan ve By Laurel Schwartz tarafından kaleme alınan yazıdan derlenerek Aylin Göçmen tarafından çevrilmiştir.
Etiketler: , , ,
Reklam

Yazar Hakkında

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Takipte Kalın!

Facebook sayfamızı beğenin ve yeni yazılarımızdan haberdar olun.

Bunlar da Var

En Yeniler

En Popüler

çocuğumun hiç arkadaşı yok

Çocuğumun Hiç Arkadaşı Yok!

Çocuğunuzun okulda arkadaşı yok mu? Çocuğunuz yalnız ve mutsuz mu? Çocuğunuz arkadaşı olmadığı için okula gitmekte zorlanıyor mu? Çocuğum arkadaşları tarafından dışlanıyor mu diyorsunuz? Çocuğunuzun arkadaşlık kuramama nedenleri nelerdir ve…

Dosyalar

BÜLTENE KATILIN

E-posta listemize kayıt olarak yeni makalelerimizden haberdar olabilirsiniz.

Abone olduğunuz için teşekkürler.

Bir hata oluştu.

Reklam
Menü