Kategoriler: Eğitim Politikaları

Eğitim ve Zeka: İyi Okullar Toplumların Zekasını Yükseltebilir mi?

Google Reklam

Eğitim ve zeka arasındaki bağlantı gerek eğitim hayatında gerekse günlük hayatta çoğumuzun ilgisini çeken güncel kavramlardan biridir.  Zeki olmak insanlara pek çok avantaj sağlar. Zeki insanların daha başarılı hayatlar sürdüğü,   daha yüksek gelirli işlerde çalıştığı, daha yüksek  sosyo-ekonomik pozisyonlara sahip oldukları düşünülür. Ayrıca daha sağlıklı, daha uzun yaşadıkları ve özel yaşamlarında doyumlarının daha yüksek olduğu düşünülür. Bu nedenle çocuklarının daha zeki olmasını sağlamak -özellikle doğumdan sonraki ilk yıllarda- ebeveynlerin çok ilgi gösterdikleri alanlardandır.

Eğitim Zekayı Yükseltebilir mi?

Peki zeka nasıl yükselir?  Bu konuda  doğru beslenmeden, nitelikli erken çocukluk eğitimine kadar pek çok uygulamadan söz edebiliriz.  Son dönemlerde ise çocuğun zeka gelişimde okulların ve eğitimin etkisi en çok tartışılan konulardan biri. Bu konunun gündeme gelmesinin ardındaki nedenlerden birinin  2018 yılında gerçekleştirilen bir meta analiz olduğunu söyleyebiliriz.  Stuart Ritcihe ve Eliot Tucker-Drop tarafından gerçekleştirilen bu çalışma, okulda geçirilen her ek yılın çocuğun IQ skoruna 1-5 puan arttıracağı tahminini yapıyor. Araştırma aynı zamanda iyi bir eğitimin kazanımlarının ömür boyu etkilerini sürdüreceğini de sözlerine ekliyorlar.

İlk Çalışmalar 1960’larda Başladı

Ancak, eğitim ve zeka konusunda geçmiş dönemlerde yapılmış başka çalışmalardan da söz etmeliyiz.  Bu çalışmaların neredeyse tümü ABD kökenlidir ve erken çocukluk eğitimidir. ABD’nin demografik özellikleri doğrultusunda Afro-amerikan ve kızılderili kökenli çocuklar hedeflenmiştir.

Ayrıca bu eğitimlerin başlatılma nedenleri -zeka gelişimi değil- cinsiyet, etnik köken ya da farklı sosyo-ekonomik gruplar arasında oluşan başarı uçurumunu ortadan kaldırmaktır. Bununla birlikte bu destekleyici eğitimlerin etkinliğini ölçmek için çoğunlukla IQ testlerinin kullanılması bu uygulamalarla zeka arasında bağ kurulmasına neden olmaktadır.

Head Start Projesi başladığı günden bu yana 22 milyon küçük çocuğa ulaştı.

Head Start Projesi

Çoğu ABD kökenli olan bu programların en çok bilineni şüphesiz Head Start’tır. 1965 yılında daha çok düşük sosyo-ekonomik gruplardan gelen yaklaşık 550 bin Afro-Amerikalı  ve kızılderili kökenli çocuğun duygusal, sosyal, psikolojik, sağlık ve beslenme ile ilgili ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla başlatılmış günümüze kadar 22 milyon çocuğun desteklendiği bir programdır.

Head Start’ın önceden belirlenmiş bir ulusal müfredatı yoktur. Daha çok uzman eğitimcilerin yönlendirmeleriyle çocukların sosyal, duygusal, zihinsel gelişimlerinin çok şekillerde desteklendiği çalışmalarda deneyim, sosyal etkileşim ve paylaşım gibi öğrenme değerleri öne çıkmaktadır.

Jensen Makalesi: Eğitimde Yeni Bir Sayfa

Head Start’tan söz edip, Jensen’dan söz etmemek olmaz. Hatta şunu söyleyebiliriz:  IQ  ve zeka kavramlarının, okullar ve eğitim perspektifinden tartışılmaya başlamasını büyük oranda günümüzden 50 yıl önce yazılmış bir makaleye borçlu olduğumuzu belirtmeliyiz. 1969 yılında döneminin saygın sosyologları arasında yer alan Arthur Jensen’dan  Head Start programını değerlendiren bir makale yazması istenir. Yazısında “Head Start”ın  pek de umulduğu olmadığını belirten Jensen, başarısızlığın  nedeninin zekanın -eğitim gibi çevresel faktörlerle değil-  %80’e varan oranlarda kalıtımsal faktörlere bağlı olmasına bağlar. Jensen’a göre aileleri yeterince zeki olmayan Afro-Amerikalıların böyle bir programdan fayda görmesi mümkün değildir!

Bu yaklaşıma tüm çevrelerden tepkiler yağar. Zekanın sadece kalıtımla belirlenebilen ve hayat boyu asla geliştirilemeyecek bir olgu olması fikri özellikle de eğitimciler tarafından eleştirilir. Nitekim APA’nın zeka ve IQ hakkındaki 1996 raporu bu çalışma hakkında şu yorumları yapmaktadır:

Head Start programına katılan öğrenciler, pek çok eğitim deneyimi yaşadılar ancak bu sadece 2 yıl sürdü. Bu destek süresince öğrencilerin sınav sonuçları, konu kavrayışları yükseldi. Ancak destek sona erdiğinde başarı da sona erdi.  Sadece notlar açısından baktığımızda bu programlara katılan öğrencilerle diğer öğrenciler arasında dikkate değer bir IQ farkı gözlenmez. Bununla birlikte bu çocukların büyük bölümü nün hayatlarında farklı olumluluklar yaşadığını biliyoruz.  Bu çocuklar örneğin hayatları boyunca daha iyi iletişim kurdular,  pek çoğu lise mezunu oldu, hayatlarını yönettiler ve ve başarılı bir meslek hayatları oldu.

Eğitimde Tutarlı Sonuçlar: Abecedarian Projesi

Bir başka eğitim destek çalışması Abecedarian Projesidir. Bu çalışmada deney grubuna alınan ve büyük bölümü Afro-Amerikalılardan oluşan 4 aylıktan 5 yaşına kadar çocuklar, haftanın 5 gününü özel eğitim merkezlerinde geçirir. Ayrıca deney grubundaki çocukların ailelerine düzenli ziyaretler ve danışmanlık verilir.

Deney grubundaki çocuklar 21 yaşına geldiğinde

  • Okuma başarısı 1.8 puan, Matematik başarısı 1.3 puan yüksek olduğu,
  • Tam Skala IQ skorlarının 4.4 puan, Sözlü IQ skorları 4.2 puan yüksek olduğu,
  • Yarım yıl daha fazla eğitim gördükleri; okula kayıt olma oranlarının önemli oranda yükseldiği (%42’ye karşı %20); Okula katılma oranlarının önemli oranda yükseldiği (%36’ya karşı %14),
  • Yetenek isteyen işlerde çalışma oranlarının önemli oranda yükseldiği (%47’ye karşı %27),
  • Erken lu yaşlarda çocuk sahibi olma oranlarının önemli oranda yükseldiği (%26’ya karşı %45),
  • Suça eğilimlerinin düşük olduğu görülmüştür.

Deney Grubundaki Çocuklar 30 yaşına geldiğinde

  • 4 yıllık bir üniversiteden mezun olma oranlarının 4 kat yüksek olduğu (%23’e karşı %6),
  • Son 2 yılda düzenli olarak iş sahibi olma oranlarının önemli oranda yükseldiği,
  • Son 7 yılda devlet yardımı alma oranlarının 5 kat düşük olduğu (%4’e karşı %20),
  • Ebeveyn olma yaşlarının 2 yıl ertelendiği ölçülmüştür.

HighScope Projesi

Dezavantajlı öğrencilerin desteklenmesi amacıyla başlatılmış bir başka örnek de 1962 yılında başlayan  High Scoope çalışmasıdır. 1962 yılında David P. Weikart ve meslektaşları tarafından geliştirilen ve bugün dünyanın bir çok ülkesinde uygulanmakta olan bir okul öncesi eğitim yaklaşımı haline gelmiştir. Özel olarak dezavantajlı grupları hedeflemeyen bu yaklaşımın oluşturulmasına Piaget’in kuramları rehberlik etmiştir.  Bunun anlamı şudur:  Öğretmen yaklaşımının temelinde  çocukların kendi tercihlerini ifade etmelerine, karar vermelerine, sorumluluk almayı öğrenmelerine, öz disiplin ve yeteneklerinin geliştirilmesine destek olmak vardır.  Böylece çocukların yaratıcı, girişken, sorgulayıcı, kendini rahatça ifade edebilen, başkalarının görüşlerine açık bireyler olarak yetişmeleri teşvik edilir.

Nobel Ödüllü James Heckman tarafından yapılan bir incelemede, desteklenen öğrencilerin liseden mezun olma oranlarının, gelirlerinin, üniversiteye devam etme oranlarının yükseldiğini ortaya koymuştur. Ayrıca çocukların  suç işleme oranları da düşmüştür.

Bu üç örneğin sonuçlarından da görebildiğimiz gibi, dezavantajlı gruplara destek sağlamayı amaçlayan bu eğitimlerle IQ skorlarının yükselmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulunmamaktadır. Bununla birlikte programlara katılan çocuklar çok farklı yönlerden olumlu etkilenmişlerdir. Program katılımcıların büyük çoğunluğu topluma daha faydalı ve üretken bireyler olmayı başarmış; daha yüksek IQ puanlarına sahip olan kişiler ulaştığı daha işlerde çalışma, daha doğru kararlar alma, sağlıklı olma gibi konularda başarılı olmuşlardır. Bu da sosyal performansın sadece IQ ile ilişkili olmadığını, sunulan fırsatların elde edilen sonuçları doğrudan etkileyebildiğini göstermektedir.

 

Bu makale ilginizi çektiyse “Çocuğun Beynini Bilgi Değil Deneyim Şekillendiriyor” adlı yazımız da göz atabilirsiniz.

Kaynak:

U. Neisseret al. (2005). Intelligence: Knowns And Unknowns..American Psychological Association, sf: 77-101. doi: 10.1037/0003-066x.51.2.77.

Head Start: Five Decades of Progress-2018, John W.Hagen, …Shafiul Alam, in Encyclopedia of Infant and Early Childhood Development (Second Edition), 2020

Google Reklam
Aylin Göçmen

90lı yıllardan bu yana eğitim sektöründe yönetici, araştırmacı ve yazar olarak çalışmıştır. 2008-2013 yılları arasında Birgün Gazetesi Eğitim Sayfasında köşe yazıları yazmış; ‘Yeniden Öğrenme’ (Nobel), Aileye Rağmen (Asi Kitap) adlı kitapları kaleme almıştır.

Leave a Comment

Yeni Yazılar

Anaokulu Müfredatı: Artık Daha Az Oyun, Daha Çok Ezber

Anaokulu müfredatı değişti. Bir zamanlar çocuklarımızı makas kullanmayı, şarkı söylemeyi öğrensinler, arkadaş edinsinler diye gönderdiğimiz…

6 gün önce

Çocuğum Okula Gitmek İstemiyor! Okul Reddi Nedir?

Okul reddi nedir? Neden bazı çocuklar okula gitmek istemez? Bu isteksizliğin ardında nasıl süreçleri vardır?…

2 hafta önce

Birinci Sınıfa Başlamak: İşte 14 Etkili Öneri

Birinci sınıfa başlamak küçük bir çocuğun hayatındaki en büyük ve zorlu adımlardan biridir. Çocuğunuz anne…

2 hafta önce

Okulda Başarı: İşte 1. Sınıfları Başarıya Taşıyacak 5 Alışkanlık

Okulda başarı sağlamak uzun ve iyi sonuçlar verecek bir eğitim hayatının ilk işaretlerinden biridir. İlkokula…

2 hafta önce

Okulda Arkadaş Edinme: Çocuğumun Hiç Arkadaşı Yok!

Çocuğunuzun okulda arkadaşı yok mu? Çocuğunuz yalnız ve mutsuz mu? Çocuğunuz arkadaşı olmadığı için okula…

2 hafta önce

Okul Kaygısıyla Başetmenizi Sağlayacak 5 Kitap

Okula başlamak çocukların hayatındaki en büyük değişikliklerden biridir.  Çocuklar bazen anne babasından ayrılmak, yeni arkadaşlarla…

2 hafta önce