Eğitim Yılı Başlarken, Umutlu Olmak Mümkün mü?

0

Eğitim yılı başlıyor ve veliler olarak eğitim-öğretim adına bu yıl hangi yeniliklerle karşılaşacağımızı  kaygıyla bekliyoruz. Oysa ne çok seçeneğimiz var! Büyük markalı, reklamlı, şık binalı özel okullar arasından istediğimize kayıt yaptırabilir; artık seçmeli dersler arasına terfi etmiş matematik ya da fen derslerinden birine seçebilir; yok illede devlet okulu istersek her mahallede açılan Anadolu İmam Hatip Liselerinden birinde çocuğumuza yer bulabiliriz. Hatta yorgun ve küskün öğretmenleri, 45-50 kişilik ilkokul ilkokul sınıflarını ve giderek basitleşen, bilimsellikten uzaklaşan müfredatı da görmezden gelebilirsek eğer çocuklarımızı sınavdan sınava, kurstan kursa koşturarak  onlara parlak bir gelecek hazırladığımız hayaline bile kapılabiliriz!

Aileler başarıyı sınavlara, daha çok formül ezberlemeye, test sonuçlarına indirgiyorlar.

Nasıl Bir Başarı İstiyoruz?

Yıllardır ‘Eğitimde  Büyük Devrim’ adıyla duyurulan yeniliklerin okullarımızı temel eğitim-öğretim uzaklaştıran ve içini boşaltan uygulamalar olduğunun farkındaysanız o zaman da veliler olarak kendi başarı  ihtiyacınıza daha yakından bakabilirsiniz!

Veliler olarak bizler de çocuklarımızın ‘başarılı’ olmasını her şeyin önüne koyuyor, “iyi” eğitim görmeleri için her türlü fırsatı değerlendiriyoruz. Ancak başarıyı sınavlara, daha kısa zamanda daha fazla bilgi ezberlemeye, test sonuçlarına, fazladan 1-2 net yapmaya indirgenmiş bir başarı beklentisi bu.

Neden öğretmeyi değil ölçmeyi tercih ediyoruz?
Neden öğretmeyi değil ölçmeyi tercih ediyoruz?

Sistem Çocuklarımıza At Gözlüğü  Takıyor

Velilerin başarı beklentisine uygun şekilde, eğitim sistemimiz de çocuklarımıza taktığı at gözlükleriyle okutuyor dünyayı. Hayatı birikimli bir insan için anlamlı ve yaşanabilir kılabilecek, değer, beceri ve bilgilerin hiçbirine yer yok bu eğitim sisteminde.

Uyum içinde bir toplumsal yaşamla ilgili değerler göz ardı ediliyor, hemen her insanın kendi kendine yetebilmesi için bilmesi gereken günlük hayat becerileri küçümseniyor, test kitapları dışında soluk alan, gerçek bir dünyanın varlığına ilişkin tüm kanıtlar ortadan kaldırılıyor.

Türkiye Matematik Eğitiminin Neresinde?
Biz daha iyi eğitim için çırpınıp çuval dolusu para harcarken ironik bir şekilde ülkenin eğitim standartları hızla geriliyor.

Çırpındıkça, Geriliyoruz!

Biz daha iyi eğitim için çırpınıp çuval dolusu para harcarken ironik bir şekilde ülkenin eğitim standartları hızla geriliyor. Biz içeriğe değil sınav sonuçlarına odaklandıkça öğrencilerimiz uluslararası testlerde geriliyor. Biz çocuklarımızın kitaplıklarını test kitaplarıyla süsledikçe, çocuklarımızın okuduğunu anlamakta hatta basit dört işlem yapmakta bile zorlanıyor. Hiç durmadan, başka ülkelerin eğitim sistemlerinden kendimize yamalar yapıyor, her yıl yeni sınavlar, yeni uygulamalar başlatıp ertesi yıl vazgeçiyoruz. Sonuç iyi eğitim gören bir avuç çocuğa karşı, gözden çıkartılmış başarısız olduklarına inandırılmış milyonlar.

İşte bir eğitim yılı daha bu kaygılarla başlıyor. Eğitimde gerçek öğrenmeyi hedefleyecek, çocuklarımıza nasıl öğreneceklerini anlatacak bir sistem sağlanamaz mı? İstersek tabi ki sağlanır. Bilimsel sorgulama, sadece formül ezberlemeye indirgenmiş  içi boş matematik, fen derslerinin yerini alamaz mı? İstersek tabi ki  alır. parası olana iyi, parası olmayana zayıf eğitim verecek, ayrımcı politikalardan uzaklaşamaz mı? İstersek tabi ki uzaklaşır. Ancak bütün bunları gerçekleştirmek için bunları istememiz, istediklerimizi anlatmamamız, alıncaya kadar istemeye devam etmemiz gerekir.

Tüm bunları yapmak mümkün mü?

Yeni bir eğitim yılı daha başlarken, umutlu olabilmek mümkün mü?