Geleceğin Okullarında Kodlama Değil Sayısal Beceri Öne Çıkacak!

0
Geleceğin Okullarında Kodlama Değil Sayısal Beceri Öne Çıkacak!
Geleceğin Okullarında Kodlama Değil Sayısal Beceri Öne Çıkacak!

Son dönemlerde eğitimle ilgili en çok tartışılan konuların başında eğitimin geleceği geliyor. Pek çok uzman yakın zaman içinde yaşanacak teknoloji devriminin altını çizerken okulların da buna uyum sağlaması gerektiğini belirtiyor.  Peki nasıl olacak? Teknolojinin şekillendireceği toplumlarda sınıflarda hangi uygulamalar ön plana çıkacak?  Çocuklarımıza hangi becerileri öğretmemiz gerekiyor?

Bu yazıda bu sorulara eğitim dünyasının tanınmış isimlerinden OECD Eğitim ve Beceriler Başkanlığı Direktörü  Andreas Schlecher’in açıklamalarıyla yanıtlamak istiyoruz. Ülkelerin eğitim yatırımlarını ve eğitim politikalarına dair kararlarını yakından izleyen Schlecher’a göre geleceğin okullarında daha paylaşımcı, proje odaklı ve kişiselleştirilmiş müfredatların öne çıkacak ve bu temaları doğru uygulayan ülkelerin daha başarılı hale gelecek.

Öğrencilere dijital okuryazarlık kazandırmalı ve modern dijital dünyanın aktif bir katılımcısı olmalarını sağlamalıyız.
Öğrencilere dijital okuryazarlık kazandırmalı ve modern dijital dünyanın aktif bir katılımcısı olmalarını sağlamalıyız.

Teknolojiyi Doğru Yorumlamalıyız!

Geleceğin dijital dünyasında başarılı olmak için gerekli bilgi ve becerileri geliştirmek önemli. Ancak Schlecher’a göre pek çoğumuz bilişim devrimini sadece kodlama ya da yazılım olarak algılıyoruz. Oysa kodlama günümüz teknolojilerinde yolumuzu bulmak için kullanılan belli bir teknik. Günümüzde çok popüler olsa da gelecekte de aynı önemi koruyacağının bir garantisi yok. Hatta büyük olasılıkla şu anki öğrenciler mezun olduklarında kodlama büyük ihtimalle modası geçmiş bir araç olacak.

Geçmişte öğrenciler alıcı konumundayken, öğretmenler baskın bilgi kaynağıydı. Gelecekte buna yer yok.
Geçmişte öğrenciler alıcı konumundayken, öğretmenler baskın bilgi kaynağıydı. Gelecekte buna yer yok.

Önemli Olan Dijital Okur Yazarlık!

Bu nedenle okullarda verilecek eğitimde de sadece bir tekniğe odaklanmak yerine sayısal düşünme ve veri bilimini öne çıkarması gerekiyor. Öğretimin odağında düşünme ve neden-sonuç ilişkisi kurabilme becerileri olmalı. Yüksek kalitede bir programlama eğitimi için geniş ve dengeli bir müfredata ihtiyacımız var. Öğrencilere dijital okuryazarlık kazandırmalı, bir düzeyde geleceğin iş dünyasına hazır kılmalı ve modern dijital dünyanın aktif bir katılımcısı olmalarını sağlamalıyız ve öğretimde sayısal düşünme becerileri ve veri biliminin öne çıkarmalıyız.

Artık neyi bildiğimiz önemli değil. Önemli olan bu bildiklerimizle neler yaptığımız.
Artık neyi bildiğimiz önemli değil. Önemli olan bu bildiklerimizle neler yaptığımız.

Eğitimde Proje Temelli Yaklaşım Bizi Bekliyor!

Schlecher’a göre şimdiye kadar öğretim programları ders odaklıydı, gelecekte proje temelli olacak. Geçmişte eğitim hiyerarşikti. Öğrenciler alıcı konumundayken, öğretmenler baskın bilgi kaynağıydı. Fakat gelecekte buna yer yok. Öğrenciler de kaynakların hazırlanmasında söz sahibi olacak. Bu daha iş birliğine dayalı bir çalışma anlayışı da demek. Yani alışılageldik çalışma normlarında da bir değişiklik ortaya çıkacak.

Çocuklarımıza Düşünme Becerisi Kazandırmalıyız!

Eskiden sınıflarda öğrendiğimiz bilgilerin hayatımız boyunca kalacağını farz ediyorduk. Ancak artık neyi bildiğimiz önemli değil; çünkü zaten bilgi parmaklarımızın ucunda. Google zaten her şeyi biliyor. Önemli olan bu bildiklerimizle neler yaptığımız.

Çocuklarımıza bildiklerimizi öğretirsek, onlar da bizim adımlarımızı takip etmek için bunları belki yeterince hatırlayabilir. Fakat onlara, güvenilir yön bulma becerileri kazanmalarında yardımcı olabilirsek, çocuklarımız da karmaşık, değişken ve belirsiz gelecekte kendi yönlerini bulabilirler.

Geleceğin okulları teknolojinin potansiyelini kullanarak bilginin daha özgür bir şekilde yayılmasında görev alacak.

Sırada Kişiselleştirilmiş Eğitimler Var

Geçmişte eğitimin temel amacı, standartlaşma ve itaatti. Öğrenciler, belli yaş gruplarına göre dağılarak, aynı standart müfredatta eğitim alıyordu. Fakat gelecekte buna yer yok; kişiselleşmiş bir eğitim deneyimden bahsediyoruz. Öğrencilerin kişisel tutku ve kapasitelerine göre şekillendirilen öğretim programlarını daha çok konuşacağız. Geçmişte okullar, teknolojik adalardı. Gelecekte teknolojinin potansiyelini kullanarak bilginin daha özgür bir şekilde yayılmasına görev alacak. Geçmiş interaktifti, gelecek ise paylaşımcı. Öğrenmenin bir yer değil, bir aktivite olduğunu bilmeliyiz. Gelecek, inovatif işbirliklerine kapı aralayacak. Karmaşık öğrenme sistemlerinin dışında kalmak bizi sınırlar. Güçlü öğrenme ortamları sürekli sinerji yaratarak, profesyonel, sosyal ve kültürel birikimlerimizi zenginleştirecek. Bunu okullarda, üniversitelerde ve iş dünyasında görüyoruz. Bu bakış açısının etkisi artacak.

Kaynak:
Hürriyet gazetesinde 19.03.2019 tarihinde yayınlanmış olan ’dan eğitim dünyasına uyarı adlı makaleden özetlenmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz