Kızlar Neden Sayısal Derslerden Korkuyor?

0
Daha Fazla Kızın Fen Derslerinde Başarılı Olması İçin Ne Yapmalıyız?
Daha Fazla Kızın Fen Derslerinde Başarılı Olması İçin Ne Yapmalıyız?

 

Eğitimde ne yapılması gerektiğini düşünürken çoğu zaman ders planlarının, sınav sonuçlarının, müfredata ilişkin ayrıntıların ve başka detayların içinde boğuluruz. Oysa bence eğitimciler olarak çok daha büyük soruların yanıtlarını aramak zorundayız. Bu soruların en önemlilerinden biri eğitim sisteminin kız öğrenciler için daha fazla fırsat eşitliği sunmasını sağlamaktır. Biz bu yazıda soruyu şöyle sormak istiyoruz:

Daha fazla kız öğrencinin fen dersleriyle ilgilenmesi ve başarılı olması için ne yapmalıyız?

Bir eğitimci olarak yıllardır ileride mühendislik, fen ve teknoloji bağlantılı meslekler seçmek isteyen binlerce erkek ve çok az sayıda kız öğrenci tanıdım. Kız öğrencilerin büyük bölümünün seçmeli olarak sanat ve sosyal bilimler ağırlıklı dersler seçip; bilgisayar, kodlama, fen bilimleri, matematik gibi derslerden korkarak kaçışlarına şahit oldum.

Bir süre sonra,  en önemli hedefim kızların sayısal derslerde daha başarılı ve özgüvenli olmaları üzerine düşünmek ve cinsiyetten kaynaklanan önyargı ve psikolojik engelleri önlerinden kaldırmak için üzerine düşünmek haline geldi.

Daha yakından baktığımızda insanların farkında olmadan geliştirdikleri önyargıları anlatan ‘bilinçsiz önyargı’ diye bir kavramla karşılaştık.
Daha yakından baktığımızda insanların farkında olmadan geliştirdikleri önyargıları anlatan ‘bilinçsiz önyargı’ diye bir kavramla karşılaştık.

Fen Bir Erkek Dersidir!

Öğrencilerime her zaman söylediğim gibi bir sorunu gerçekten çözmek istiyorsanız önce onu doğru anlamalısınız. Çalışma arkadaşlarımla birlikte biz de öyle yaptık; ilk adım olarak sorunun tam merkezine gittik, yani öğrencilere. Bu amaçla öncelikle 3., 4. ve 5. sınıf öğrencilerine, içinde cinsiyet ve öğrenme konularına dair soruların da olduğu bir soru formu verdik.

Soru formunda ‘erkekler matematikte daha iyidir.’, ya da ‘Fen bir erkek dersidir.’ gibi cinsiyetçi ifadeler karşısında öğrencilerin fikri soruluyordu. Öğrenciler cevaplarında büyük çoğunlukla 21. Yüzyıl farkındalığına uygun şekilde eşitlikçi yanıtlar verdiler. Peki o zaman neden STEM sınıflarındaki kız öğrenci sayısı bu kadar düşüktü? Sayısal dersler sınıflarındaki cinsiyet eşitsizliği nasıl açıklanabilirdi?

Kız öğrencilerin giysilerinin ve süslü eşyalarının, erkek öğrencilerin ise yeteneklerinin ve tutumlarının övüldüğünü fark ettik.
Kız öğrencilerin giysilerinin ve süslü eşyalarının, erkek öğrencilerin ise yeteneklerinin ve tutumlarının övüldüğünü fark ettik.

Görünenin Ötesine Bakmak

Bununla birlikte araştırmamızı biraz daha derinleştirdiğimizde insanların farkında olmadan geliştirdikleri önyargıları anlatan ‘bilinçsiz önyargı’ diye bir kavramla karşılaştık. Kimbilir belki de kız öğrencilerin tercihlerinin ardında iyi niyetlerle onları yönlendiren yetişkinler ya da soru formlarını politik bir doğrulukla yanıtlasalar da aslında bilinçsizce önyargılarını içlerinde taşıyan öğrenciler vardı.

Kızlar Pastel Renkler Erkekler Süper Kahramanlı Tişörtler Giyiyor!

Bunu anlayabilmek için arkadaşlarımızla birlikte öğrencilerimize bir öğretmen mesafesinden değil daha da yakından bakmaya karar verdik. Örneğin öğrencilerin giysilerini inceledik: Kızların çoğunlukla pembe ya da pastel renklerde, erkeklerin ise süper kahraman resimleriyle süslü giysilerini ve sırt çantalarını fark ettik. Bu giysiler -garip ama- çocuklara kim olduklarına ve ne yapabileceklerine dair onlara bir mesaj veriyordu.

Daha sonra uzun süre kız ve erkekli grupların birlikteyken hareketlerini, birbirleriyle olan konuşmalarını, şakalarını dinledik. Fark ettiğimiz şeylerden ilki kız öğrencilerin giysilerinin ve süslü eşyalarının, erkek öğrencilerin ise yeteneklerinin ve tutumlarının övüldüğüydü.

Çocukların konuşmalarına uzun süre kulak verdikçe cinsiyetçi yaklaşımlar umduğumuzdan da daha anlaşılır hale geldi. Erkekler tepkisel hareketler yaptıklarında, şakalarla komik hareketlerle dikkat çektiklerinde övgü kazanıyor; kızlar tepkisel hareketlerinde, dikkat çekecek şekilde hareket ettiklerinde eleştiriliyorlardı. Kızların övgü kazandığı neredeyse tek durum pullu giysiler, aksesuarlarla kendilerini süsleyip, süzülerek etraflarını izledikleri durumlardı. Erkeklerden sorunları çözmeleri, yorum yapmaları ve keşfetmeleri beklenirken kızlardan sadece ekibin pasif ya da destek işlerini yapan görünmez elemanları olmaları bekleniyordu.

Eğer STEM sınıfında daha fazla kız öğrenci görmek istiyorsam dersi onlar için çekici hale getirmem gerekli!
Eğer STEM sınıfında daha fazla kız öğrenci görmek istiyorsam dersi onlar için çekici hale getirmem gerekli!

Kızlar Kendilerini ‘Harika’ Hissetmiyor!

Bu dönemde özellikle Ed Yong’un 5 yaş çocukları üzerine gerçekleştirdiği inançlar araştırmasından çok şey öğrendik.  Ed Yong çalışmasında 5 yaşına kadar kız ve erkeklerin ‘muhteşem’, ‘harika’, ‘waaw!’ gibi sıfatları kendileriyle kolayca özdeşleştirdiklerini anlatıyordu. Ancak çocuklar sadece 1 yıl büyüdüğünde ‘harika’ olmaya dair algıları hızla değişiyor ve 6-7 yaşlarında birdenbire sadece erkekler kendilerinin muhteşem hissetmeye devam ediyorlardı. Aynı yaştaki kızlar harika olmakla kendilerini daha seyrek ve daha koşullu olarak bağdaştırmaya başlıyorlardı.

Olaiya Aina ve Petronella Cameron’un çalışmasından ise sınıf ortamındaki mesajların ve görsel malzemenin çocukların cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve kendi kapasiteleri hakkındaki görüşlerini şekillendirdiğini öğrendik.

Böylece;

  • Eskiden hiç fark etmediğimiz ayrımcılık içeren sözlerimizi, kitaplardaki, filmlerdeki, metinlerdeki görsel malzemeleri fark ettik.
  • Bunları suskunlukla karşılamak yerine öğrencilerle tartışarak eşitsizliği anlatmak için bir fırsat haline getirdik.
  • Eşitsizlik örneklerimizi çoğaltarak öğrencilerimizin çevrelerine daha eleştirel bakmalarını sağladık.
  • Hatta daha ileri gidip ilk bakışta eşitsizlik içermediğini düşündüğünüz metinleri öğrencilerimizle birlikte inceledik.

Okulda Yeni Bir Kavrayış

  • Öncelikle okulumuzdaki görselleri cinsiyetçilik açısından yeniden gözden geçirdik. Meslekleri görselleştirirken alışılmışa uygun imajları kullanmamaya özen gösterdik: Örneğin erkek hasta bakıcıları, erkek baletleri, kadın astronotları ve kadın fizikçileri gösterdik.
  • Özellikle fen, mühendislik ve matematik alanlarından kadın konuşmacıları okulumuza davet ettik. Okuna getiremediğimiz konuşmacılar için SKYPE konferansları düzenledik; bütün öğrencilerimizin özellikle de kız öğrencilerin bu kadın konuşmacıları örnek alabilecek kadar yakınlaşmalarını, onlara sorular sormalarını sağladık.
  • Öğretmen arkadaşların sınıflarında ‘kızlar..!’ ya da ‘erkekler..!’ diye değil ‘Arkadaşlar.!’ diye seslenmelerini önerdik.
  • Öğrendiklerimiz gündelik bakış açılarımızı öğrencilerimize getirdiğimiz önerilerimizi de geliştirdi. Marsa seyahat etmek ya da kodlama öğrenmek isteyen kız öğrencilerimizi daha ciddiye alırken örneğin erkek öğrencilere el işi derslerine de gidebileceklerini söyledik. En önemlisi öğretmenler olarak yaşadığımız bu küçük farkındalıklarla bile öğrencilerimizin geleceğe bakışına dokunabilme fırsatını elde ettik.

Şunu hatırlatmak isterim: Bütün bu dönüşüm tek bir adımla başladı. Fen sınıflarında kız öğrencilerin sayısını nasıl arttırabiliriz sorusuyla. Bugün okulumuzdaki cinsiyet eşitsizliğine bakış açımız çok daha genişledi. Artık, eğer STEM sınıfında daha fazla kız öğrenci görmek istiyorsam dersi onlar için çekici hale getirmek için uğraşmam gerektiğini biliyorum. Daha önemlisi bütün öğrencilerimi bilinçsiz önyargıların korumak ve özgür iradelerine sahip çıkarak karar verebilmeleri için bilinçli çaba gösteriyorum.

Kaynak:
Dorothy Venditto‘nun 10Eylül 2018 tarihinde edutopia.com sitesinde yayınlanan Increasing Gender Equality in Elementary Schools adlı yazısından yapılmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz