Kategoriler: Aileler İçin

Neden Olduğumuzu Zannettiğimiz Kişi Olmayabiliriz?

Google Reklam

2005 sonbaharında, sihirbaz Derren Brown tuhaf bir deney yaptı. Bir grup gönüllüden doğum günü tarihlerini istedi ve ardından her birine kişiselleştirilmiş bir astroloji raporu verdi. Brown, hiçbiriyle tanışmadan, onlara kişiliklerinin en mahrem yönlerini anlattı. Gönüllüler buna inanamadı. Bu sanal yabancı nasıl hayatları hakkında bu kadar çok şey biliyordu? Gönüllülere daha sonra astroloji raporu hakkında yorumları sorulduğunda, okuduklarını “şok edici derecede doğru” olarak tanımladılar.

Aslında gerçek tam olarak öyle değildi. Brown, her gönüllüye kelimesi kelimesine aynı astroloji raporunu vermişti! İnsanların neredeyse hepsi kendi yaşamlarının ve yaşadıkları zorlukların benzersiz olduğunu düşündükleri için okudukları raporun da kendilerine özel olduğunu düşünmüşlerdi. Brown deneyi İngiltere, Amerika veya İspanya’da her uygulanışında, aynı standart astroloji raporu aynı şekilde nitelendirildi: “Şok edici derecede doğru!”

Olmayan Şeyleri Görme Eğilimindeyiz!

Brown’ın deneyi kesinlikle bilimsel yöntemlerle yapılmamıştı ama insan psikolojisinin tuhaf bir yönünü gözler önüne serdi: Olmayan şeyleri görme eğilimindeyiz. Bu, bulutlardaki şekilleri (veya yanmış tostta oluşan çeşitli figürleri) gördüğümüzde ve kendi hayatımızı anlamlandırmaya çalıştığımızda da karşımıza çıkan bir durumdur. Hayatın anlamını bulmak için günümüzde hala astrolojiye başvuran çok sayıda insan olsa da çok daha fazla sayıda insan psikolojik testlere güveniyor. Yıldızların yerini artık testler aldı. Kanıta dayalı psikoloji bayrağı altında, bu testler insanlara kim olduklarını ve daha sonra hayattaki hangi yolun onlar için en uygun olduğunu söylediğini iddia ediyor. “İçe dönük biri misin? O zaman satış ve yönetimdeki pozisyonlardan uzak dursan iyi olur.”,  “Mantıklı bir düşünür müsün? O zaman geleceğini istatistik ve muhasebe alanında aramak isteyebilirsin.”

Ancak hiçbir kişilik testi hatasız değildir birçok test, istatistiksel eksiklikleri ve metodolojik başarısızlıkları nedeniyle eleştirilerin hedefi olur. Ancak bunun gibi kişilik testlerinin dışında bile, kişilik hakkında düşünme şeklimiz derinden kusurludur. Bu kusurun nedenleri ise şu şekilde açıklanabilir:

Problem #1 Normatif tanımlar gerçek kişilikleri tam olarak karşılayamaz.

“Kişilik” kavramı, farklı zaman ve koşullarda insan davranışının tutarlılıklarını ifade eder. Mevcut kişilik kavramlarımız, belirli bir zaman noktasında insanların tutarlı davranışlarını gözlemleyerek şekillendirildi. İlk istatistikçiler, insanlar arasındaki farklılıkların zaman içinde meydana gelebilecek gelişmeleri öngörmeyebileceğini biliyorlardı. Bununla birlikte çeşitli istatistiksel nedenlerle bunun üzerinde durmadılar. Bu bir hataydı.

İnsanlar arasındaki farklılıklar, zaman içinde insanların yaşayacağı dönüşümü tahmin edemez. Matematiksel olarak imkansızdır ve istatistiksel fizikte yaklaşık bir asırdır yerleşik bir bilim olan “ergodik teoremi” ihlal etmektedir. (Fizikçiler bu teoriyi ilk olarak, gaz moleküllerinin bir gaz hacmindeki hareketi gibi uzay ve zaman olaylarının işlevleriyle başa çıkmak için yaratmıştır.) Ancak yaklaşık 15 yıl önce Peter Molenaar adında bir psikolog, farklı insanları uzayın farklı parçaları olarak düşündüğümüzde, teoremin, insanlar arasındaki farklılıkların zaman içinde olabilecek değişimi modellemek veya tahmin etmek için kullanılamayacağını fark etti. 2009’da Molenaar ve bir meslektaşı, 22 kişiyi 90 gün arka arkaya “Beş Büyük” kişilik özellikleri açısından değerlendirdi. Sizce kaç kişinin verdiği cevaplar tutarlı bir şekilde beş büyük kişilik özelliklerinden birinin etrafında kümelenmişti? Beş kişi mi? Üç kişi mi? Hayır… Kimsenin cevapları tutarlı değildi.

Bu konuda Molenaar dışında gerçekleştirilmiş çok fazla çalışma yoktur ama eğer bu bilgi doğruysa, o zaman kolektif çalışmalar, bireylerin ne zaman nasıl davranabileceklerini bize gösteremez. Bu, çoğu ana akım psikolojinin sizin gibi bireylere kişisel test olarak uygulanmasının temel bir istatistiksel hataya dayandığı anlamına gelir.

Problem #2 Geleneksel kişilik teorileri davranışları açıklamakta zayıf kalabilir.

Psikologların insanların kişiliklerini analiz etmeye çalışmasının ardında yatan neden, kişilerin farklı senaryo ve durumlarda nasıl davranacakları hakkında faydalı tahminlerde bulunmaktır. Dışadönükler gürültülüdür ve parti yapmayı sever; saldırgan insanlar yumruk yumruğa kavga etmeye eğilimlidir. Ancak teorilerin çizdiği sınırlar çoğu zaman basmakalıp yargılarımızı pekiştirir ve gerçek hayatta yaşananları doğru şekilde temsil edemez.

Çünkü insanların davranışlarını tahmin etmek söz konusu olduğunda, kişiliklerine bakmak size pek yardımcı olmaz. Dışadönükler mutlaka parti yapmaktan hoşlanmazlar ve agresif potansiyeli olan insanlar ellerini kirletmekten hoşlanmayabilir. Psikolog Todd Rose’un Ortalamanın Sonu adlı kitabında belirttiği gibi: “Korelasyon matematiğine göre kişilik özellikleriniz davranışlarınızın yüzde 9’unu açıklıyor. Yüzde dokuz! Özelliğe dayalı kişilik puanları ile akademik başarı, profesyonel başarılar ve duygusal ilişkilerde başarı arasında benzer şekilde zayıf korelasyonlar vardır.” Kısacası bir insanın nasıl davranacağını tahmin etmek istiyorsanız başka yere bakmanız gerekir ki bu da beni son noktama getiriyor.

Problem #3 Bağlam ve Süreç Kişilikten Daha Önemlidir.

Bir kişinin tutum ve davranışlarını açıklarken içinde bulundukları bağlam ve kullandıkları işlevsel beceriler, kişiliklerinden çok daha açıklayıcıdır. Psikoloji tarihi, insanların olağanüstü koşullar altında sergiledikleri olağanüstü davranışların örnekleriyle doludur. Peki bu, kendi hayatlarımız için de doğru değil midir? Bazı arkadaşlarımız ve meslektaşlarımız etrafımızda iken öz disiplin konusunda daha hassas olmaz mıyız?

Bir sosyal ortamda daha dışa dönük, diğerinde daha içe dönük olabiliriz. Bir bağlam bizi en iyi halimizle olmaya teşvik edebilirken, bir başkası en olumsuz yanlarımızı sergilemeye teşvik edebilir. Bağlamımıza bağlı olarak iki farklı kişilik de biz olabiliriz.

Neden Kendimizi Doğru Tanıyamayız?

Kendi kişiliğimizi genel olarak tutarlı görmemizin nedeni ise çoğunlukla aynı bağlamlarda yaşıyor ve çalışıyor olmamızdır. Aynı zamanda, insan kültürünün 150 yıldır (Çan eğrileri ve standart sapmalarıyla Galton’dan beri) normatif kavramlar içinde yaşaması, bize kendi davranışımızı bağlam içinde ve zaman içinde düşünmekten başka bir yol bırakmamıştır. Yeni bir çevreye ve bağlama girdiğimizde ise kim olabileceğimiz konusunda kendimiz dahi şaşırabiliriz. Sahip olduğumuz becerileri yeni bir durumda devreye soktuğumuzda… Bingo! “Hayatımız” olarak adlandırılan tüm dinamik ağın çarpıcı biçimde değişebildiğini görebiliriz.

Kişilik ve insan davranışı çalışmaları, istatistiksel eksiklikler ve kavramsal kusurlarla delik deşik edilmiştir. Kendimizi “uyumlu”, “nevrotik” veya “içe dönük” olarak etiketlemek kulağa “şok edici derecede doğru” gelse de, bu etiketler bizi tanımlamaz ve bir kalıba sokamaz. Gerçeklik bundan daha karmaşık ve daha idiografiktir. Kendimizi ve diğer insanları daha iyi anlamak istiyorsak, bizim ve başkalarının içinde bulunduğu bağlama ve o anlarda kullanılan becerilerin işlevine dikkat etmeliyiz. Bağlam belirli davranışları nasıl kolaylaştırır veya engeller? Neyin hizmetinde hareket ediyor ve tepki gösteriyoruz?

İnsanlara normatif tanımların içine sıkıştırmayı bıraktığımızda “kişilik” nasıl görünecek? Hadi bulalım! Elbette, farklı insanlar farklı bağlamlara farklı tepkiler verecektir. Testler tarafından basmakalıp tanımlara sıkıştırılmamış bir sağlıklı çeşitlilik, kendi eğilimlerimizi sezmek, öğrenmek ve çevremize sunmak konusunda bize yardımcı olacaktır. Ve normatif kavramların tasarladığı palyaço kıyafetlerinden soyunduğumuzda olmak istediğimiz kişi olabilmemiz her zaman olduğundan çok daha mümkün olacaktır.

Kaynak:
Bu makale psychologytoday’de yayınlanmış olan “Why you are not who you think you are?”adlı makaleden Bingül Uzel Kemiksiz tarafından uyarlanarak çevrilmiştir.
Google Reklam
Bingül Kemiksiz Uzel

1986 Ankara doğumludur. İlkokulu Ankara ve İstanbul’ da, Ortaokul ve Liseyi Tekirdağ Anadolu Lisesi’nde tamamlamıştır. 2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’ ne girmiş, 2010 yılında yüksek onur derecesiyle mezun olmuş ve Prof. Dr. Turhan Oğuzkan ödülüne layık görülmüştür. Üniversite eğitimi sırasında Erasmus programı ile İsveç-Stockholm Üniversite’ sine gitmeye hak kazanarak 6 ay boyunca “Early Childhood Education” alanında eğitim almış ve bir İngiliz okulunda staj yapmıştır. Mezun olduktan sonra 9 ay süre ile özel bir dershanede sınava hazırlanan öğrencilerle çalışmıştır. 2010-2015 yılları arasında Tekirdağ Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde görev yapmıştır. Maltepe Üniversitesi Gelişim Psikolojisi tezli yüksek lisans eğitimini 2012 yılında bitirmiştir. 450 saatlik MEB onaylı Aile ve Çift Terapisi eğitimi, Terapötik Kartlar Eğitimi, Kriz Müdahale Eğitimi, Çözüm Odaklı Terapi eğitimi, Mülteci Çocukların Topluma Uyumu Eğitimi, Özel Eğitimde Alternatif Öğretim Teknikleri, Çocuk Değerlendirme Testleri, Sanat Terapisinin Erken Çocukluk Döneminde Kullanımı, Çocuk ve Ergenlerle Klinik Görüşme Teknikleri, İhmal ve İstismarda Aile ve Çocuğa Yaklaşım Eğitimi, Proje Döngüsü Yönetimi, Siber Zorbalık Eğitimi, Çocuk ve Ergenlerde Psikiyatrik Rahatsızlıkların Genel Tanımı Eğitimi, Yaratıcı Dramayla Grup Rehberliği Eğitimi, EMDR 1. düzey eğitimi katıldığı eğitimlerden bazılarıdır.

Leave a Comment

Yeni Yazılar

Kızların İlk Kahramanı ya da “Uçak Babama Selam Söyle!”

Annesiyle geliştirdiği ilişki ne kadar sıcak olursa olsun bir kız çocuğunun babasıyla geliştirdiği ilişki vazgeçilmezdir.…

1 hafta önce

Babalık Etkisi Nedir? Babalar Neden Önemlidir?

Ebeveynlik tarzları, çocukların gelecekteki mutluluğunu ve başarısını derinden etkiler. Bu hepimizin hemfikir olduğu bir bilgidir.…

1 hafta önce

eğitimde bir yıl daha biterken…

ve 21-22 öğretim yılı da kapanıyor. her öğretim yılı başında yeni yıla dair planlama ve…

2 hafta önce

“Müziksiz Bir Hayat Hatadır*” Çünkü…

  Başlamadan önce: Ait olma arzusu temel bir insan motivasyonudur. Oksitosin, başkalarıyla sosyal olarak bağlı…

3 hafta önce

Eğitim Yılını Bitirirken Kalpleri Yumuşatacak 4 Anlamlı Etkinlik

  Eğitim yılı sona eriyor. Dönemin son günlerinde öğrencilerinizle sadece sohbet etmek yerine uygulayabileceğiniz ve…

3 hafta önce

Okullar Değişiyor: İşte Dünyanın En Güzel 7 Okulu

  Eğitim zihnin ve çocukların sınırlarının zorlanmasıdır. Ancak nedense bu önemli işi, yüzyıllardır hiç değişmemiş…

3 hafta önce