PISA’ya Açık Mektup

0
pisa'ya açık mektup
pisa'ya açık mektup

Uluslararası camiasının en çok kabul görmüş bununla birlikte en çok tartışılmış, en çok eleştirilmiş uygulaması kuşkusuz PISA’dır. OECD tarafından 1997 yılından bu yana uygulanan ve üye ülkelerin eğitim sistemlerini geliştirmeyi amaçlayan PISA sınavının sonuçları her açıklandığında üye ülkelerin gündemine oturmuş; eğitimciler, medya ve politikacılar tarafından derinlemesine tartışılmış; bununla birlikte eğitimi geliştirme hedefinden çok öğrencileri uluslararası olarak sıralamaya hizmet etmiş bir sınavdır.

PISA Nedir? PISA Sonuçları Ne Gösterir?

PISA sınavı, eğitim müfredatının omurgasını oluşturan temel becerilerde; , fen bilimleri ve okuma alanlarında öğrencilerin bilgilerini değerlendirir. Bunu yaparken, öğrencilerin kavramsal olarak neyi öğrendiklerini değil, öğrendiklerini günümüzün karmaşık sorunları karşısında nasıl uygulayabildiklerini ölçmeyi hedefler. Yani sınav, bir ezber sınavı değil, öğrencinin bütünsel düşünebilme ve sorun çözme becerilerini ölçen bir yorumlama sınavıdır.

PISA sınavını gündemin ilk sıralarına taşıyan asıl neden ise her sınav sonrası yayınlanan ülke başarı sıralamalarıdır. Bu listeler aracılığıyla PISA ülkelere artık neredeyse tamamı bilgi yönetimi üzerinden gerçekleşen uluslararası rekabet savaşlarındaki olası yerlerini gösterir. Bu yönüyle de medyanın ve politikacıların en önemli malzemesini oluşturur.  Gerek başarı listelerinin üst sıralarındaki ülkelerde gerekse daha düşük sıralardaki ülkelerde sınav sonuçları haftalarca değerlendirilir.

PISA İle Eğitimi Geliştirmek Mümkün mü?

Ancak yarattığı bütün popülariteye rağmen, PISA’yı  eleştirenler de azımsanmayacak kadar fazladır. Pek çok eğitimciye göre, bir ülkeden seçilmiş bir grup öğrencinin PISA sınavında başarılı olması, o ülkenin bir bütün olarak eğitim hizmetlerinde iyi olduğunun  ispatı olamaz. Çünkü ‘iyi’ eğitimin kriterleri sadece bir sınav sonucundan çok daha fazladır.

Daha önemlisi aralarında bizim de yer aldığımız sürekli olarak listelerin alt sıralarında yer alan ülkelere geliştirmeleri gereken alanlarını açıklayabilmekte yetersiz bir araçtır. Her ne kadar OECD, üye ülkelere eğitim politikaları önerirken PISA sonuçlarını kullansa da önerilerin büyük bölümü uygulanamamaktadır. Çünkü PISA listelerinin sonlarındaki ülkeler, bir gelişim hamlesinden çok bir savunma mekanizması içinde bulurlar kendilerini. Sınav sonucundaki yerlerini yorumlanması gereken bir veri olarak almak yerine, bir statü simgesi olarak yorumlamalarının, zaten eğitimdeki ıskalamalarının asıl nedeni olduğunu göremezler.

Bu ve benzeri olumsuzlukları dile getirmek için geçtiğimiz yıllarda eğitim fakülteleri ve okullarda çalışan yüze yakın eğitim bilimci PISA Direktörlüğüne sınava dair görüşlerini açıkladıkları bir mektup yazdılar. Peki mektup hangi noktaların altını çiziyordu?

Eğitimin hedefi Yüksek Maaşlı İş midir?

Eğitimcilerin altını çizdikleri ilk nokta PISA’nın eğitimin varlık nedenini sadece sınav sonuçlarına indirgenmesiyle ilgiliydi:

“Temel bakış açısı ekonomik kalkınma olan OECD eğitimi de ekonomik bir varlık olarak görmekte ve okullarının ekonomik rolüne vurgu yapmaktadır. Ancak, çocuklarımızı iyi işler bulabilir hale getirmek, kamu eğitiminin eğitimin tek amacı olmak bir kenara, ana hedeflerinden biri bile değildir. Toplumsal eğitim, öğrencileri demokratik halk yönetimine katılmaya, ahlaki eyleme, kişisel gelişim ve iyi olma haline hazırlamak zorundadır.”

Peki ya sanat, ahlak, iyi yurttaşlık?

Mektubu kaleme alan eğitimciler PISA’nın eğitime sadece matematik, fen bilimleri ve dil gelişimi açısından yaklaşmasını da bir çeşit miyopluk olarak nitelendirmekteydiler:

“PISA, matematik ya da fen bilimleri gibi eğitimin daha kolay ölçümlenebilir konularının altını çizerken, etik, toplum, yurttaşlık ya da sanatsal gelişim gibi doğrudan ölçümlenemeyen alanlarını dikkatimizden uzaklaştırmakta böylece eğitimin aslında nasıl olması gerektiği konusundaki ortak aklımıza müdahale etmektedir.”

Eğitim bilimciler ayrıca, PISA’nın  ailelerin ve eğitimcilerin eğitim algısını sınav başarısına indirgemiş olmasını da eleştirmektedir.:

‘Bir okulda, bir sınıfta attığımız bir adımın öğrencilerimiz üzerinde sonuçlar vermeye başlaması uzun yıllar sürerken, üçer yıllık döngüler halinde değerlendirmeler yapan PISA eğitimde bir miyopluğa neden olmuş aynı zamanda da politikacıların eğitim önceliklerinin nitelikli yatırımlar yerine sınav sonuçlarını etkileyecek yüzeysel uygulamalara odaklanmasına neden olmuştur.’

‘PISA son dönemlerde, gözde bir eğitim tekniği haline gelmiş geçerliliği ve güvenirliği çoğu zaman eleştirilmiş olan ulusal testlerin geçerliliğinin önemli ölçüde yükselmesine neden olmuştur. Örneğin ABD’de öğrenciler kadar eğitimcilerin de performanslarının sorgulanmasına neden olan Race to Top programının genel bir kabul görmesine ve güvenirliğinin artmasına neden olmuştur.’

Eğitimbilimcilerin PISA sınavına ilişkin temel görüşlerini yukarıda özetledik. Bizim ülkemizde ise PISA genel olarak hiç eleştirilmeyen, sonuçlarıyla sadece eğitim sistemimiz konusunda özeleştiriler yaptığımız bir uygulama olmayı sürdürüyor.

Peki ya siz ne dersiniz? Ekonomik kalkınmaya yıllarını adamış bir büyük örgütün eğitim politikalarını değerlendirebilmek için sadece çoktan seçmeli bir test yaratabilmiş olması size mantıklı geliyor mu?

Önceki İçerikÖzel Okul: Çocuğunuza Yapabileceğiniz En İyi Yatırım mı?  
Sonraki İçerikDaha Az Oyun, Daha Çok Ezber: Yeni Anaokulu Müfredatı
1969 Lüleburgaz doğumludur. İstanbul Üniversitesi ve Buckingham Üniversitesi’de İşletme Yönetimi eğitimi almıştır. Mesleki hayatına ‘Öğrenme’ üzerine çalışmalar yaparak başlamış, ASTD’nin Eğitim Yönetimi sertifikasını alarak Türkiye’de Kurumsal Eğitim Yönetimi, İhtiyaç Analizi, Eğitim Etkinliğinin Dört Basamaklı Analizi seminerlerini vermiştir. Bu dönemde ‘Yeniden Öğrenme’ (Nobel) adlı kitabı yayınlanmıştır. 2000-2016 yılları arasında bir özel eğitim kurumunda yönetici olarak çalışmış aynı zamanda Beyin Temelli Öğrenme, Eğitim Psikolojisi, Yetişkin Eğitimi alanında çalışmış; Fatma Gök ve Rıfat Okçabol’lun derslerine katılmış; Michael Apple, Peter Mayo, Jerrold Lyne Kachur, Mike Cole, Roger Dale, Susan Robertson, Peter Mclaren gibi eğitimcilerin seminerlerine katılmıştır. 2008-2013 yılları arasında Birgün Gazetesi Eğitim Sayfasında köşe yazıları yazmış, 2014’te Aileye Rağmen (Asi Kitap) adlı kitabı yayınlanmıştır.