Neden İklim Protestoları Türkiye’de Ses Getirmiyor?

0
İklim Protestoları Neden Türkiye’de Ses Getirmiyor?
İklim Protestoları Neden Türkiye’de Ses Getirmiyor?

Greta Thunderg önderliğinde yaklaşık bir yıl önce başlayan ve önce Avrupa’da sonra da dünyanın pek çok ülkesinden karşılık bulan Gelecek Cuma Eylemlerinin en büyüğü yaklaşık bir ay önce gerçekleşti. Birleşmiş Milletler toplantısından önceki son buluşma olduğu için özel bir önem taşıyan bu buluşmaya dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 4 milyon kişinin katıldığı tahmin ediliyor.

Angola'da ilkokul öğrencileri 20 Eylül protestosuna gidiyorlar.
Angola’da ilkokul öğrencileri 20 Eylül protestosuna gidiyorlar.

Her şey nasıl başladı?

Hatırlanacağı gibi, Greta Thunderg’in İsveç Meclis binası önünde elinde bir pankartla beklemeye başlamasından sadece haftalar sonra bazı Avrupalı öğrenciler Cuma günleri okula gitmek yerine, iklim değişikliğinin durdurulması için protesto eylemlerine başladılar. Öğrencilerin protesto eylemleri kısa zamanda başka ülkelere de sıçrayarak insanlık tarihinin en kalabalık katılımlı ve uzun süreli eylemlerinden biri haline geldi. İlerleyen günlerde de ‘Gelecek İçin Cuma’ eylemleri okullar ve öğrenciler arasında hızla yayılmaya devam etti.

20 Eylül protestosuna Stokholm'den yüzbinler katıldı.
20 Eylül protestosuna Stokholm’den yüzbinler katıldı.

Greta ve beraberindeki iklim savaşçıları 24 Mayıs 2019 tarihinde 2. Küresel İklim grevini gerçekleştirdiler. Resmi rakamlara göre bu eyleme 114 ülkedeki 1429 merkezde gerçekleşen eylemlerle destek verildi.

New York'ta yetkililer kentteki 1.1 milyon öğrenciye eylemlere katılmaları durumunda ailelerinden ve okullarından izinli olacakları açıklandı.
New York’ta yetkililer kentteki 1.1 milyon öğrenciye eylemlere katılmaları durumunda ailelerinden ve okullarından izinli olacakları açıklandı.

Hareket, Cuma protestolarının en büyüğünü ise 20 Eylül tarihinde gerçekleştirdi. Birleşmiş Milletler toplantısının bir gün öncesindeki tarihe gelen bu buluşma, insanlık tarihinin en büyük çevre buluşmasıydı. 20 Eylülde, dünyanın pek çok ülkesinden çevreci küresel iklim değişikliğinin durdurulması amacıyla bir araya geldi.

Peki bizde neler oldu? Cuma protestolarının başladığı günden bu yana neredeyse hiçbir eyleme büyük katılım sağlayamayan ülkemizde 20 Eylül eylemi de fazla ses getirmedi.  Hatta buluşmanın gerek okullar gerekse toplumsal düzeyde en az ses getirdiği ülkelerden bir Türkiye’ydi.

Peki, neden Türkiye 20 Eylül buluşmasına ya da Avrupa okullarında bir yıldır süren eylemlere katılım sağlayamadı? Neden bizim öğrencilerimiz de kentlerin meydanlarında iklim krizinin nasıl bir felakete yol açabileceğini anlatmadı?

Aslında bu soruların yanıtlarını karmaşık denklemlerde aramaya gerek yok. Eğitim sistemimizi az ya da çok bilen herkes kolaylıkla bazı nedenler dökebilir ortaya.

Peki, neden Türkiye 20 Eylül buluşmasına ya da Avrupa okullarında bir yıldır süren eylemlere katılım sağlayamadı? Neden bizim öğrencilerimiz de kentlerin meydanlarında iklim krizinin nasıl bir felakete yol açabileceğini anlatmadı?
Peki, neden Türkiye 20 Eylül buluşmasına ya da Avrupa okullarında bir yıldır süren eylemlere katılım sağlayamadı? Neden bizim öğrencilerimiz de kentlerin meydanlarında iklim krizinin nasıl bir felakete yol açabileceğini anlatmadı?

Okullar özerk değil

Bu nedenlerden akla en yakın olanı okul kültürüdür. Bizde okullar öğrencilere sorgulamayı, hak aramayı değil; önüne konanla yetinmeyi öğretir. Bu Türk eğitim sisteminin ‘alameti farikasıdır’! Bu kabul kültürü içinde değil öğrencilerin iklim protestolarına katılmaları, kütüphaneye iklim krizi konulu kitaplar almaları bile izne tabidir.

Bu kabul kültürü beraberinde okul özerkliğini de şekillendirir. Özellikle devlet okulları öğrencilerini ders yerine bir çevre protestosuna gönderecek kararı alamazlar. Dahası bürokratik çarkların her geçen gün daha ağır işlediği Milli Eğitim’de okulların bağımsız karar alabilmeleri düşüncesi bile tartışılamaz konulardandır.

Küresel İklim Grevi
Küresel İklim Grevi

Müfredatta yok

Öğrencilerin tepkisizliğinin bir başka olası nedeni iklim krizinin Türkiye’de kavramsal bir karşılığı olmamasıdır. Bazı eğitimcilerin açıkladığı gibi iklim krizinin müfredata girmemiş, sınıflarda tartışılmamış olması öğrencilerin bu kavrama yabancı kalmalarına neden olmuştur.

Ancak sorunun yanıtı bu kadar basit olmamalıdır. Çünkü devlet okulları olmasa da çok sayıda özel okul 20 Eylül buluşmasından öğrencilerini haberdar etmiş buna rağmen gençlerin katılımı umulanın altında kalmıştır.

Öğrencilerin tepkisizliğinin bir başka olası nedeni iklim krizinin Türkiye’de kavramsal bir karşılığı olmamasıdır.
Öğrencilerin tepkisizliğinin bir başka olası nedeni iklim krizinin Türkiye’de kavramsal bir karşılığı olmamasıdır.

Dünyadan mı koptuk?

O zaman aradığımız neden daha derinden, daha hayata dair bir neden olmalıdır. Hatta bu neden özellikle yeni kuşak gençlerin gündelik hayatlarına sinmiş alışkanlıklarına, benimsedikleri değerlere, dünyayı okuma biçimlerine dair bir ipuçları vermelidir.

Örneğin belki gençlerin ilgisizliğinin nedeni artık kendilerini dünyanın bir parçası olarak görememeleridir. Çevreleriyle öfkeli bir hesaplaşma içinde olan politikacılar ve giderek içe kapanan ülke gibi okullarımız da çoktan dünyadan kopmuştur. Diğer ülkelerin çocuklarıyla iletişimleri sadece cesaret kırıcı PISA listelerinden ibaret olan öğrencilerimiz dünyada neler olduğundan bihaber ya da dışarıdan kendilerine uzanacak her elin düşman eli olduğuna inanacak kadar küskündürler.

Deniz Çevikus aylardır İklim Krizi konusunda bilgi vermek için çabalıyor.
Deniz Çevikus aylardır İklim Krizi konusunda bilgi vermek için çabalıyor.

Herkese küstük mü?

Belki de başka ülkelerin öğretmekten vazgeçtiği bilgileri ezberlemekle uğraşan gençlerimiz anlamakla ezberlemek, öğrenmekle hayata geçirmek arasındaki farklı bilmemektedir. En iyi ezberleyeni, en çok net yapanı ‘şampiyon’ ilan eden bu sistemde, öğrencilerimiz gerçek eğitimin hayata dönük doğru tercihler yapmak ve bu tercihler için savaş vermek olduğunu hiç mi hiç duymamışlardır.

Belki de müfredatımız bilimsel veriler kullanarak, geleceği planlayarak dönüşüme liderlik edenlerden söz etmemektedir. Büyük olasılıkla yeni kuşaklarımızın gözünde bilgili ya da idealist olmak bir çeşit ‘saflık’ işareti; liderlik ise maddi kazanımlara indirgenmiş bir statüdür. Hatta belki bütün yaşananlar ülkeye olduğu gibi eğitim sistemine de sirayet eden Ortadoğulaşmanın ayak sesleridir. Gençlerimizin sessizliği, tepkisizliği bundandır

İlgilisine Not: Türkiye’de Durum Nasıl?

Cuma eylemleri 15 Mart 2019 tarihinden bu yana bizde de düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Bu süre boyunca öğrenciler küresel enerji politikalarının değiştirilmesi, seragazı emisyonlarının acil olarak düşürülmesi ve Paris anlaşmasında kararlaştırılan 1.5 derece hedefinin gerçekleştirilmesi için ivedilikle harekete geçilmesi gibi konularda seslerini duyurabilmek için  çalıştılar.

İklim protestolarında ilk günden beri gönüllü olarak çalışan Atlas Sarrafoğlu, Ece Bayraktar, Deniz Çevikus, Selin Gören gibi isimler öne çıkıyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz