Okula Başlama Yaşı: Belki de En Önemli Başarı Faktörü

0
Okula Başlama Yaşı: Belki de En Önemli Başarı Faktörü
Okula Başlama Yaşı: Belki de En Önemli Başarı Faktörü

Çocuğunuzun okula başlamaya hazır olduğunu nasıl anlarsınız? Anaokulunda gösterdiği başarıdan mı? Evde harfleri, sayıları yazmaya başlamasından mı? Sosyal olarak giderek daha güvenli davranmaya başlamasında mı?  Yoksa sadece okul yaşının gelmiş olmasından mı?

Türkiye’de geçtiğimiz yıllarda okula başlama yaşının erkene çekilmesi ve ardından yaşanan uyum zorluklarıyla başlayan itiraz ve karmaşa süreci hala devam ediyor. Son olarak birkaç hafta önce Bakanlığın ilkokula başlamanın alt sınırının 69 aya yükseltmesinin ardından sular biraz durulsa da veliler okula başlamanın doğru zamanı konusunda hala endişeliler.

Bazı veliler çocuğun okula hazır olma durumunun sadece tek bir veriye, ‘yaşa’ bakarak değerlendirilmesinin çocuğun bilişsel, duygusal ve bedensel gelişiminin gözardı edilmesi anlamına geleceğini savunuyor.
Bazı veliler çocuğun okula hazır olma durumunun sadece tek bir veriye, ‘yaşa’ bakarak değerlendirilmesinin çocuğun bilişsel, duygusal ve bedensel gelişiminin gözardı edilmesi anlamına geleceğini savunuyor.

Neden Önemli?

Sadece bizde değil dünyanın diğer ülkelerinde de veliler çocuklarının okula başlama yaşı konusunda farklı fikirlere sahipler. Bazı aileler çocuklarının okula erken başlamasının aynı zamanda hayata bir yaş erken atılma anlamına geldiğini düşünüyor özellikle de anaokuluna kolay uyum sağlayan çocuklarının ilkokul erken başlamasında bir sakınca görmüyorlar.

Öte yandan başka bazı aileler de çocuklarının okula başlama dönemini olabildiğince geciktirmeye çalışıyor. Böyle düşünen veliler çocuğun okula hazır olma durumunun sadece tek bir veriye, ‘yaşa’ bakarak değerlendirilmesinin çocuğun bilişsel, duygusal ve bedensel gelişiminin gözardı edilmesi anlamına geleceğini savunuyor. Özellikle bizdeki gibi okula başlama yaşının sadece birkaç yıl önce küçültüldüğü toplumlarda veliler genel olarak 6 yaş başlamasının çok erken olduğuna inanıyorlar.

Peki okula başlama yaşının akademik başarı üzerinde gerçekten etkisi var mı? Araştırma sonuçları ders başarısı, sınıfa uyum sağlama ya da uzun dönemli akademik sonuçlar gibi alanlarda nasıl sonuçlar neler gösteriyor?

Okula başladığı yılın ilk aylarında doğmuş olan öğrencilerin aynı yılın  sonundaki aylarda doğmuş olan öğrencilere göre akademik olarak daha başarılı oluyor.
Okula başladığı yılın ilk aylarında doğmuş olan öğrencilerin aynı yılın  sonundaki aylarda doğmuş olan öğrencilere göre akademik olarak daha başarılı oluyor.

Dünyada Hangi Çocuklar Okula Daha Geç Başlıyor?

Dünyanın pek çok ülkesinde ilkokula başlama 5 yaş civarında başlıyor; bu sistemlerde dileyen aileler çocuklarını 6 yaşına kadar anaokuluna devam etmesini tercih edebiliyorlar.

Örneğin ABD’de ailelerin %5’i çocuklarının okula gitmesini bir yıl geciktirirken bu oran Avustralya’da %14.5’a kadar yükseliyor. Öte yandan Danimarka’da okula başlama yaşı kız ve erkek öğrencilere göre farklılık gösteriyor. Aileler her 10 kız öğrenciden birini okula geç gönderirken, erkeklerde bu oran her 5 öğrenciden biri ne denk geliyor.

okula geç gönderilen çocukların özellikle dil becerisi ve matematik derslerinde kendilerinden erken başlayan öğrencilere göre daha başarılı olduğunu kanıtlıyor.
Okula geç gönderilen çocukların özellikle dil becerisi ve matematik derslerinde kendilerinden erken başlayan öğrencilere göre daha başarılı olduğunu kanıtlıyor.

Yüksek Gelir Grubu ve Eğitimli Aileler Geç Başlatıyor

Araştırmalar okula başladığı yılın ilk aylarında doğmuş olan öğrencilerin aynı yılın  sonundaki aylarda doğmuş olan öğrencilere göre akademik olarak daha başarılı olduğunu ortaya koyuyor. Öğrencielrin yaşı aynı olsa da öğrencinin doğduğu ay  onu diğer öğrencilere göre görece olarak daha başarılı ya da başarısız hale getirebiliyor.  Aynı yaş etkisi bazı spor kollarında da etkisini gösteriyor.

Bu fark özellikle doğum tarihi Eylül’den önceki üç ayda olan –yani okula başladığında sınıflarının en küçüğü olacak- çocuklarda yaşanıyor. Bu nedenle de özellikle eğitim ve gelir düzeyi yüksek ve çocukları bu taylarda doğmuş ailelerin okula başlamayı 1 yıl geciktirdikleri görülüyor. Bu eğilim büyük oranda okula geç başlama ve akademik başarı arasında bir bağ olduğuna dair inanca dayandırılıyor.

Neden Birinci Sınıf Eğitim Hayatının Dönüm Noktasıdır?
Neden Birinci Sınıf Eğitim Hayatının Dönüm Noktasıdır?

Geç Başlayan Daha mı Başarılı?

Peki araştırmalar okula başlama yaşı ile akademik başarı arasındaki bağ hakkında neler söylüyor?

Genel olarak araştırmalar, okula geç gönderilen çocukların özellikle dil becerisi ve matematik derslerinde kendilerinden erken başlayan öğrencilere göre daha başarılı olduğunu kanıtlıyor. Bununla birlikte iki grup arasında akademik olarak fark bulamayan araştırmalar da mevcut.

İki grup arasında akademik fark bulan araştırmalar genel olarak sınıflarının küçük çocuklarının özellikle de okuldaki ilk yıllarında düşük akademik sonuçlar, davranış ve uyum sorunları yaşadığını gösteriyor. İlk yıllarda çocuk ne kadar küçükse  uyum ve başarı açısından çocuk o kadar zorluk çekiyor. Bununla birlikte, eğitim yılları ilerledikçe yaş grupları arasındaki fark ortadan kayboluyor ve üniversite yıllarında –gerekli akademik desteğin de sağlanmasıyla- fark eşitleniyor.

2009 yılında Birleşik Krallık’ta gerçekleştirilen bir araştırmanın hedefi ise;

  1. Doğum ayının çocuğun davranışsal, bilişsel, sezgisel, sosyal ve duygusal davranışlar; sigara ve alkol kullanımı ve anti sosyal davranış eğilimini ve,
  2. Doğum ayı ve akademik başarı arasındaki bağı inceleyerek, akademik başarıyı yükseltecek bir okula başlama yaşını tesbit etmeye çalışmak.

Araştırmacılar sonuca varmak için İngiltere’de gerçekleştirilmiş çeşitli araştırmaların sonuçları cohort olarak değerlendiriyor. Buna göre örneğin Ağustos ayında doğan öğrencilerin –sadece bir ay farkla, Eylül’de doğanlara göre- GCSE sınavında en yüksek notu alma olasılığı%6.4 daha düşükken; üniversiteye 18-19 yaşında gitme olasılığı %20 düşük çıkıyor. Çünkü Eylül ayı doğumlular okul takvimi nedeniyle bir yıl daha anaokuluna gidip tam bir yıl sonra ilköğretime başlıyorlar. Arada geçen bir yıllık sürede çocuklar öğrenme becerilerini geliştiriyorlar.

Ayrıca,  okula erken başlayanların kendilerinde bir ay sonra doğmuş yaşıtlarına göre akademik olarak özgüvenleri daha düşük ve geleceklerinin kontrolünün kendi ellerinde olduğuna dair inançları daha düşük olarak ölçülüyor. Yine Eylül doğumlular 11 yaşına kadar öğretmenleri tarafından desteğe ihtiyacı  olan öğrenci olarak etiketlendirilme olasılığı, (12.5) Ağustos ayı doğumlulara göre çok daha düşük ortaya çıkıyor.

Japonyadaki bir çalışmaya göre Nisan ayında doğan üniversite mezunlarının sayısı, mart ayında doğan üniversite mezunlarından 2 puan daha yüksek çıkmaktadır.

Türkiye’de 4+4+4 sistemine göre ilköğetime başlamış çocukların performanlarının değerlendirldiği bir çalışma yapılmış; bu çalışmada  okula 66 aylık başlamış öğrencilerin 2015 yılında girdikler TİMMS sınavı veriler daha önceki yılların verileriyle karşılaştırılmış belirgin bir fark bulunmuştur.

Berlin’de gerçekleştirilen bir başka çalışma ise okuma becerisinin 8. Sınıfa gelindiğinde eşitlendiğini ancak diğer alanlarda eşitsizliğin devam edebileceğini göstermektedir.

Sonuç olarak öğrencilerin akademik başarılarından ve uzun dönemli başarılarında okula başlama aylarının önemli bir etkisi bulunmaktadır. Okulların bu farkı telafi etmek için önümüzdeki dönemlerde neler yapabileceği ise merak konusudur.

Kaynaklar

  1. Yavuz, Ç., (2019). 4+4+4’ten Geriye Kalanlar: Türk Öğrencilerinin Başarılarındaki Göreli Yaş Etkisi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 2019 cilt 52 Sayı: 1
  2. Crawford, C., Dearden, L., Greaves, E. (2013). When You Are Born Matters: Evidence for England. London: Institute for Fiscal Studies.
  3. Datar, A. (2006). Does delaying kindergarten entrance give children a head start? Economics of Education Review, 25 (1), 43-62.
  4. Thoren, K., Heinig, E., Brunner, M., 2016 Realtive Age Effectsin mathematics and reading: Investing the generlizability  across students, time and classes. Frotierd in Psychollogy, 7(679)
Önceki İçerikOkullar Kızların Özgüvenlerini Nasıl Zedeler?
Sonraki İçerikÇocuklara Zamanı ve Beklemeyi Öğretecek 4 Teknik
1969 Lüleburgaz doğumludur. İstanbul Üniversitesi ve Buckingham Üniversitesi’de İşletme Yönetimi eğitimi almıştır. Mesleki hayatına ‘Öğrenme’ üzerine çalışmalar yaparak başlamış, ASTD’nin Eğitim Yönetimi sertifikasını alarak Türkiye’de Kurumsal Eğitim Yönetimi, İhtiyaç Analizi, Eğitim Etkinliğinin Dört Basamaklı Analizi seminerlerini vermiştir. Bu dönemde ‘Yeniden Öğrenme’ (Nobel) adlı kitabı yayınlanmıştır. 2000-2016 yılları arasında bir özel eğitim kurumunda yönetici olarak çalışmış aynı zamanda Beyin Temelli Öğrenme, Eğitim Psikolojisi, Yetişkin Eğitimi alanında çalışmış; Fatma Gök ve Rıfat Okçabol’lun derslerine katılmış; Michael Apple, Peter Mayo, Jerrold Lyne Kachur, Mike Cole, Roger Dale, Susan Robertson, Peter Mclaren gibi eğitimcilerin seminerlerine katılmıştır. 2008-2013 yılları arasında Birgün Gazetesi Eğitim Sayfasında köşe yazıları yazmış, 2014’te Aileye Rağmen (Asi Kitap) adlı kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz