Tekno-Feodalizm: Önümüzdeki Yılları Tanımlayacak Kavram

Son zamanlarda yeni yeni duymaya başladığımız bir kavram var: Tekno-Feodalizm.

Peki bu kavram neyi anlatıyor? Gelin yakından bakalım. Tekno-feodalizm, klasik kapitalizmin toplumlar üzerindeki kontrolünü teknolojik aletler yoluyla çok daha ilerilere taşımasını nitelendirmek için kullanılmaktadır.

Özgür Bilgi Paylaşımı Yerine  Kontrol Edilen Hayatlar

Tekno-feodalizm, kapitalizmin , sırtını dijital teknolojilere dayayarak tüm insanlığa nasıl yaşaması gerektiğini dikte eden yeni bir çeşit feodalizme dönüştüğünü üstelik bu kontrolü  insanlara daha fazla özgürlük ve bilgiye serbest erişim vaadiyle yaptığını anlatır.

Böylece, klasik kapitalizmin işveren ve çalışan arasındaki emek sömürüsü ve eşitsizlik gibi sorunları, artık yerini dünya çapında uygulanan ve hayatın her alanını kısıtlayan yeni bir forma dönüşür. Kavramın fikir babası Yannis Varoufakis’a göre, son 20 yılda büyük güce erişen Google, Apple, Facebook ve Amazon gibi dev teknoloji firmaları, sahip oldukları bulut teknolojileri sayesinde yalnızca kendi çalışanlarını değil, diğer üreticileri de yönetmekte; hatta sadece üreticileri -ve böylece ekonomik yapıyı- yönetmekle kalmayıp aynı zamanda bu “hizmeti” karşılığında insanlardan ciddi miktarda para da kazanmaktadır.

Tekno-Feodalizm: Henüz Başlangıç Aşamasındayız

Varoufakis’a göre, kapitalizmin yerini tekno-feodalizme bırakmasının ardında iki önemli neden vardır. Bunlardan ilki, ABD ve Çin gibi teknolojik açıdan lider ülkelerde internetin büyük teknoloji şirketlerinin tekeline girmiş olmasıdır. Her ne kadar Çin’de Komünist Parti’nin varlığı nedeniyle Alibaba ve Tencent gibi şirketlerin üzerinde bir kontrol mekanizması olsa da, internetteki ekonomik işlemlerde tüm ülkelerde büyük ölçüde dev teknoloji şirketlerinin hegemonyası bulunmaktadır.

Bir diğer neden ise, 2008 küresel ekonomik krizi sonrasında ve Covid döneminde Batılı ülkelerde yaşanan örtülü dönüşümdür. Batılı devletlerin, salgını kontrol etme sırasında piyasalarda başlattığı ekonomik kontroller,  eski dönemlerden örneğin 70lerden çok daha sert ve kontrolcü devlet modelini sergilemektedir.

Toplumların bunu henüz tam olarak anlayamamalarının sebebi ise, COVID-19 pandemisi vs. gibi sıra dışı olaylarla, ekonomik sorunlarla baş etmek zorunda kalmalarıdır.

Öte yandan yaşadığımız çeşitli olaylar özellikle de covid insanların internet temelli alışverişlerini hızlandırmış, sosyal medya aracılığı ile kültürel bir hegemonya oluşturmuş  ve Tekno Feodalizmi daha da güçlü hale getirmiştir.

Bulut Teknolojileri Üzerinden Kontrol

Varoufakis, tıpkı toprağa dayalı feodalizmde olduğu gibi, tekno feodalizimde de bulut teknolojilerinin kontrolü üzerinden rant dağılımı yapıldığını ve eşitsizliğin derinleştiğini anlatır. Tıpkı feodal beylerin üretime bir katkıda bulunmaması gibi, günümüzün teknoloji şirketleri de başkalarının emeği üzerinden pazarlama yaparak geçinmektedirler.

Böylece feodalizm, mülkiyet ilişkilerinin çeşitli rant biçimleriyle tanımlandığı, sınıf temelli bir toplumda bir mülkiyet biçimini (Critchley, 2025) ve rant arayışına dayalı bir üretim ve yeniden üretim biçimini temsil eder.

Bu  bağlamda, Jeff Bezos, Mark Zuckerberg ve Elon Musk yeni teknolojilere hükmeden “yeni feodal lordlar” olarak değerlendirmektedir.

Eğitimi Nasıl Şekillendiriyor?

Peki hayatlarımızı, tercihlerimizi, düşüncelerimizi giderek daha fazla yöneten bu yeni tarz feodalite, eğitim alanını  nasıl şekillendirmiştir?

Tekno-feodalizm çağında, kendini bir şirketin elemanı olarak yetiştirme ve istihdam edilebilirlik eğitimin neredeyse tek odak noktası olarak sunulmaktadır.

Okullarda sadece şirketlerin ihtiyaç duyduğu ekip çalışması, liderlik, yaratıcılık gibi beceriler ve yabancı dil, analitik düşünce bilgisi sunulurken; bu dayatma , okullar öğrenme ve öğretmenin doğal bir parçası olan özgürleştirici idealleri aktarmakta hem isteksiz hem de başarısız hale gelmiştir.

 

Bu dayatma , okullar öğrenme ve öğretmenin doğal bir parçası olan özgürleştirici idealleri aktarmakta hem isteksiz hem de başarısız hale gelmiştir.

Toplum için hiçbir gerçek değer, anlam ya da fayda üretmeden yaşayan teknoloji girişimcileri, Tekno-feodalizmin hem sözcüleri hem de kahramanları olarak çocuklara örnek gösterilmektedir.

Eleştirel düşünme, sanat eğitimi, özgürleştirici pratikler gibi konular artık müfredatlarda yoktur.

Bu değişim, eğitimin aydınlanmaya veya ilerlemeci düşünceye dönüşmediği, aksine tutucu ve materyalist ideallere dayalı mevcut güç yapılarının ve eşitsizliklerin sürdüğü ve kabul gördüğü bir topluma katkıda bulunmuştur.

 

Yazar Hakkında

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu alanı doldurun
Bu alanı doldurun
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin

Instagram

Eğitim Kolektifi’nin Büyümesine Destek Olun!

İçeriklerimizi beğeniyorsanız daha fazla okuyucunun bize ulaşmasına destek olun. Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edin, Beğenin, Paylaşın.

Dosyalar

Reklam