Erik Erikson: Gelişim Evrelerine Bir Bakış

Mesleğe yeni başladığınız günlerde Erikson’ un gelişim evreleri kavramı size fazlasıyla soyut mu geldi? Eğer yanıtınız evet ise sizlere gelişim evrelerini bütün etkileyiciliği ve evrenselliğiyle anlatacak hatta “bunu ben de aynen böyle yaşamıştım” dedirtecek çok özel bir anime filmden söz etmek istiyorum. John Hubley ve eşi Faith Hubley tarafından Erik Erikson’un yaşam gelişim evrelerine göre hazırlanmış “Herkes Atlıkarıncaya Biner” adlı 1976 tarihli deneysel animasyon filminden.

Hayatın En Derin Teması: Güven -Güvensizlik

İlk evre bütün evrensel özellikleriyle bebeklik dönemini anlatır. Doğdukları andan itibaren kendilerine bir sığınak bulma çabası bebeklerin yaşamdaki ilk savaşlarıdır. Hayata ve insanlara güvenip güvenmemek konusundaki ilk “eğitimi” bu ilk evrede alacak bazıları belki de bir ömür boyu güvensizlik duyarak yaşayacaklardır. Animasyondaki bebeğin “güven ve güvensizlik” teması çok güçlü bir şekilde verilmiş, bebeğin bütün gayretiyle ellerini havaya kaldırarak yardım çığlıkları atması belki de 1. evrenin en somut örneği olmuştur.

2. evre, çocuğun yapmak-yapmamak, istemek-istememek gibi duygular arasındaki savruluşunu, kendi seçim yapabilme gücünü ve özerkliğini keşfedişini anlatır. Çocuk bazen aslan kesilerek “her şeyi yaparım” düşüncesiyle hareket eder bazen de tavşan misali duvar köşelerinde gizlenir. Ancak bu dönemde “Sen ne yaptın?” gibi suçlamalarla karşılaşması çocuğun utanç duygusunu erken yaşta öğrenmesine neden olur. Filmde yemeği yere atan çocuk bir yandan özerk olmanın tadını yaşarken bir yandan da “ya babam kızarsa” diye korkmaktadır…

Keşif ve egemen olma amacıyla harekete duygularının temellerinin atıldığı bu dönemde içinde bulunulan çevrenin çocuk üzerindeki etkisi büyüktür. Bu dönemde desteklenen, övgü alan çocukların vazgeçmeme, sonuna kadar gitme, merak sonuca duyguları gelişir. Eleştirilen, suçlanan, görmezden gelinen çocuk ise tıpkı filmde olduğu gibi suçluluk duygusu bir ömür boyu taşıyabilir.

“Benim Gücüm Neye Yeter?”

3. evrede çocuk, kendi gücünün her şeye yetemeyeceğini fark eder ve çevresindekilerle işbirliği yapmaya başlar. Bu dönemde farklı araçlarla oyuncaklarını bozup yeniden yapabildiğini gören çocuk yeterlilik duygusunu keşfeder, kendi başarısından gurur duymayı öğrenir. Gücünün yetmediği durumlarda ise kendini küçük görecektir; bazı yetişkinlerde de gözlemlenen bu duygu, eğer doğru destekle giderilmezse ömür boyu sürecektir.

4. evre kimlik bunalımı dönemidir. 1. evreden sonraki en ciddi savaşını veren çocuk artık toplumsal yerini, mesleki konumunu ve cinsel kimliğini tanımaktadır. Kimlik bunalımı doğal bir süreçken, kimlik karmaşası yaşamak çevreyle uyumun ciddi bir sorun haline gelmesine neden olabilir. Bu evrede birey kendi istekleri ve ailesinin dilekleri arasında sıkışır. Mesela genç, üniversite tercihini yaparken bile ailesinin dilekleri ve kendi istekleri arasında mücadele edebilir!
Genç yetişkinlik dönemi olarak adlandırılan 6. evrede kendi kimliğini bir önceki evrede oluşturmayı başaran genç, başka kimliklerle bütünleşmek arayışındadır. Bu arayış zaman zaman 4. evrede gözlemlendiği gibi “kocaman dünyada küçücük olduğunu hissetmek” duygusuyla (filmde eline kıymık batan gencin bir an kendini ufak bir çocuk gibi hissetmesi) zaman zaman da “soyutlanma” düşüncesiyle aktarılır.

Film kadınların ve erkeklerin çocuklara bakış açılarındaki farkın altını çizerek 7. evreyi çok güzel bir şekilde örnekler. Erkek ısrarla üretkenlik olarak çocuk fikrini savunurken kadın ise en basitinden yarı-zamanlı değil de tam-zamanlı çalışarak da üretken olunabileceğini savunur. Bu evrenin tehlikesi verimsizlik ve benliğin yoksullaşmasıdır.

Son evrede benlik bütünlüğü, olumlu olumsuz, acı tatlı yönleri ile bütün bir hayatı olduğu gibi kabulleniş anlamına gelir. Kişi bu evrede ölümden korkmamayı, yaşamı sil baştan yaşamayı dilememeyi öğrenir. Bu evre biraz da diğer evrelerin geri bildirimlerinin yapıldığı zamandır. Birey eğer her evrede sağlıklı gelişim sağlamışsa bu evrede daha huzurludur. Filmdeki baykuş bilgeliği, Azrail ise ölüm korkusunu temsil eder. Ölüm korkusunu sıkça yaşayan birey zaman zaman 2. evrede karşılaşılan aslan-tavşan mücadelesini deneyimler. İçinde bir yanda yeni bir şeyler yapabilme arzusu diğer yanda ise “yapsam da ne olacak ki…” kaygısı hüküm sürer. Bu evrede aslan-tavşan kavgasının sıkça yaşanması günlük hayatta “yaşlılar ve çocuklar aynıdır” inancını da kanıtlar niteliktedir.

Erikson’ un evre sisteminde her evre kendinden önceki evreni temel olarak baz alır ve onun üzerine kendi özelliklerini inşa eder. Eğer geçmiş dönemler sağlıklı geçmişse yeni dönemlerin sağlıklı geçme ihtimali daha yüksektir.
Birçok insanı 6. Evreyi anlatan kısımda geçen kadın-erkek diyaloğu etkilemektedir. Bireyler, sevilmek uğruna sevmemeyi, dileklerini ve hayallerini gerçekleştirmek için en ufak bir çaba dahi harcamamayı toplumu karşısına almamak adına kabullenmekte, bu durum da “mutluluk maskesi altında ağlamak” şeklinde tanımlanmaktadır.

Yazar Hakkında

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu alanı doldurun
Bu alanı doldurun
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin

Instagram

Eğitim Kolektifi’nin Büyümesine Destek Olun!

İçeriklerimizi beğeniyorsanız daha fazla okuyucunun bize ulaşmasına destek olun. Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edin, Beğenin, Paylaşın.

Dosyalar

Reklam