İyi Eğitimli Olmak Ne Demektir?

Eğitim Politikaları
iyi eğitimli olmak ne demektir

Eğitim Bilimleri alanının önde gelen isimlerinden olan Alfie Kohn’un ünlü makalesi “İyi Eğitimli Olmak Ne Demektir?”, geleneksel eğitim modelinin topluma sunduğu ve üzerinde düşünmeden kabul ettiğimiz tanım ve kavramları sorgulayan, dikkatimizi yeniden öğrencinin gelişimine yönlendiren ve pek çok öğretmenin bakış açısını güçlendiren önemli bir metindir. Kohn, ABD eğitim sisteminin sorun ve örneklerinden yola çıkarak ortaya koyduğu eleştiri ve karşı çıkış, dünyanın her köşesindeki öğretmen ve ailelere ilham veren önemli bir yazıdır.

Son dönemlerin önemli isimlerinden olan Alfie Kohn’un  öğrencinin bilgiyi teorik olarak öğrenmek yerine aktif olarak deneyimlemesini savunan Dewey’in  yapılandırmacı felsefesini benimsediğini belirterek sizi makale ile baş başa bırakalım.

İyi Eğitimli Olmak Ne Demektir?

Hiç kimse eski karımla tanışmadan “iyi eğitimli olmanın” ne demek olduğuna dair açıklamalar yapmasın. Onunla tanıştığımda Harvard’da antropoloji doktora tezinin son düzeltmelerini yapıyordu. Bir yıl sonra, tüm hayatını okullarda geçirmiş biri olarak mantıklı bir karar verdi ve tıp fakültesine başvurdu. İyi bir doktor oldu. Ancak 7 kere 8’in kaç ettiğini sorarsanız donup kalır çünkü çarpım tablosunu bir türlü öğrenmemiştir. Tıpkı edebiyat ve dilbilgisini de  (örneğin Faulkner kimdir? ) öğrenemediği gibi…

Böyle bir çelişki bize ne anlatır? Eşimin, -tıp eğitimini saymasak bile- 29 yıllık öğrencilik sonunda dilbilgisinin ve matematiğin temellerini öğrenmeden mezun edebilen ve başarılı sayan bir eğitim sisteminin yaşayan bir kanıtı olduğunu mu? Yoksa tüm bilgisizliğine rağmen mesleki olarak başarılı olarak algılanmasını engelleyemediği için iyi eğitimli olmanın ne demek olduğu hakkında yeniden düşünmemiz gerektiğini mi?

Elbette, bir mesleğin gereklerini yerine getirebiliyor olmak iyi eğitim kavramının içini doldurmak için yeterliyse o zaman bir çelişki yoktur. Sorun, “eğitimli” bir kişinin sahip olması gereken niteliklerin bir listesi çıkardığımızda ve başarılı sayılan kişilerin bu niteliklere sahip olmadığı fark ettiğimizde ortaya çıkar. Ancak böyle bir durumda sadece eski eşim değil, internetteki her türlü kaynağa ulaşabildiği için zeki görünmeyi başaran ancak basit noktalama işaretlerini bile kullanamayan çok sayıda başkalarını da konuşmamız gerekir; İnternetten yaptıkları keşifler insanların içgörülerini geliştiriyor olsa da doğru iletişim için -örneğin- dahi anlamındaki –de ekini ayrı yazmaya hala ihtiyacımız var.

Mesela ben.. Hiç okumadığım klasik edebiyat eserlerinin isimlerini sıralayabilirim. Çarpma da çok hızlıyımdır ancak birinci sınıf cebirden sonra bana öğretilen her şeyi unuttum. Peki ya ben ne kadar iyi eğitimliyim? Bu konu karmaşık bir konudur ve doğru yanıtlara ulaşmak istiyorsak en azından doğru soruları sorduğumuzdan ve onları iyi çerçevelediğimizden emin olmalıyız. O nedenle gelin sorulara göz atalım.

Okulları Düşünmek

Kim bilir belki de iyi eğitimli olmanın ne demek olduğunu düşünmek yerine eğitimin amaçları üzerine düşünmeliyiz? Bu yaklaşım bizi akademik hedeflerin ötesine bakmaya davet ediyor. Örneğin Stanford Üniversitesinden Emeritus Profesör Nel Noddings “okulların temel önceliğinin entelektüel birikim oluşturmak olması söyleyen ölümcül görüşü” reddetmeliyiz diyor ve ekliyor “eğitimin temel amacı nitelikli, ilgili, sevgi dolu, yetenekli ve sevimli insanlar yetiştirmek olmalıdır.” Öte yandan, eğitimi demokratik bir toplum yaratmanın ve sürdürmenin bir yolu olarak görenler ile okulun temel görevinin geleceğin çalışanlarını yetiştirmek ve böylece şirketlerin karlılığını korumak olduğunu savunanlar arasındaki çatışma üzerinde de düşünmeliyiz. Sözün özü, eğitimin başarılı sayılıp sayılmayacağından önce neyin başarı olarak tanımlanabileceğini konuşmalıyız.

İnsanları Okullarına Göre Değerlendirme

“İyi eğitimli” ifadesi çoğu zaman kişinin mezun olduğu okulun algısıyla özdeşleşmiş bir değerlendirme olarak kullanılır. Peki ama bu durumda “iyi eğitimli” sıfatı bizim öğrendiklerimizi hayata geçirme düzeyimizle mi yoksa gittiğimiz okulla mı ilgilidir?  Bize ne öğretildiğini, ne öğrendiğimizi –hatta öğrendiklerimizden neyi hatırladığımızı-  yeterince ifade eder mi? Eğer kast ettiğimiz bildiklerimiz ve yapabildiklerimiz ise, eğitiminizin çok iyi olmasına rağmen eğitiminiz yetersiz olarak nitelendirilecektir. Eğer kast edilen okulunuzun kalitesi ise, belki de ailemizin bizin eğitimimiz için yüksek ücretler ödediği ya da bir mezunlar derneğinin üyesi olduğumuz düşünülecektir.

Tanım Konusunda Fikir Birliğinin Olmaması

Her lise  öğrencisinin iyi eğitimli kabul edilebilmesi için neleri bilmesi ya da yapabilmesi gerektiğine dair bir liste hazırlayabilmek mümkün müdür?  Böyle bir listenin kültürler arasında (örneğin ABD ile Somali arasında) hatta yerel kültürler arasında (örneğin Güney Amerika ile Orta Amerika arasında) uzlaşılmış olması mümkün müdür? Peki ya zamanın etkisi? Bugün “iyi eğitimli” olmaya dair kriterlerimizin bundan bir asır öncesinde kullanılanlarla büyük oranda aynı olduğunu ortaya koyup tartışacak kimse var mıdır?

Bu tür yaklaşımlara kuşkuyla yaklaşmak, kavramın göreceli olduğu anlamına gelmez. Kişisel tercihlerimiz farklıdır. Birimiz vanilyayı, bir diğerimiz çukulatayı severiz. Biri şiir hakkında bilgi almak isterken bir diğeri coğrafya öğrenmenin önemine inanır. Bazı bilgiler diğerlerinden daha savunulabilir olabilir. Bununla birlikte, böyle bir liste konusunda fikir birliğimizin ve hatta bu listeyi oluşturmak için bir girişimimiz olmadığını da kabul etmeliyiz. Daha önemlisi gelişen herhangi bir fikir, içinde bulunulan kültüre, zamana göre değişecektir. Bunun gibi pek çok nedenden ötürü kendi pedagojik değerlerimizi haklı çıkartmak için çalışmak yanıltıcıdır.

Bazı Yanıltıcı Tanımlar

Ayrıca “iyi eğitimli” olma kavramını desteleyen ve toplumda –özellikle son yıllarda-  genel bir yanlış anlamaya neden olan bazı sıfatları da gözden geçirmeliyiz. Bu tanımlardan bazıları kişinin iyi eğitimli olduğu varsayımını tartışmasız olarak güçlendirirken, bazıları ise kişinin tartışmasız şekilde “kötü eğitimli” olarak algılanmasına neden olur. Dahası bu sıfatlar, kişinin becerilerine dönük yanlış bir algı yaratılmasına neden olurlar.

Eğitim Süresi

Sadece okulda uzun yıllar geçirmek kişiyi başlı başına iyi eğitimli yapmaz. Bu, kişinin sadece ilköğretim mezunu olmasının onu kara cahil yapmayacağı ya da sadece üniversite mezunu olmasının da onu entelektüel yapmayacağı kadar aşikardır.

Mesleğe Dönük Beceriler

Belirli bir mesleki alana dönük teknik ya da uygulama becerilerine sahip olmak da kişiyi iyi eğitimli yapmaz. Örneğin kişi bir meslek lisesinden elektrik konusunda fazla uygulama yapmış olarak mezun olabilir. Bu eğitim kişiyi iyi bir elektrik teknikeri yapabilir ancak bu iyi bir eğitim anlamına gelmez. Bu nedenle –son zamanlarda sıkça yapıldığı gibi- okullaşmayı mesleki eğitime indirmek hata olur.

Ulusal Test Sonuçları

Özellikle öğrencilere dönük başarı algımızı şekillendiren en önemli kriterlerden biri onların lise, üniversite gibi okulların giriş sınavında aldıkları puanlar ve yüzdelik dilimleridir. (Bu toplumsal eğilim, dünyanın pek çok ülkesi gibi Türkiye’de de endişe verici şekilde fazlasıyla geçerlidir.)

Oysa sınavlardan alınmış yüksek puanlar çoğu zaman sadece öğrencinin anlık başarısını, sınav taktiklerindeki kıvraklığını becerisini gösterir. Deneyimli öğretmenler, sınavlarda hak ettiği puanı alamayan ancak başka bazı alanlarda yetenek sahibi olan öğrenciler gibi aslında akademik olarak iyi olmayan ancak sınavlarda başarı gösteren pek çok öğrencinin varlığını kabul edeceklerdir. Gerçekten de araştırmacılar, standart testlerdeki yüksek puanlar ile yüzeysel öğrenme arasında bir bağ olduğunu kanıtlayan sonuçlar da bulmuşlardır.  Zaten, tek başına hiçbir test, akademik başarının bir  ölçütü olarak kabul edilecek kadar geçerli, güvenilir veya anlamlı değildir.

Eğitimin Bilgi Ezberlemek Zannedilmesi

Bir kelime, isim, kitap ve fikir listesine aşinalık, kimin iyi eğitimli olduğuna karar vermenin benzersiz derecede zayıf bir yoludur. Filozof Alfred North Whitehead’in uzun zaman önce gözlemlediği gibi, “Yalnızca bilgili bir adam, Tanrı’nın yeryüzündeki en yararsız ürünüdür.” Bilgi kırıntıları, sadece hayata uygulandıklarında ya da en azından “taze düşünce kombinasyonlara yarattıklarında” bir değer taşırlar. İyi eğitimli sayılmak için örneğin Kral Lear’a aşina olmamız gerektiğine dair -yüzeysel olarak- makul iddiaya yakından bakalım. Elbette ölümlülük, açgözlülük, gecikmiş anlayış ve diğer önemli temalar üzerine klasikleşmiş bir eseri bilmek faydalıdır. Ama buna ne kadar aşina olmalıyız? Yazarını bilmemiz ya da oyunu izlemiş olmamız yeterli midir? Peki ya bir kez okuduysak ama şimdi zar zor hatırlıyorsak?

Woody Allen’ın hızlı okuma kursunun hemen ardından okuduğu Savaş ve Barış eseri hakkında söyledikleri derin kavramlar hakkında yüzeysel bilgi sahibi olmanın klasikleşmiş bir örneği gibidir. “Olay Rusya’da geçiyordu..!”  Bir kişinin Aydınlanma Çağı veya fotosentez hakkında tek bir cümlelik bilgiye sahip olduğu için iyi eğitimli olduğunu, o bir tek cümle için kitaba ya da internete bakan kişinin ise eğitimli olmadığını söylemek ne kadar anlamlıdır?

Pek çok kavramı bilmek yetersiz olsa da zararsız bir eylemdir ancak “kültürel okuryazarlık” ya da “zengin içerik” gibi gösterişli isimlerle eğitimi bir ezberleme etkinliği haline getirmek, asıl öğretilmesi gerekeni gözden kaçırmamıza neden olur: Nasıl düşüneceğini bilmek ve bundan zevk almak gibi anlamlı hedefler.

Aslında, bir geniş bir bilgi birikimine sahip olmayı “akıllı” olmakla karıştıran insanların sayısının fazlalığı bu bakış açısının toplumda ne kadar yaygın olduğunu bir kanıtı gibidir.

Ancak bilgiyi eğitim saymanın siyasi sonuçları da vardır. Bir bilgi yığınını benimsemenin önemini vurgulamak, eğitimin temel amacını mevcut kültürümüzü yeniden üretmek olarak gören daha geniş bir dünya görüşünü desteklemektir.[1]  Buna karşılık, Dewey’in eğitimli bir kişinin “yansıtıcı dikkat gücünü, sorunları, soruları aklının önünde tutma gücünü kazanmış” kişi olduğu yönündeki önerisini düşünün. Bu yetenek olmadan, “akıl, geleneklerin ve dışsal önerilerin insafına kalır.”

Tek Bir Tanım Yaratmanın Zorluğu

Peki, kimin iyi eğitimli olduğuna kim karar verecek? Sizin ve benim bir kriteri dahil etmeyi ve diğerini hariç tutmayı kabul ettiğimizi varsaysak bile, bu, tanımımızın kanun gücüyle dayatılacağı anlamına gelmez.  Oysa örneğin ABD’de lise diploması  örneğinde yaşanan tam da bu.  Oysa liseden mezun olmalarına izin verilmeyen kişilerin karşı karşıya kaldığı zorluklar, farklı bölgelerin olanak ve fırsatları arasındaki korkunç eşitsizlik gibi pek çok husus tam da bu yasal onayla ilgili.

Örneğin eyaletlerin yaklaşık yarısında, ‘Olimpos Dağı’nın tepesinde oturan insanlar’, belirli bir standart testi geçemeyenlerin diploma alamayacaklarına ve dolaylı olarak yetersiz eğitimli olarak sınıflandırılacaklarına karar veriyorlar. Kontrolden çıkan bu sorumluluk örneği, yalnızca sağduyuyu değil, aynı zamanda eğitimsel ölçüm uzmanlarının fikir birliğini de ihlal ediyor. Ve sonuçlar tamamen tahmin edilebilir: Düşük gelirli mahallelerden gelen, öğrenme güçlüğü çeken, meslek okullarına giden veya henüz İngilizce akıcı olmayan orantısız sayıda beyaz olmayan öğrenci için lise mezuniyeti yok.

Daha az açık bir şekilde, diplomaları bir sınavı geçmeye bağlı kılma fikri, varsayılan olarak iyi (veya yeterince) eğitimli olmanın ne anlama geldiği sorusunu yanıtlar: İlgili karmaşık sorunlarla boğuşmak yerine, standart testlerin bize şunu söyleyeceğini beyan ederiz: Cevap. Bu sadece testlerin doğasında var olan sınırlar nedeniyle değil, aynı zamanda bu testleri geçmek en önemli hedef haline geldiğinde öğretimin çarpık hale gelmesi nedeniyle rahatsız edicidir. Öğrenciler, test puanlarını yükseltmek için baskı uygulandığında muhtemelen daha düşük bir eğitim alıyorlar, bu da lise bitirme sınavlarının aslında standartları düşürebileceği anlamına geliyor.

“Bu standartlaştırılmış testi geçin yoksa mezun olamazsınız” demenin ötesinde artık çoğu eyalet, tüm öğrencilerin belirli bir sınıf düzeyinde uzmanlaşması beklenen yüzlerce gerçek, beceri ve alt beceri içeren uzun müfredat standartları listeleri yayınlıyor. Bunlar standartlar yönergeler değil, standart zorunluluklardır. (öğretmenlerin öğretimlerini “uyuma getirmeleri” gerekir) Aslında, öğrencilerin bilginin döküldüğü değiştirilebilir kaplar olarak imal ettiği bir Temel Bilgi modeli, birçok yerde ülkenin kanunu haline geldi. Elbette bu yaklaşımın savunucuları bile,  uygulamayı tartışmak yerine her okulda zorunlu hale gelmesini istemenin eğitimin doğasına aykırı olduğunu kabul edeceklerdir.

İyi Okul Ne Demektir?

Son olarak iyi eğitimli olmanın ne demek olduğunu sormak yerine, belki de iyi eğitim verecek okulun niteliklerini sorgulamayız. Diğer pek çokları gibi ben de bu soruya kendi uzun cevabımı verdim. Gördüğüm kadarıyla, en iyi okullar kendilerini somut veriler, beceriler ve disiplinler yerine problemler, projeler ve sorular etrafında organize ediliyor. Bilgi elbette öğrenilir, ancak bir bağlam içinde ve bir amaç için. Önceliğimiz bilginin fazlalığından çok derinliği, aynı zamanda bir müfredatı kapsamaktan çok fikirleri keşfetmek üzerine olmalıdır. Öğretmenler öncelikle genelcidir daha sonra da (belirli bir konuda) uzmandır; öğrencilerin tasarlamada aktif rol oynadığı disiplinler arası kurslar sunmak için genellikle işbirliği yaparlar. Ancak bunlar, farklı konularla ilgilenen toplulukların varlığını destekleyen küçük, demokratik okullarda olur.

İlerici eğitim fikrini karikatürleştirmeye çalışan geleneksel eğitimcilerin iddialarına rağmen, bu bileşenlerin her birinin etkililiğini ve bunları bir arada kullanmanın faydalarını destekleyen önemli miktarda kanıt mevcuttur. Buna karşılık, orta öğretimin geleneksel (ve hâlâ baskın) modelini haklı çıkaracak herhangi bir veri bulmak kolay değildir: Kalabalık okullar, öğretmenlerin taşıdığı  çok sayıda öğrencinin yükü, beceri değil sadece bilgi ezberleten bir öğretim; “öğrenci merkezli”nin antitezi olan, farklı ilgi alanlarına sırtını dönmüş, temel faaliyeti öğrencileri notlamak ve sıralamak olan bir eğitim yöntemi. Böyle bir sistem, iyi bir öğretimin önündeki en büyük engeldir ve birçok iyi öğretmenin doğru çabalarını engeller.

Düşük kaliteli öğretim, kısa süreli belleğe tıkıştırılmış ezber bilgi ve becerilerin sayısını (sahte nesnellikle) ölçmek için tasarlanmış standartlaştırılmış sınavlarla ve yazılılar da dahil olmak üzere bütün düşük kaliteli sınavlarla değerlendirilebilir. Yüksek kaliteli eğitimin etkilerini değerlendirmek daha zordur, ancak imkansız değildir. En umut verici model, öğrencilerin derinlemesine projeler, ödev portföyleri ve diğer yöntemler aracılığıyla bilgiyi kavrayışlarını ortaya koyduğu öğrenme “sergileri” kavramına dayanır.  – Örneğin Ted Sizer, Deborah Meier ve diğerlerinin öncülüğünü yaptığı Temel Okullar Koalisyonu böyle bir örnektir.

Bu tür okullardaki değerlendirmeler, anlamlı standartlara dayalıdır. Met Okulu, sosyal muhakeme, ampirik muhakeme, nicel muhakeme, iletişim ve kişisel niteliklere (sorumluluk, liderlik kapasitesi ve öz farkındalık gibi) odaklanır. Meier, beş “akıl alışkanlığı” geliştirmenin önemini vurgulamıştır: kanıtlarla ilgili sorular sormanın değeri (“Ne bildiğimizi nasıl biliyoruz?”), bakış açısı (“Bu kimin bakış açısını temsil ediyor?”), bağlantılar ( “Bunun bununla ne alakası var?”), varsayım (“Başka türlü nasıl olabilirdi?”) ve bağlam  (“Bu neden önemli?”).

Yine de önemli olan sadece bu soruları ortaya atıp cevaplama yeteneği değil, aynı zamanda bunu yapma eğilimidir. Bu nedenle, derin ve eleştirel düşünmenin ne anlama geldiğine dair herhangi bir entelektüel hedef, herhangi bir tanım, kişinin ilgisine veya bu tür düşünmeye yönelik içsel motivasyonuna atıfta bulunmalıdır. Dewey bize eğitimin amacının daha fazla eğitim olduğunu hatırlattı. O halde iyi eğitimli olmak, öğrenmenin asla bitmemesini sağlayacak araçlara olduğu kadar arzuya da sahip olmaktır.

Yazar burada E.D. Hirsch’Ün Batıdaki eğitim sistemlerinde müfredat oluşumunda oldukça etkisi olan ancak daha muhafazakar bir yaklaşım olarak değerlendirilen Core Knowledge modeline gönderme yapmaktadır. Metinde bu cümleden sonra yer alan 2 cümle şöyledir: Bir Core Knowledge modelinin, Phyllis Schlafly’s Eagle Forum’dan (ve diğer muhafazakar Hristiyan gruplardan) ve Investor’s Business Daily’den övgü dolu eleştiriler alması muhtemelen tesadüf değildir. Elbette, bu yaklaşımı destekleyen her birey bir sağcı değildir, ancak eğitimde ustalık kavramını kişinin hatırlayabileceği gerçeklerin sayısı üzerinden tanımlamak, statükoyu koruma görevi için çok uygundur.

Kaynak:
“”What does it mean to be well educated?” adlı makalenin orjinaline www.alfiekohn.org sitesinden ulaşabilirsiniz. Burada okuduğunuz makale, eğitim kolektifi yazarları tarafından özetlenerek çevrilmiştir.

İlginizi Çekebilir

Sosyal Medya Hesaplarımızı Takip Edin

Eğitim Kolektifi’nin Büyümesine Destek Olun!

İçeriklerimizi beğeniyorsanız daha fazla okuyucunun bize ulaşmasına destek olun.
Bizi Sosyal Medya Hesaplarımızdan Takip Edin, Beğenin, Paylaşın.

Takipte Kalın!

Facebook sayfamızı beğenin ve yeni yazılarımızdan haberdar olun.

Reklam

Yazar Hakkında

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi yazın.

milli eğitim bakanı olsaydım kitap
eğitim kolektifi milli eğitim bakanı olsaydım kitap satın al

Milli Eğitim Bakanı Olsaydım

Orijinal fiyat: 150 ₺.Şu andaki fiyat: 90 ₺.

Ahmet Yıldız, Ayşegül Kanal, Cem Demirayak, Gözde Durmuş, Engin Karadağ, Erdal Atıcı, Erdal Küçüker, Esergül Balcı, Fevziye Sayılan, Feyzi Coskun, Gökçe Güvercin-Seçkin, Gözde Durmuş, Hasan Aydın, M. Cansu Balcı, Meral Uysal, Mustafa Gazalcı, Niyazi Altunya, Nurcan Korkmaz, Orhan Özdemir, Reşide Kabadayı, Rıfat Okçabol, Selen Balcı, Ş. Erhan Bağcı, Vildan Özdemir
Eğitim Kolektifi Yayınları
kalemler yaşar kemal kitap

Kalemler

Orijinal fiyat: 30 ₺.Şu andaki fiyat: 25 ₺.

Yaşar Kemal
Yapı Kredi Yayınları
eğitim kolektifi milli eğitim bakanı olsaydım kitap satın al

Milli Eğitim Bakanı Olsaydım

Orijinal fiyat: 150 ₺.Şu andaki fiyat: 90 ₺.

Ahmet Yıldız, Ayşegül Kanal, Cem Demirayak, Gözde Durmuş, Engin Karadağ, Erdal Atıcı, Erdal Küçüker, Esergül Balcı, Fevziye Sayılan, Feyzi Coskun, Gökçe Güvercin-Seçkin, Gözde Durmuş, Hasan Aydın, M. Cansu Balcı, Meral Uysal, Mustafa Gazalcı, Niyazi Altunya, Nurcan Korkmaz, Orhan Özdemir, Reşide Kabadayı, Rıfat Okçabol, Selen Balcı, Ş. Erhan Bağcı, Vildan Özdemir
Eğitim Kolektifi Yayınları
Reklam

En Yeniler

En Popüler

Dosyalar

Reklam