Günler ne kadar hızlı geçiyor! Günler haftalara, haftalar aylara ne çabuk devrediyor. Çoğumuz bu hızlı koşuşturmaya ayak uydurabilmek için bazı güzel işlerden, mesela kitap okumaktan vaz geçebiliyoruz. Bu hummalı koşturma içinde kitap okumaya zaman ayıramamış kişilerdenseniz, işte sizi hızla içine çekecek ve zihninizde hoş bir seda bırakacak 4 kitap önerisi:

Kuzeyli Annem – Jean Louis Fournier
“Yaşama sevinci vardı ama yaşamak ona her zaman yaşama sevinci vermemişti. Hayatı boyunca mutluluğun duygularını korumuştu. İnsanlıkta kayıtlı olanlarla, müzikçilerle, ressamlarla, yazarlarla, filozoflarla teselli bulmasını bilmişti.”
Jean-Louis Fournier’in kitaplarını daha önce okuduysanız hayatından kesitler anlattığını bilirsiniz. Hüznü ve kaybedişi öylesine nahif ve etkileyici anlatır ki bir kitabını okuduğunuzda ,ilgi duyduysanız eğer , diğer kitaplarını peşi sıra okuma heyecanı duyacaksınız. “Kuzeyli Annem” kitabı da bunlardan biri. Okumaya başladığınızda bir günde rahatlıkla okuyacağınız bir kitap çünkü kitap kısa ve bazı sayfaları boş bırakılmış diyerek yazımı bitirmeyeceğim merak etmeyin.
Bu kısa -okumaya ara verenlerin gözünü korkutmayan türden- ama betimlemeleriyle sizi saracak kitabı bir solukta bitirebileceğiniz bir edebi eser. Konusu ilginizi çektiyse şans vermelisiniz. Keyifli okumalar dilerim.

Seyrek Yağmur – BARIŞ BIÇAKÇI
“Rıfat, zamanımızın bir kahramanı gibi, bir niteliksiz adam gibi, bir aylak adam, bir lüzumsuz adam gibi, bir “R.” Gibi, geziyor hayatın içinde. Hayat, arada Rıfat’ın dükkânına da uğruyor. (…) Seyrek yağmura şemsiye açılır mı?”
Barış Bıçakçı’ya aşina iseniz romanlarının yanı sıra şiir kitaplarının da olduğunu bilirsiniz. Bu detayı verme sebebim yazarın düz yazılarından bile şiirin lezzetli tadını ve hatta buram buram şiir kokusunu alacak olmanız. Bunu baştan söylemeliyim ki bunu bilerek kitaba yaklaşın çünkü şiir herkesin sevdiği, anladığı ve okumaktan zevk duyduğu bir şey olamaz aynı edebiyat gibi…
Yazarın üslubuyla sizi şimdiden tanıştırmış olmanın iç rahatlığıyla devam ediyor ve içerikten bahsetmek istiyorum fakat kendimi bu konuda biraz tutmam gerek çünkü size anlatırken o kadar çok alıntı yapmak istiyorum ki kendimi zor tutuyorum. Bu yüzden sizinle sevdiğim iki alıntıyı paylaşıp kitabı okuma kararını size bırakıyorum.🤍
“Yine kitaplara gömüleceksin, sayfalarında ikimize rastlama ihtimalinin peşinden giderek deli gibi kitap okuyacaksın ve bu sana iyi gelecek.”
“Başka bir insanda bulacağım en fazla şey geçmişin yoğurduğu psikolojik bir çamur, diyerek insanlar ile yakınlaşma çabasından vazgeçti kibirli ve saldırgan Rıfat. Ona yiyecek atmayın, sevmek için elinizi uzatmayın.”

Mutlu Olma Sanatı – ARTHUR SCHOPENHAUR
“Mutlu Olma Sanatı, iyimser dünya görüşüne karşı çıkan ve yaşadığımız dünyayı olası dünyaların en kötüsü sayan Schopenhauer’den umulmadık bir kılavuz. Adını felsefe tarihine kötümser olarak yazdıran filozofun bu küçük kitabı mutluluğa ulaşma çabası olarak hayata dair pratik bir felsefeyi de olanaklı kılıyor.”
Mutluluğun ne olduğuna dair herkes farklı bir tanım yapar. Peki, sizin için doğru tanım hangisi ? Kusursuz mutluluk mümkün mü sizce? Mutlu olmak için bin bir türlü yola başvurur bazen çıkmaza gireriz. İşte tam da o zamanlarda size bir yol gösterecek ve bakış açınızı değiştirecek bir kitap: Mutlu Olma Sanatı.
Schopenhaur’un tespitleri günümüzde de geçerliliğini koruyor. Kitabı bir günde okuyup bitirseniz de ihtiyacınız olduğunda açıp altını çizdiğiniz -sizin için önemli olan kısımları- size hatırlatması için yeniden okuyabilirsiniz. Mutluluğun belki de evrensel kuralları yoktur fakat içinizde mutlu olma amacı taşıyorsanız eğer bu kitap bakış açınızı değiştirecek türden bir eser. Kitaba şans vermek isteyenlere keyifli okumalar dilerim.

Canım Aliye, Ruhum Filiz-SABAHATTİN ALİ
“ Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku. Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz. İnsan muhitin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş oldu fakat bu yetmiyor. Şiirlerimde de gördün ki, kitaplara rağmen çok ıstırap çektim çünkü candan bir insanım yoktu. Sen benim yarım kalan tarafımı ikmâl edeceksin.”
Sizin de bir şairin veya yazarın kaleminden çıkmış mektupları veya günlükleri okurken yanlış bir şey yapıyor gibi bir hisse kapıldığınız, yazarın özeline giriyor gibi hissettiğiniz, eğer yaşasaydı günlüğünü ya da mektuplarını okumamı ister miydi diye düşündüğünüz oldu mu?
Saydam olmak gerekirse ben bu duygulara zaman zaman kapılıyor ve daha sonra edebiyatımıza büyük katkılar yapmış yazarımızın kaleme aldığı her şeyi okumaya değer diyorum ve kitabı tekrar elime alıp merakla okumaya başlıyorum.
“Canım Aliye, Ruhum Filiz” kitabı da yazarımızın eşine ve kızına yazdığı mektuplardan oluşmakta. Kitabı incelediğinizde her sayfada mektupların orijinal hali ve hemen yanında günümüz Türkçesine çevirisini göreceksiniz.
Bu kitapta Aliye Hanım ve kızı Filiz’in mektuplarını ve birbirlerine gönderdikleri fotoğrafları da görmek isterdim fakat sadece Sabahattin Ali’nin mektuplarındaki sevgi dolu cümleleri okumak bile kalbimizi ısıtmaya yetiyor. Kitap okumaya ara verdiyseniz Sabahattin Ali’nin zarafet dolu cümleleriyle yeniden okumaya başlamak iyi bir seçim olacak. Keyifli okumalar dilerim.
Bu makale Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Feriha Göçmen tarafından yazılmıştır.














