Okullarda Matematik Gibi Öğretmemiz Gereken 4 Temel Beceri!

Eğitimciler İçin
Çocuklar Matematik Gibi Öğretilmesi Gereken Beceriler
Reklam

Aileler çocuklarının geleceği için her şeyden çok okul başarısını önemserler. Pek çok anne baba için çocuğun fizik sınavından alacağı yüksek not, eğitim hayatı boyunca yapacağı bütün sosyal faaliyetlerden, kişilik gelişiminden,  kurduğu arkadaşlıklarından ya da ders dışı etkinliklerinden daha önemlidir.

Belki de bu yüzden okulların kavramsal ve hayata dönük bilgilere birbirlerinden çok farklı şeylermiş gibi davrandığını görürüz. Ders bilgisi bir uçtadır öğrencinin gelişimine dair bilgiler bir uçta.  Bu ayrımın kolayca gözlemlenecek sonuçları da vardır. Örneğin hayatlarında başarılı olan,  yüksek notlar alanları gerçek hayatta zorlandıklarını görürüz. Yıllar boyunca kafalarını hiç kaldırmadan ders çalışanlar kendilerini doğru ifade etmekte, zorluklar karşısında dik durmakta, çatışmalı durumları yönetmekte ya da liderlik yapmakta pek de o kadar iyi olmayabilirler. Çünkü öğrencilik hayatlarını sadece teorik bilgileri alarak geçirmişlerdir.

Bu bilgi ayrımın ardında çoğu zaman ‘çocukluğun eğlenceli bir şey olduğu’ ve aslında tüm zorlukları yetişkinlerin yaşadığına dair inançlar vardır. Oysa -özellikle günümüzün karmaşık  koşullarında- küçük çocukların da kendi duygularını anlamaya, zorluklarla başa çıkmaya ve değişikliklere uyum sağlamayı öğrenmeye ihtiyaçları vardır. En az yetişkinler kadar küçük çocuklar da kaygılanır; sınavlar, sıralamalar, performanslarının sürekli mercek altına olması, yeni ve zor bilgilerle karşılaşmak onları yorar.  Okul değişimleri, bazen sadece bir arkadaşlarından ayrılmak,öğretmen değişimi, okulda yaşanacak zorbalıklar, arkadaşsız kalmak, akademik olarak uyum sağlayamamak, içedönük olmak gibi pekçok faktör çocukların kendilerini iyi hissetmelerini engeller.

Arkadaşlarından ayrılmak,öğretmen değişimi, okulda yaşanacak zorbalıklar, akademik olarak uyum sağlayamamak, içedönük olmak gibi pekçok faktör çocukların kendilerini iyi hissetmelerini engeller.

Arkadaşlarından ayrılmak,öğretmen değişimi, okulda yaşanacak zorbalıklar, akademik olarak uyum sağlayamamak, içedönük olmak gibi pekçok faktör çocukların kendilerini iyi hissetmelerini engeller.

Hem Teori Hem de Kişisel Beceri Birlikte Öğretilemez mi?

Son dönemlerde öğrencilerin bilgileri ve sezgileri arasındaki bu  uçurumu ortadan kaldırmak için pek çok adım atıldı. Eğitimciler uzun süredir çocukların gelecekte başarılı ve mutlu olabilmeleri için tıpkı matematik, fizik gibi psikolojik becerilerin de öğretilmesi gerektiğinin altını çiziyorlar. Eğitimcilere göre çocuklara kendi kapasitelerinin ve duygularının farkında olmayı, kendilerini geliştirmeyi, sosyal ilişkilerini güçlendirmeyi ve en önemlisi zorluklar karşısında yıkılmadan ayakta kalabilmeyi öğretmemiz gerekiyor.

Hatta bu becerilerin kazandırılması teorik derslerin anlatılmasından çok daha önemli çünkü insanlar hayatları boyunca bilgilerini geliştirecek pek çok fırsat bulabilir ve teorik bilgileri kısa sürede öğrenebilirler. Oysa kişinin kendi kapasitesine yönelik gelişimi çok daha zorlu bir süreçtir. Çocuğun kendisini farketmesi, geliştirmesi ve öğrendiklerini hayatına taşıması uzun zaman alacaktır.

Peki çocuklarımızın daha güçlü kişilikler geliştirebilmeleri için onlara hangi becerileri öğretebiliriz? Aşağıda okullarda tıpkı matematik gibi öğretilmesi gereken 5 temel beceriyi bulacaksınız:

Zorluklarla başetmek nasıl öğretilir?

Klasik okullar bu eğitimi çocuğa giderek güçleşen sınavlar, dersler ve beklentiler sunarak yaparlar.

Zorluklar Karşısında Yılmamak

Çocuklarımıza zorluklar karşısında pes etmemeyi,  vaz geçmemeyi ve denemeye devam etmesini öğretmek kazandırılabilecek en önemli becerilerden biri değil midir? Aslında ‘yılmama’  klasik eğitimin de vazgeçilmez öğretilerinden birisidir. Klasik okullar bu eğitimi çocuğa giderek güçleşen sınavlar, dersler ve beklentiler sunarak yaparlar. Günümüzde ise özellikle spor ya da sosyal faaliyetlerin bu tutumu kazandıracağı düşünülmektedir.

Öte yandan çocuğun bu beceriyi geliştirmesi büyük oranda çevresinden göreceği cesarete bağlıdır.  Öğrenciye kaybettiğinde,  kendini başarısız hissettiğinde, zor bir durumla karşılaştığında birebir destek olmak,  cesaretlendirmek, yeniden adım atması için yüreklendirebilmek önemlidir; daha da önemlisi bu desteğin öğretmeninden gelmesidir. Çünkü pek çok çocuk için öğretmeninin desteği, aile desteğinden daha güçlü etki yaratacaktır.

Küçük yaşlarda teknolojiye maruz kalmanın 6 önemli sonucu

Eğitim sistemimiz çocuklara hatalarına bakmayı değil, üstünü çizip –nerede yanlış yaptığını tam olarak anlamadan- tekrar denemeyi öğretir.

Hatalardan Öğrenmek

Okullarda genel olarak öğrencileri hatalarıyla yüzleştirmeyiz. Eğitim sistemimiz çocuklara hatalarına bakmayı değil, üstünü çizip –nerede yanlış yaptığını tam olarak anlamadan- tekrar denemeyi öğretir.

Peki o zaman öğrencilere hatalarına bakmayı nasıl öğretebiliriz? İlk adım olarak çocuklara hem akademik hem de sosyal davranışlarını gözden geçirmek öğretilebilir. Kendi tutum ve davranışlarına bakabilmek, eksiklerini ya da hatalarını tarafsızca görebilmek ve değiştirebilmek yetişkinler için bile oldukça zorlu bir beceridir. Bu yüzden çocuğun bunu yapabilmesi öğretmenin iyi bir rol modelliği sağlamasıyla ve iyi bir danışmanlık sağlamasıyla olur.

Neden öğretmeyi değil ölçmeyi tercih ediyoruz?

Sadece sonuca odaklanmış , öğrencilerini yarıştırarak öğreten öğretmenlerin öğrencileri sabırlı olmayı öğrenemezler.

Sabırlı Olmak

Hız ve yaşıtlarıyla rekabet değerleri üzerine kurulmuş eğitim sistemlerinde çocuklar sabırlı olmayı, sindirerek öğrenmeyi ve sonuçları beklemeyi öğrenemezler. Tıpkı bunun gibi, sadece sonuca odaklanmış ya da öğrencilerini yarıştırarak öğreten öğretmenlerin öğrencileri de sabırlı olmanın eskilerde kalmış, gereksiz bir değer olduğunu düşünürler.

Sabır gösterecek öğrenciler ancak öğrenme sonucunun değil öğrenme yolculuğunun önemsendiği sınıflarda öğretilebilir.

Çocuğa duygularını yönetebilmenin belki de tek yolu çocuğun çevresinde kendi duygularını doğru ifade eden yetişkinler olmasıdır.

Çocuğa duygularını yönetebilmenin belki de tek yolu çocuğun çevresinde kendi duygularını doğru ifade eden yetişkinler olmasıdır.

Kaygıyı ve Olumsuz Duyguları Yönetebilmek

Çocukların kendi olumsuz duygularının farkına varabilmeleri ve bu duyguların yerine yapıcı duygular koyabilmeleri uzun bir süreçtir. Bunu öğretebilmenin belki de tek yolu çocuğun çevresinde kendi duygularını doğru ifade eden, olumsuz duygularını dönüştürebilen yetişkinler olmasıdır.

Siz kendi duygularınızı kontrol edemezken çocuğunuzun böyle bir beceri göstermesini isteyemezsiniz. Ancak iyi bir rol modelin desteğiyle çocuk ‘Yaşadığım olumsuz duyguya neden olan olay nedir? ‘, ‘Bu olumsuz duyguyu nasıl yenebilirim? ‘, ‘Olumsuz duygularımı nasıl ifade edebilirim?’ gibi küçük farkıdalıklarla başlayarak duygularını yönetmeyi öğrenecektir.

Kaynak:

Anxious Kids, Anxious Parents: 7 Ways to Stop the Worry Cycle and Raise Courageous and Independent Children

10 Tips For Raising Resilient Kids, Tartakovsky, M.S.

Etiketler: , ,
Reklam

Yazar Hakkında

Yorumlar

Takipte Kalın!

Facebook sayfamızı beğenin ve yeni yazılarımızdan haberdar olun.

3 Kitap Sana 1 Kitap Ona

Eğitim Kolektifi’nden aldığınız her 3 kitap, bir köy okulu kütüphanesine kitap armağan ediyor.

Bunlar da Var

En Yeniler

En Popüler

Okudu Yazdı Demeyin! İşte 1. Sınıfların Eğitim Hayatını Değiştirecek 5 Taktik

İşte 1. Sınıfları Başarıya Taşıyacak 5 Alışkanlık

İlkokula başlamak hem çocukların hem de ailelerinin hayatlarındaki en önemli dönemeçlerden biridir. Okuma yazma öğrenmek küçük çocuklarınızın hayatlarını kökten değiştirir. Bilgiye doğrudan ulaşabilmek –okuldaki sosyal deneyimlerle birleştiğinde- çocuğunuzu eskisinden çok…
öğrencilerimize not verirken ne kadar adiliz

Öğrencilerimize Not Verirken Ne Kadar Adiliz?

Öğrencilerin öğrenme performanslarının adil bir şekilde değerlendirilmesi ve sonucun doğru amaçlarla kullanılması bir başka deyişle öğrencinin hak ettiği notu alabilmesi eğitimin önemli basamaklarındandır. Bununla birlikte pek çok eğitimcinin ölçme ve…
Sınavlar aynı zamanda öğrencilerin geldiği ve gelecekte içine gireceği sosyo-ekonomik sınıfın da bir göstergesi.

21. Yüzyıl Okulunu 19. Yüzyıl Teknikleriyle mi Yaratacağız?

Bu makaleyi dinleyebilirsiniz Son günlerde eğitimle ilgili en çok tartışılan konuların başında okulların yakın gelecekte yaşayacağımız teknolojik, ekonomik ve toplumsal dönüşüme uyum sağlayıp sayılayamayacağı geliyor. Uzmanlara göre okullar ayak sesleri…

Dosyalar

Reklam
Menü