Sistem Fazla Meraklı Öğrenciyi Eleştiriyor!
Eğitimciler ve aileler olarak çocuğumuzun başarısına katkıda bulunan pek çok detaya dikkat etmemize rağmen, merak duygusunu önemsemiyor ve merak etmenin hem akademik hem de kişilik başarısına katkısı üzerine yeterince düşünmüyoruz.
Daha önemlisi eğitim sisteminin bütün üyeleri olarak hala ‘merak etmenin’ çocuklarımıza nasıl büyük katkılar sağlayacağını yeterince keşfetmiş sayılmayız. Hatta meraklı olmanın en önemli beceri sayılması gereken ilkokullarda bile bu becerinin üstünün örtmeye hatta fazla meraklı öğrencilerimizi ‘cezalandırmaya’ çalışıyoruz.

En Büyük Engel Sınav Deliliği!
Peki neden merak duygusu okulların önemsediği, geliştirmeye çalıştığı becerilerden bir değil? The Hungry Mind adlı kitabın yazarı Susan Engel’e göre dünyanın neredeyse tüm ülkelerindeki okulları ele geçirmiş olan ‘sınav deliliği’, eğitimcilerin neyin gerçekten önemli olduğunu anlayabilmelerinin önündeki en büyük engel! Aynı sınav deliliği, öğretmenlerin çocukların daha doğuştan sahip oldukları merak duygusunu beslemek, cesaretlendirmek ve geliştirmek yerine ‘uyuşturmalarına’ da neden oluyor.
Öğretmenler de Ezberlenmiş, Hazır Cevapları Ödüllendiriyor!
Öğretmenler, öğrencilerinin farklı yanıtlar peşinde koşmak yerine, onlara testlerde başarıya götürecek yanıtlamaları ezberlemelerini tercih ediyorlar. Müfredat öğrencilere yeryüzündeki bilgilerin büyük bölümünün zaten keşfedilmiş olduğunu anlatıp, dikkatlerini yanıtlar aramaya değil arkadaşlarıyla rekabet etmeye vermelerini istiyor.
Aileler ise meraklı çocuklarına yetemeyeceklerini düşünüyor ya da onların fazla risk almalarını engellemeye çalışıyorlar. Böylece çocukların merak duygusu en kolay ve en iyi yeşerebileceği noktada yok ediliyor.

Sorunun Kalitesi, Geleceğin Kalitesini de Belirliyor!
Oysa çocuklar doğal bir merak duygusuyla dünyaya geliyorlar. Yaşadıkları her anı bir deneyim ve öğrenme haline getiren, gelişmelerini sağlayan da bu merak duygusu.
Merak çocuklara sorular sordurtan, yanıtları araştırmalarını, karşılaştırmalarını sağlayan; hatalardan yılmadan tekrar tekrar denemelerini sağlayan içsel güç. Bir çocuk ne kadar meraklıysa, ne kadar çok soru soruyorsa okulda, hayatta o kadar iyi sonuçlar alıyor. Yeni deneyimlere o kadar açık, ezbere o kadar kapalı oluyor.
Çünkü merak duygusu, çocuğa ne, neden ve nasıl sorularını doğru zamanda sormayı; bulduğu verileri doğru şekilde kullanıp sonuçlar çıkartabilmeyi ve yorum yapabilmeyi öğretiyor.

Merak Duygusunu Geliştirmek İçin Ne Yapalım?
Bu becerileri geliştirmek için ise mutlaka kapsamlı laboratuvarlara, pahalı oyuncaklara ihtiyacımız yok. Örneğin bahçede çalışmak, çocuğunuzun merak duygusunu geliştirmenin en etkili yollarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Böylece çocuk doğal süreçler üzerinden düşünme becerilerini de geliştiriyor. Neden tohumlar sadece belirli dönemlerde ekilir? Tohum nasıl gelişir? Topraktaki canlılarla, bitkiler nasıl etkileşim içinde? gibi sorular çocuğun doğaya dönük algısını şekillendiriyor.
‘Sence Bu Nasıl Oldu?’
Çocuğun merak duygusunu tetikleyecek bir başka yol ise ‘Sence bu nasıl oldu?’ sorusunu sormak ve çocuktan deneyimlerini yorumlamasını istemek. Bu noktada önemli olan çocuklara yanıtları hazır olarak veremeden onların tahminde bulunmalarına yardımcı olmak. Sence kedi neden uzaklaştı? Sence dışarıda kalan ekmek neden sertleşti? Sence yere düşen şişe cam neden parçalara ayrıldı? gibi sorularla çocuğunuzun çevresindeki verileri birleştirmesine ve yorumlamasına yardımcı olmak.
Koruyucu Tavır, Merakı Engeller
Çocuğun merak duygusunun gelişiminin önündeki en önemli engel ise ailesinin eleştirel ya da fazla koruyucu tavrı. Çünkü çocuk söyleyeceklerinin eleştirileceğinden, önemsenmeyeceğinden çekiniyorsa merak edip farkı bilgiler öğrenmenin, yorumlar yapmanın da bir faydası yok.
Çocuğa Model Olabilmek
Yine de çocuğun merak duygusunu geliştirmenin en etkili yolu ona model olabilmek. Yeni deneyimlere, öğrenmeye daha açık ebeveynlerin çocukları doğal olarak bu beceriye daha kolay sahip olabiliyorlar. Sorular sormak, yorumlar yapmak, karşısındakinin fikrini dinlemek gibi beceriler aile içinde öğrenildiğinde daha doğal gelişiyor. Böylece öğrenme eylemi, bir tavır olarak çocuğun hayatına yerleşiyor. Bir başka deyişle meraklı çocuklar yetiştirmenin yolu, her şeyi bildiğini düşünen değil, öğrenmeye açık ebeveynlerden geçiyor.














