Motivasyon Stiliniz Çoğunuza Heyecan Veriyor mu?

0
Motivasyon Stiliniz Çocuğunuzu Heyecanlandırıyor mu?
Motivasyon Stiliniz Çocuğunuzu Heyecanlandırıyor mu?

Ebeveyn olmak pek çoğumuz için kural koymak, hedef göstermek ve çocuğumuzun performansını yorum yapmak anlamına geliyor. Biz anne babayız ve çocuklarımızın onlardan beklediğimiz işleri en kısa zamanda ve tam olarak bizim beklediğimiz şekilde, bizim kurallarımıza, değerlerimize ve düşüncelerimize göre yapmalarını istiyoruz. Onlar ise bu beklentimize surat asarak, ayak direyerek ya da omuz silkerek cevap veriyorlar. Bu direniş, kısa zamanda sonuç almak isteyen anne babaları tek bir pozisyona sıkıştırıyor. Daha fazla ekran süresi, daha fazla oyuncak gibi rüşvetlerle teklif elimizi güçlendirmek!

Evde Sözünüz Geçmiyor mu?

Çocuklarınızın sizinle sürekli bir savaş halinde olduğunu, her sözünüze karşı çıktığını ve size hiç saygı duymadığını düşünüyor olabilirsiniz. Hatta -özellikle ergen- çocuğunuz üzerinde hiç etkiniz kalmadığını düşünüp kendi ebeveynliğinizi sorguluyor olabilirsiniz.

Aslında çocuğunuzun sözünüzü dinlememesinin nedeni  size karşı çıkması, istediğiniz işi önemsememesi ya da saygı duymaması değil; onlar sadece insanoğlunun en temel güdülerinden biriyle hareket edip kendi bağımsızlıklarını test etmeye çalışıyorlar.

Peki ama onları nasıl harekete geçireceğiz? Onlar için daha iyi sonuçlar doğuracak şekilde hareket etmelerini nasıl sağlayacağız? Maalesef çocuğumuzu harekete geçirmek için geçerliliği kanıtlanmış tek bir motivasyon tekniği yok. Doğduklarında hangi konuya ne kadar ilgi duyacaklarını, hangi beceri için nasıl yönlendirilmeleri gerektiğini açıklayan bir kullanım kılavuzuyla dünyaya gelmiyorlar. Her benzersiz özelliklerle dünyaya gelip yaşıtlarından farklı şekilde dünyaya bakıyor. Çoğu zaman düşündüğümüzün tersine bir konuda ısrarcı olmak, onları ikna etmek için her seferinde yeni örnekler ya da tehditler bulmak da çocuklarımızı harekete geçirmek için yeterli olmuyor.

Özgürlükçü bir tavır çocukların kendi iç seslerini duymalarını ve kendi isteklerini farketmelerini sağlıyor.
Özgürlükçü bir tavır çocukların kendi iç seslerini duymalarını ve kendi isteklerini farketmelerini sağlıyor.

Özgürlükçü Motivasyon Dili Daha İyi Sonuç Veriyor!

Bununla birlikte yapılabilecek bazı şeyler de yok değil. Bunların başında da daha olumlu ve özgürlükçü bir motivasyon dili kullanmak geliyor. Çocuklarınızı kontrol eden, sınırlandıran ve uyaran bir dil uygulamak yerine daha özgürlükçü bir tavır çocukların kendi iç seslerini duymalarını ve kendi isteklerini farketmelerini sağlıyor. Özgürlükçü motivasyon dili  çocuğunuzun kendi iradesini geliştirmesini, seçenekler oluşturmasını ve kendi isteğiyle harekte geçmesini sağlıyor. Korumacı motivasyon ise baskı oluşturuyor, zorluyor, savunmacı duyguların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Ama gelin  önce bir basamak geriye gidelim ve insanların hangi koşullarda harekete geçebildiğini hatırlayalım.

İnsanlarda Başarı Duygusu Nasıl Oluşur?

Rochester Üniversitesi’nden  Edward Deci ve Richard Ryan kişinin kendi kendine hareket geçmesini sağlayacak üç temel anahtar  koşuldan söz ediyor: Kişisel yeterlilik, bağımsızlık ve kabul edilme duygusu. Nedir bunlar?

Yeterlilik: Kişinin hedeflediği alanda yetkin ve etkili olduğuna inanması.

Bağımsızlık: İlgili değer ve kurallarla uyumlu davranabilmek.

Kabul Edilmişlik: Kişinin kendisini önemsenmiş, anlaşılmış ve aidiyet kurmuş hissetmesi.

Bu üç temel ihtiyaç karşılandığı oranda kişi kendini geliştirme ve kanıtlama isteği duyar. Böylece ilgileri, değerleri ve yaşam hedefleri doğrultusunda içsel isteklerini fark eder; harekete geçer.

Bu üç temel ihtiyaç karşılandığı oranda kişi kendini geliştirme ve kanıtlama isteği duyar.
Bu üç temel ihtiyaç karşılandığı oranda kişi kendini geliştirme ve kanıtlama isteği duyar.

Çevresel Koşullar İkincil Etki Sağlar

Bununla birlikte kişinin kendisini geliştirme potansiyeli çevresel koşullarla bazen desteklenir bazen ise yine çevresel koşullarla söner. Anne babanın kullandığı dil, çocuklarını destekleme biçimleri, olanakları, sunulan fırsatlar ve dışındaki çevrenin sunduğu onay ve takdir kişinin büyüme fırsatlarını şekillendirir.

Özgürleştirici ve Kontrolcü Motivasyon Farkı

İşte bu basamakta çocuğunuza gösterdiğiniz bağımsızlaştırıcı motivasyon sabır, inat, esneklik, yaratıcılık, gelişmiş sezgiler ve yaptığı işten zevk almasını sağlayacaktır.

Tam tersine kontrolcü ve aşırı yönlendirici bir motivasyon ise kendisi adına düşünüp sorumluluk almak yerine itaat etme, sınırların dışına çıkamama, kendi isteklerine yabancılaşma, yaptığı işten hoşnut olmama, kendini sürece ait hissetmeme gibi sonuçlara neden olacaktır.

Eğer çocuğunuzu bağımsızlaştırıcı bir dille motive  etmek istiyorsanız aşağıdaki uygulamalar size fikir verecektir.

İçsel motivasyon kaynaklarını geliştirmeye çalışın: Öncelikle çocuğunuzun kendi ilgi ve isteklerini kesfetmesini sağlayın. Kendi tercihleriniz yerine çocuğunuzun ilgi, tercih ve isteklerine kulak verip, tercihleriyle becerilerinin uyumlu olması için onu yönlendirin.

Bambaşka alanlardaki gelişimini gözden kaçırmayın: Siz çalışmasını isterken çocuğunuz bütün enerjisini paten kaymaya mı harcıyor? Eğer paten öğrenirken nasıl bıkmadan usanmadan çalıştığını, her geçen gün nasıl ilerlediğini takdir etmezseniz çocuğunuzu kitabının başına kolay kolay oturtamazsınız.

Oysa patendeki başarısı anne babası tarafından kabul edilmiş bir çocuğun kendisine yepyeni bir gelişim alanı seçmesi daha kolay olacaktır.

Sonuçlara değil sürece dikkat edin: Çocuğunuzu takdir etmek için mutlaka büyük başarılar göstermesini beklemeyin. Gösterdiği küçük ilerlemeleri bile fark etmesini sağlayın. Böylece başarıya küçük adımlarla ulaşılacağını ona öğretin.

Maddi Ödüllerden Kaçının: Sticker tablosu, maddi hediyeler, fazladan ekran zamanı gibi dışsal ödüller kullanmayın.

Yargı değil gözlem içeren cümleler kurun: Çocuğunuza çalışmalarıyla ilgili bilgi verirken cümlelerinizi sonuca dair yargı içermeyecek değiştirin. Süreçle ilgili bilgi veren cümleler kullanın. ‘Bundan çok hoşlanmadığını görüyorum.’, ‘….. farkettim.’, ‘’..yapmayı düşünür müsün?’ gibi..

Olumsuz duyguların varlığını doğal kabul edin. Çalışmak ve emek vermek çocuklar için yetişkinler için olduğundan çok daha zordur. Çocuğunuz tepki verebilir. Size öfkelenebilir. Ayak direyebilir. Bu duyguları kişiselleştirmeyin. Çocuğunuzun kızgınlığı size değil sürece dair güvensizlindendir.

Haklı olmaya çalışmayın. Bazen çocuğunuz kendisini yetersiz, mutsuz hissedecektir. Böyle zamanları kontrolünüzü arttırmak, çocuğunuza ‘bak ben dememiş miydim..’ gibi savunmacı duyguları ortaya çıkartacak cümleler kurmayın.

Kaynak:
Deci, E. & Ryan, R. (2017). Self-Determination theory: Basic psychological needs in motivation, development and wellness.  New York, NY: The Guilford Press.
Reeves, J. (2006). Teachers as facilitators: What autonomy-supportive teachers do and why their students benefit.  The Elementary School Journal.  106. 225-236.

Önceki İçerikMatematik Düşündüğünüzden de Önemli! İşte Doğru Bir Başlangıç İçin Öneriler
Sonraki İçerikBütün Çocuklar Kodlama Bilmek Zorunda mı?
1969 Lüleburgaz doğumludur. İstanbul Üniversitesi ve Buckingham Üniversitesi’de İşletme Yönetimi eğitimi almıştır. Mesleki hayatına ‘Öğrenme’ üzerine çalışmalar yaparak başlamış, ASTD’nin Eğitim Yönetimi sertifikasını alarak Türkiye’de Kurumsal Eğitim Yönetimi, İhtiyaç Analizi, Eğitim Etkinliğinin Dört Basamaklı Analizi seminerlerini vermiştir. Bu dönemde ‘Yeniden Öğrenme’ (Nobel) adlı kitabı yayınlanmıştır. 2000-2016 yılları arasında bir özel eğitim kurumunda yönetici olarak çalışmış aynı zamanda Beyin Temelli Öğrenme, Eğitim Psikolojisi, Yetişkin Eğitimi alanında çalışmış; Fatma Gök ve Rıfat Okçabol’lun derslerine katılmış; Michael Apple, Peter Mayo, Jerrold Lyne Kachur, Mike Cole, Roger Dale, Susan Robertson, Peter Mclaren gibi eğitimcilerin seminerlerine katılmıştır. 2008-2013 yılları arasında Birgün Gazetesi Eğitim Sayfasında köşe yazıları yazmış, 2014’te Aileye Rağmen (Asi Kitap) adlı kitabı yayınlanmıştır.