Büyük Çocuk Başarıyı, Küçük Çocuk Mutluluğu Arar!

0
Büyük Çocuk Başarıyı, Küçük Çocuk Mutluluğu Arar!
Büyük Çocuk Başarıyı, Küçük Çocuk Mutluluğu Arar!

Gelelim ikinci çocuğa. İlk çocuğun ardından gelen kardeş çoğu zaman ilk çocuğun gördüğü kadar heyecan, ilgi ve sevgi bulamaz. Artık ebeveyn anne baba olma rollerine alışmış, ilk çocuklarının sorumluluğuyla da yorgun düşmüştür. Bu nedenle sonradan gelen çocuklarına aynı sabır ve ilgiyi göstermeyebilirler.

Pek çok ailede ikinci çocuk ‘arada  kaynar.’
Pek çok ailede ikinci çocuk ‘arada kaynar.’

İkinci Çocuk Aynı Heyecanı Uyandırmaz!

Pek çok ailede ikinci çocuk ‘arada  kaynar.’ Dünyaya geleceği haberi ilk çocuk kadar heyecan uyandırmaz; ailede büyük plan değişikliklerine neden olmaz. Kadın ve erkek ebeveynlik rollerini benimsemiş, alışmışlardır.

Bir başka fark ikinci çocuğa ayrılan bütçedir. İlk çocuk için yapılan harcamaların çoğu ikinci çocuk için yapılmaz. Küçükler, büyüklerden kalanlarla büyürler; giysiler, oyuncaklar, mobilyalar hep büyük kardeşindir.

İkinci çocuğa ayrılan zaman da ilk çocuğun ki gibi bol değildir. Anne babanın konuşmaya, birşeyler öğretmeye enerjisi kalmamıştır. Kitap okuma, öğrenme içerikli oyunlar ya da baş başa zaman geçirmek için ilk çocuğa severek ayrılan zamanın daha az bir kısmı küçüklere ayrılacaktır.

Öte yandan evde tüm kuralları bilen ,anne babasının ve aile büyüklerinin sevgisinden emin bir büyük kardeş vardır. İlk çocuk küçüğün gözünde kusursuz ve bilge görünecektir.

Aile içi kurallar küçük çocuklara ayrıca aktarılmaz; bunları öğretme görevi büyük çocuğa verilmiştir.
Aile içi kurallar küçük çocuklara ayrıca aktarılmaz; bunları öğretme görevi büyük çocuğa verilmiştir.

Sezgi Evde Öğrenilir

İşte ikinci çocuk böyle karışık bir ortamın içine doğar. Anne baba yorgundur. Üstelik ilk çocuktaki deneyimleriyle  küçük çocuğu kaygısız bir şekilde büyüteceklerdir.

Böylece, küçükler büyük kardeşlerinden çok daha farklı koşullarda büyüyecektir. Çevrelerinde neyi nasıl yapması gerektiğini öğretecek kimseyi bulamaz, gözlemleyerek, dinleyerek çevresindekileri izleyerek öğrenir.

Küçük çocuklar henüz genç yaşlardayken insanlarla ilgili hislerinde haklı çıkmaya başlar.
Küçük çocuklar henüz genç yaşlardayken insanlarla ilgili hislerinde haklı çıkmaya başlar.

Ailedeki Kuralları İzleyerek Öğrenirler

Yemek yemek, uyumak, tuvalet alışkanlığı gibi gelişim becerilerinde büyük çocuk rol modeli olarak gösterilir. Aile içi kurallar küçük çocuklara ayrıca aktarılmaz; bu görev de büyük çocuğa verilmiştir. Anne babalarının neleri doğru bulduğunu, ev içinde hangi kuralların işlediğini anlamak için dikkatlice çevrelerini izler.

Bu öğrenme biçimi küçük çocuğun iyi bir gözlemci olmasını sağlayacak, sezgilerini kullanma konusunda ailenin en iyisi olacak, bu başarıyla sosyal olarak da aranan, sevilen insanlar olacaklardır. Bilgilerin hazır sunulduğu ilk çocuğun tersine çoğu zaman deneme yanılmayla öğrenme becerilerini geliştireceklerdir. Bu beceriler özellikle de sosyal alanlarda onlara büyük avantajlar sağlayacaktır.

Küçükler Sevgiye İhtiyaç Duyar, Sosyalleşmeyi Önemserler

Ailenin küçükleri, çevrelerindeki insanlara, ilişkilere, duygulara ve günlük hayatın tutarlılığına dikkat eder. Arkadaş sahibi olmayı önemser, çevresindekilerle ilgili gözlemler yapar. Henüz genç yaşlardayken insanlarla ilgili hislerinde haklı çıkmaya başlar.

Aileler bu değişik ilgilerin, doğuştan gelen bir kişilik farklı olduğunu düşünseler de bu becerinin nedeni küçük çocuğun içinde yaşadığı etkileşim ortamıdır. Gözlemlemek ve sezgilerini kullanmak küçük çocukların öğrenmek için kullandıkları doğal silahlarıdır.

İlk çocuk küçüğün gözünde kusursuz ve bilge olacaktır.
İlk çocuk küçüğün gözünde kusursuz ve bilge olacaktır.

Kitaplardan Değil,  Hayattan Öğrenirler

Bu durum küçüklere somut becerilerden çok duygular dünyasının kapılarını açacaktır. Küçükler  çevrelerini büyü kbir dikkatle gözlemler; sezgi, duyarlılık ve farkındalık isteyen alanlarda başarılı olurlar. Sosyal alanlara ilgi duyar, yakın çevrelerindeki ya da ailelerindeki sorunları ustaca yorumlarlar.

Okulu değil, hayatın kendisini inandırıcı bulurlar. Akademik rekabet yaşamaktan hoşlanmaz, hayatın kendisini kitaplardaki teorik cümlelerden daha önemli bulurlar. Çoğu zaman kendi hayatlarında karşılığını buldukları dersler ve konularla ilgilenirler. Mühendislik, temel bilimler gibi sayısal alanlardan çok, sosyal bilimler, psikoloji, iletişim, güzel sanatlar gibi gözlem ve duyarlılık gerektiren meslek alanlarını tercih ederler.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz