Kavgalı Evde Büyümek: Çocuğunuz Ne Kadarını Tolere Edebilir?

Aileler İçinAyın DosyasıGenel
Bu makaleyi dinleyebilirsiniz..

Kavgalı Evde Büyümek: Çocuğunuz Ne Kadarını Tolere Edebilir?
Reklam
A+ A-
Bu makaleyi dinleyebilirsiniz

Çatışmalar her ailede yaşanır. Birbirleriyle iyi anlaşan çiftler bile zaman zaman çatışmalar yaşayabilir. Evlilik hayatının belirli dönemleri ise bu çatışmaların, tartışmaların yükseldiği özel dönemlerdir; örneğin çocukların küçük, sorumlulukların büyük olduğu zamanlarda olduğu gibi.

Çocukların hayatlarına girip eşlerin ebeveynliğe ‘terfi ettiği’ zamanlarda çatışma olasılığı yükselir; bununla birlikte eşlerin çocuklarını korumak için dikkatli davrandıklarını, kavga etmek için yalnız oldukları zamanları tercih ettiklerini de biliriz.

Ancak ne kadar dikkat edilirse edilsin anne babalarının tartışmaları çocukların zihinlerinde iz bırakır ve psikolojik durumları  etkilenir. Burada iki temel kural vardır:

  1. Uzmanlara göre çocuklar bütün tartışmalardan etkilenir ama özellikle anne babanın kendisi hakkında yaptığı tartışmalar onlarda daha fazla iz bırakır. Kavga konusunun sıklıkla tekrarlanması çocuğun o konuda kendini suçlu hissetmesine, özgüveninin azalmasına hatta kaygılı, depresif bir kişiğe bürünmesine neden olabilir. 
  2. Tartışmalar sonrasında anne ya da babanın ‘bak ben ne kadar haklıydım, aslında şunu söylemek istemiştim’ şeklinde çocuğu taraf tutmaya zorladığı kavgalar çocuk için en zor olanlarıdır.

Çocuk en çok anne ve babasının kendisi hakkında yaptığı tartışmalardan etkilenir." width="1356" height="668" /> Çocuk en çok anne ve babasının kendisi hakkında yaptığı tartışmalardan etkilenir.

Kavgalı Zamanların Mutlu Zamanlara Oranı Nedir?

Öte yandan şunun da altını çizmeliyiz: Aile içinde yaşanan tartışmaların çocuk üzerindeki olumsuz etkisi yalnız başına değil, aile içindeki olumlu ve yapıcı anların bir oranı olarak değerlendirilmelidir. Eğer kavgalar, mutlu, huzurlu zamanların sadece küçük bir oranını oluşturuyorsa bu kabul edilebilir bir düzeydedir. Genel olarak evlilikte yapıcı anların tartışmalı zamanların en az iki katı olması gerektiği düşünülür.

Olumlu ve yapıcı bir dilin kullanıldığı ailede çocuk duygusal olarak kendini güven içinde hisseder. Çocuk aile içinde kendisini kabul edilmiş, sevilmiş hissederse yaşanan küçük tartışmaların etkisinden daha kolay çıkar.

Küçük Bir çocuk Bile Kavganın Taktiğini Çözebilir!

Ancak çocuk açısından asıl önemli olan eşlerin kavga etmeleri değil; kavga ederken sergiledikleri tutumdur.  Çünkü tartışmalar, kavgalar her ailede yaşanır. Önemli olan kavganın ‘stratejisi ve hedefidir.’

Uzmanlara göre altı aylık bir çocuk bile anne babasının tartıştığını nasıl bir strateji izlendiğini anlayabilir; tartışmanın yapıcı mı yoksa yıkıcı mı olduğunu sezebilir. Eşlerin yaşadıkları olumsuz duyguyu ifade ediş şekilleri, diğer eşin dinleme ya da eleştiri biçimi, ebeveynin birbirlerini anlama ya da reddetme şekilleri önemlidir. Eşlerin kavgayı  birbirlerini anlamak, uzlaşmak, bir çözüme ulaşmak için mi yoksa çözümsüzlük için mi yaptıkları kolayca görülebilir.  Çoğu zaman yapıcı bir dille sürdürülen kavgayı izlemek çocuk için faydalı bile olabilir. Ancak saldırgan tartışmalar derin izler bırakır.

Bununla birlikte sadece tartışma sırasındaki tutuma bakarak aile içindeki ilişkilerin yapıcılığını anlayamayız. Çünkü eşlerin kavga içindeki tutumlarını yanı sıra yaklaşan bir tartışmayı savuşturabilme, günlük yaşamda yapıcı anları arttırma ve olumsuz dili azaltma gibi becerilerinin de önemini vurgulamalıyız.

Kavgalar çocukların gelecekteki kişiliklerini etkiler ve çoğu zaman düşünülenin tersine 'Çocuk bunu kolaca atlatamaz'.

Kavgalar çocukların gelecekteki kişiliklerini etkiler ve çoğu zaman düşünülenin tersine ‘Çocuk bunu kolaca atlatamaz’.

Kavgalar Gelecek Hayata İz Bırakır!

Ancak aile içindeki olumsuz ve kırıcı dilin çocuk üzerindeki etkisi çok büyüktür ve çoğu zaman düşünülenin tersine ‘çocuk bunu kolayca atlatamaz’. Bebekliğinde kavga ortamında büyümüş çocukların eğitim hayatlarında güvensiz davranışlar sergilemeleri hatta bu güvensizliğin hayat boyu sık rastlanan durumlardır.

Özellikle eşlerin saldırgan davranışları; alay etme, küçümseme, ad takma, gitmekle tehdit etme ve uzun süren küslükler çocuklarda kaygıya neden olur. Ailelerinde fazla çatışma yaşayan, olumsuz ve eleştirel dil kullanılan çocuklarda kolay öfkelenme, hiperaktivite, kurallara uymama, tepkili olma gibi davranışlar daha fazla görülürken; daha az tartışma yaşanan ailelerde çocuklar daha sakin profiller çizerler.

Anne babanın birbirlerine saldırganca davranmaları çocukların hem okula ve hem de genel olarak hayata uyumlarını güçleştirir. Uyku sorunları, baş ağrısı, mide ağrısı, sık hasta olma gibi fiziksel sonuçlar; akademik uyumsuzluk, aşırı utangaçlık hatta sosyal fobiler çatışmalı ailelerde büyümenin sonuçlarındandır.

Yapıcı Tartışmalar Eğiticidir

Yapıcı tartışmalar yaşayan çiftlerin çocuklarının da çatışma durumlarında daha yapıcı bir dil kullandıklarını görülmektedir. Çünkü çocuklar –hemen her davranışta olduğu gibi- hem kavga sırasındaki tutumlarında hem de kavga sonrasındaki fikir ayrılıklarının yönetilmesinde ebeveynlerinin tutumlarını taklit ederler.

Hatta bazı araştırmalar, kızların aile içindeki iletişim ortamından erkeklere göre daha fazla etkilendiğini de göstermektedir. Çatışmaların az olduğu ve dilin olumlu olduğu ailelerde büyüyen kızlar arkadaşlarından daha fazla özgüven sergiler; işbirliğine, iletişime daha açık davranırlar.

Eşler Olarak Ne Yapabiliriz?

  1. Özellikle çocuklarla ilgili tartışmaya başladığınızda aynı takımda olduğunuzu hatırlayın: Küçük fikir ayrılıklarınız olsa da her ikiniz de aslında çocuklarınız için en iyisini istiyorsunuz. Sakinleşip konuyu yeniden gündeme getirin.
  2. Fikir ayrılıklarının altını çizmek yerine ortak noktalarınızı bulun. Bu noktalardan ilerleyin. Sorunları çözmeye önce en küçük olanlardan başlayın. Sonra bu noktalarda yakaladığınız uyumu büyük sorunlarda da tekrarlayın.
  3. Eşinizin değiştiremeyeceği, doğrudan etkisi olmayan konularda onu suçlamayın. Sadece kendi hayal kırıklığınızı, öfkenizi belirtmek için de sert sözcükler, eleştirel bir dil  kullanmamaya özen gösterin.
  4. Hayal kırıklıklarınızı, fikir ayrılıklarınızı, size çok daha doğru gibi gözüken çözümlerinizi anlatırken saldırgan bir dil kullanmayın.
  5. Çocuklarla hayatın eskisinden çok daha karmaşık, zor olacağını başından kabul edin. Eski hayatınızda ne kadar mükemmeliyetçi olursanız olun, çocuklarınızla bu düzene girmeniz imkansızdır.
Etiketler: , , , , ,
Reklam

Yazar Hakkında

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Takipte Kalın!

Facebook sayfamızı beğenin ve yeni yazılarımızdan haberdar olun.

Bunlar da Var

En Yeniler

En Popüler

Narsist Ebeveynler Öfkeli ve Kırgın Çocuklar Yetiştirir

Narsistik Kişilik Bozukluğunun Masum İşaretleri

Son zamanlarda toplumda narsizmin yükselişiyle ilgili yazılar okuyor, çevrenizdeki insanların eskisine göre çok daha kendilerine dönük olduğunu fark ediyor ve belki de kendi kendinize soruyorsunuz: ‘Yoksa ben de biraz narsist…

Dosyalar

BÜLTENE KATILIN

E-posta listemize kayıt olarak yeni makalelerimizden haberdar olabilirsiniz.

Abone olduğunuz için teşekkürler.

Bir hata oluştu.

Reklam
Menü